AHİ EVREN (RA) ESNAF TEŞKİLATLARININ ESASLARINI NASIL YAZDI
Bir ahinin 3 şeyi açıktır:
1-Helalinden kazanmalı 2- Sanat sahibi olmalı 3-Cömert olup, yoksullara yardım etmeli 4-Namazlarını zamanında kılmalı, kazaya bırakmamalı
Bir ahi 3 şeye kapalı olmalı:
1-Gözü harama ve başkasının ayıbını görmeye kapalı olmalı 2- Dili bağlı, kimseye kötü söz söylememeli 3- Beli bağlı, fahşadan uzak olmalı.
Özetle: Ahi Evren (ra) bize 6 temel prensipte, bir esnafın nasıl olması lazım geldiğini anlattı. Esnafa düşen, şu maddeleri okur, kendine çeki düzen verir. Günümüzün ticaret erbabına bakınca, zamanında ahi teşkilatına mensup esnafların ahlakından ne kadar uzaklaştığı görülür. Bu temel prensipleri yazan Ahi Evren: şafi alimi. Tefsir, Hadis ve Fıkıh ilimlerinde söz sahibi. Müfessir Fahri Razi’den ders okumuş. Sufi Şehabettin Sühreverdiye de intisap etmiştir.
Kırşehir’de şehiden vefat etmiştir. Allah (cc) rahmet etsin. Mekânı cennet olsun. Yazımızda istedik ki, okuyan esnaf kardeşlerimize bir ikaz ve uyarı olsun. Aslında Ahi Evrenin yazdığı bu 6 temel prensip Kuran ve Sünnetten alınmıştır.
DİNİN İÇİNDEN GELEN TEHLİKEYİ BİR KERE DAHA YAZALIM
Önce Rabbimize bir dua ile başlayalım: Ya Rabbi, bizi kitabın Kuranı Kerim ve Peygamberimizin (sav) Sünnetinden ve onun yolundan gidenlerden ayırma Zatını sevdir. Sevdiklerini de sevdir. Amellerimizde kolaylık ver.
Bizleri kibir, uçup, gazap, kin afetinden koru. Dilimizi, elimizi hayra yönelt. Sen bizim Rabbimiz, biz senin kulunuz. Aciziz. Senin Rahmetine ihtiyacımız var. Bizlere dinimizi iyi anlamayı ve iyi anlatmayı, iyi şeyleri yazmayı nasip et.
İlmiyle amil olanlardan eyle. Kendisi yapmadıklarını, başkalarına yazıp anlatma hastalığından koru. Âmin.
1-Önemine binaen bir kere daha yazmak lazım gelir ki meal okuyarak, Hadisleri bir kenara bırakarak Kuranı Kerimi tam manasıyla anlamak mümkün değildir. Hadislere ihtiyacımız zaruridir. Hz. Peygamberimiz (sav) Hadisleriyle, Kuranı Kerimi açıkladı, izah etti. Kuranı Kerimin ilk müfessiri Peygamberimizdir (sav). Hadislerin çoğunu inkâr etmek, zamanla insanı tehlikeye sokar. 2- Mezhepleri inkâr edenlere şunu hatırlatmak lazım. Gerek amelde gerek itikatta mezhep imamlarımız gökteki yıldızlar gibidir. Bir ömür boyu İslam’ı tahsil etmişler ve talebelerine de öğretmeye çalışmışlardır. Binlerce talebe yetiştirmişlerdir. Onlar Kitap, Sünnet, icma ümmet, kıyası fukaha üzerinde içtihat etmişlerdir. Kuranı Kerime ve Sünnete aykırı bir beyanda bulunmamışlardır. Aslında tetkik edildiği zaman görülecek ki, temel meselelerde bir ayrılıkları da yoktur. İslam dünyası genişleyince, meseleler de çeşitlenince, Kuran ve Sünnetten delillerle, herkesin din alimi olamayacağı göz ününe alınarak, bize sadeleştirilmiş hükümlerle İslam’ı anlatmışlardır. Mezhep imamlarımız tabiinden, yani Peygamberi göreni, görmüşlerdir. Yazdıkları ile amel etmişler. Bir Müslümanın onları sevmesi dini vecibedir, bırak inkâr etmeyi 3- Tasavvufu inkâr edenler içinde şunu söylemek gerekir. Tarikat bir yoldur. Şeriat ile aynı anlama gelir. Allah’ı (cc), Peygamberi (sav) muhabbetle, marifetle, mehafetullah ile yani aşk ile Allah’ı (cc) zikretmek. Zahidane bir hayat yaşamak. Kalbe dünyayı sokmamak. Tarikatın özü budur. Kimseyi incitmemek Kimseden incinmemek. Yanlış uygulamalar bizim dışımızdadır. 4-Sahabe Efendilerimiz arasında ki birtakım olayları bahane ederek, onlara taan edenler yanlış yollardadır. Çünkü Peygamber Efendimiz (sav); ”Sahabelerim gökteki yıldızlar gibidir. Onların hangisine uyarsanız, sizi selamete götürür.” Ehli Sünnet alimlerimizin ortak görüşü: Biz Peygamberimizi (sav) sahabilerimizin hepsini ayrı ayrı çok severiz. Aralarındaki olayları da ahirete havale ederiz. Özetle söylemek gerekirse, sürüden ayrılanı kurt yer ve şaşkınlıkla yanlış yola gidenlere dua ederiz.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.