YOKSULU DOYURANA PEYGAMBERİMİZ (SAV) NE HABER VERDİ
Sahabe-i Kiramdan Ebu Hureyre (ra) anlatıyor; ” Bir gün Peygamberimizle (sav) oturuyorduk. Biri geldi. Ben açım. Peygamberimiz (sav) evine haber gönderdi, “Yiyecek bir şeyler gönderin.” Cevap geldi, sudan başka bir şey yok. Diğer eşlerine de haber saldı. Cevap aynı idi. Yiyecek bir şey yok. Peygamberimiz (sav) ashabına dönerek, “Bu gece, bu şahsı kim misafir etmek ister?” Ensar’dan biri, ayağa kalktı, ben misafir ederim Ya Resul Allah. Yoksulu alıp, evine götürdü. Hanımına, evde yiyecek bir şey var mı diye sordu. Cevap, çok az, çocukların yiyeceği kadar. Onları uyut, misafir gelince lambayı yakıyor gibi yap, söndür. Sofrada biz de yiyormuş gibi yapalım. Öyle oldu. Sofraya oturdular. Misafir karnını doyurdu. Ev sahibleri aç olarak yattılar. Sahabe ertesi gün, Peygamberimizin (sav) yanına geldi. O bir şeyler anlatmadan, Peygamber Efendimiz (sav); ” Bu gece yaptığınızdan, Allah (cc) razı oldu.” Cebrail (as), Peygamberimize (sav) böyle haber vermişti.
Bu olay üzerine Cebrail (as) Haşr Suresi 59. Ayeti getirdi. Bu Ayeti Kerimede mealen; ” Kendileri ihtiyaç içerisinde olsalar bile, başkasını daha çok düşünürler. Kendini, nefsinin arzularından koruyan kimse kurtulmuştur. “(Buhari-Müslim-Tirmizi)
Bu Ayeti Kerime, Müslümanların özelliklerinin bir tanesi üstünde duruyor. Fakiri ve yoksulu doyurmak, yedirip içirip, giydirmek, Allah (cc) rızasının oluşmasına sebep olur. Özellikle bu hususa dikkat edip, etrafımızdaki fakir, yoksul ve kimsesizlere sahip çıkmalıyız.
MESCİDDE YÜKSEK SESLE KONUŞANLARA HZ. ÖMERİN (RA) İKAZI
İslam’ın temel prensiplerinden biri edeptir. Bizde her zaman, her yerde edebi gözetmek durumundayız. Özellikle bazı mekanlar vardır ki oralarda bulunurken, sessiz olmak, kısık sesle konuşmak gerekir.
Sahabe Kiramdan Said B. Yezid (ra) anlatıyor; ” Bir gün Mescidi Nebevide ayakta duruyordum. Biri bana taş attı. Baktım Emir’ül Müminin Hz. Ömer (ra). Yanına vardım. Bana, git şu iki adamı getir dedi. Onları getirdim. Hz. Ömer (ra) onlara sordu, nerelisiniz diye. Onlar da Taif’liyiz dediler. Bunun üzerine Halife, onlara şunu söyledi. Eğer Medineli olsaydınız, Peygamber (sav) mescidinde sesinizi yükselttiğiniz için, canınızı yakmıştım.” (Buhari)
Yukarıda canlı olayda görüldüğü üzere, Kabe-i Muazzama’da, Mescidi Nebevide, Peygamber (sav) huzurunda sesini yükseltmek, bağırıp, çağırmak men edilmiştir. Günümüzde bazı kişilerin Peygamberimizden (sav) bahsederken, Salat-ü Selam getirmeden, muhterem isimlerini yalnız söylemektedirler. Bu edebe aykırıdır. Peygamberimize (sav) saygısızlıktır. Kuran ve Sünnet edebine aykırıdır. Nasıl bir anlayış ki, Rabbimizin kitabında medh ettiği, Peygamberimizi (sav) Salat-ü Selam ile anın, dediği halde aksini yapmak. Ya cehaletten veya ihanettendir. Peygamber Efendimizin (sav) adı anıldığı her zaman ve her yerde Salat-ü Selam getirmek, üzerimize bir vecibedir.
PEYGAMBERİMİZ (SAV) BİATIN (TABİ OLMANIN) ÖNEMİ
Sahabe-i Kiramden Afv B. Malik el-Eşcai (ra) anlatıyor; ” Peygamberimizin (sav) yanında oturuyorduk. 7-8-9 kişi kadardık. Peygamber (sav) bize, kendisine biat etmemizi istedi. Oysa biz, yeni biat etmiştik. Onun için, Ya Resul Allah, biz yeni biat ettik dedik. Az sonra yine geldi “Allah’ın (cc) elçisine biat etmez misiniz? “Diye 3 defa tekrarladı. Bunun üzerine, ellerimizi Peygamberimize (sav) uzattık. Peygamber Efendimiz (sav): “1-Beş vakit namaz kılmak 2-Allah’a (cc) itaat etmek 3-Allah (cc) ve Resulü yanında sesinizi alçaltmak, yani tevazu sahibi olmak. Bir şey daha söyledi. 4-Hiçbir kimseden, hiçbir şey istememek üzere biat edeceksiniz. “ Dedi. Biz de öyle yaptık. Daha sonraki zamanlarda o biatta bulunanları gördüm. O verdiğimiz sözü, o kadar dikkatle uyguluyorlardı ki bineğinin üzerinde kamçısı yere düşse, birinden istemiyor, inip kendileri alıyordu. Diğer maddelere zaten azami gayretle uyuyorlardı.”
Peygamberimizin (sav) bu tavrı, ümmetinin din konusunda canlı kalmasına ve her zaman Rabbimizin kullarını gördüğünü anlatıyordu. Ayrıca tevhid inancını da ‘Lâ İlâhe İllallah ‘diyerek sağlamlaştırıyordu. Peygamberimize Salat-ü Selam olsun. Rabbimiz Onun yolunda giden Sahabi, tabiin, mezhep imamlarımız ve bütün ehli imana rahmet etsin. Âmin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.