GÜNÜMÜZE IŞIK TUTAN HADİSİ ŞERİFLERDEN BİR DEMET
Peygamber Efendimiz (sav) buyurdular ki; “Birbirinize buğuz ve haset etmeyin. İlginizi kesip, sırt çevirmeyin. 3 günden fazla küs durmayın. Sunni fiyat artışıyla ticaretinize hile karıştırmayın.”
Peygamber Efendimiz (sav) buyurdular ki; “Mümin diğer mümin için, sağlam bir bina gibidir. Müslümanlar birbirine bağlanıp güç bulurlar.”
Peygamber Efendimiz (sav) buyurdular ki; ”Allah’ın (cc) yolunda geçen bir sabah, bir akşam dünya servetinden daha üstündür.”
Peygamber Efendimiz (sav) buyurdular ki; “İçkiden sakının. Her kötülüğün ve şerrin anahtarıdır.”
Peygamber Efendimiz (sav) buyurdular ki; “İş ehline verilmezse, kıyametin kopuşunu bekleyin.”
Yukarıda yazmaya ve özetlemeye çalıştığımız Hadisi Şerifler, cevami-ül kelim, yani az sözle çok mana ifade etme özelliği Rabbimiz tarafından, Peygamberimize (sav) verilen bir özelliktir.
Bu yukarıdaki Hadisler üzerinde derinlemesine tefekkür ettiğimizde, haset ve buğuzun kötülüğünü, müminlerin aralarında ayrılık olduğu zaman güçlerinin zayıflayacağını, İslam’ı tebliğde ve cihatta ve ilim tahsilinde bir gece ve gündüzün dünya servetlerinde üstün olduğunu, içkinin kötülüğünü, liyakatsiz insanların göreve geldiği zaman, kıyametin kopacağını işaret etmiştir.
Bu Hadislere, bugünlerde ne kadar ihtiyacımız olduğu açıktır. Günümüzde haset, buğuz, küslük, bölünmüşlük, içki ve toplumda yaptığı yaralar, ehliyetsiz insanların idareye geldiği görülmektedir. Aslında Peygamber Efendimiz (sav) bütün Hadislerinde olduğu gibi, bu beş Hadisi Şerifinde de bize yolu göstermiştir. Bunlara uyun. Toplumsal barış ve saadete erişin. Yoksa dünya size, zindan olur. Bugün ne kadar doğru olduğu, toplumdaki yaşanan olaylardan görülmektedir. Allah (cc) hepimizi ıslah etsin. Âmin.
HİKMETLİ SÖZLER VE DE NASİHATLERDEN BİR BÖLÜM
Hz. Ali (ra) buyurdu; “Dünya çöplük gibidir. Kim ona tabi olursa, sıkıntılarına da atlanmaya razı olsun.”
Dünyaya ne kadar değer verilmesi gerektiğini anlatıyor. Eğer hep dünya dünya dersek, altında kalırız. Sıkıntılar bitmez, tükenmez. Dünyaya niye geldiğimizi, imtihana tabi tutulduğumuzu unutmayalım. Çöplükte dolaşan insanların üzerine de pislik, kötü koku bulaşır. Çöplük yerine gül bahçelerinde gezmek, daha iyidir.
Sahabi ileri gelenlerinden Abdullah B. Mesud (ra);“Allah (cc) katında en büyük günahlardan biri, bir Müslümanın, bir Müslümana Allah’tan (cc) kork dediği zaman o kimsenin, sen kendine bak demesidir.”
Dost, dostun yüzüne hatalarını, eksiklerini söyler. Bunda bir mahzur yoktur. Bundan incinmemeli. Aksine o kişiye, dua edip eksiklerimiz tamamlamalıyız. Bize güzel söz söyleyene itiraz etmek, nefisten gelen bir itirazdır. Nefis de insana hep kötülüğü emreder. Unutmayalım ki, din nasihattir. İnsanın güzel söz ve nasihata ihtiyacı su ve hava kadar önemlidir.
Osmanlı Şeyhül İslamı İbni Kemal derki; “Cümle alem ehli sefer – Alem misafirhanedir- Bir Mukim (oturan) âdem bulunmaz-Hayme-i eflaktan”
Dünyanın fani olduğunu, en güzel şekilde anlatan bir ifadedir. Diyor ki, bak şu aleme, hiç ebedi kalan var mı? Yok. Gelen, gidiyorsa, bu kâinat bir misafirhanedir. Bize, dünyayı terk edeceğimizi, ahirete hazırlık yapmamızı öğütlüyor. Rabbimiz İbni Kemal ve benzerlerinin sayısını artırsın.
Hikmetzâde Abdullah Efendi dedi ki; “Günahlarımıza tövbe edelim. Şimdiden sonra bize lazım olan
gözümüzün yaşından, çemenler bitinceye kadar, başımızı yerden kaldırmamalıyız. Ey kardeşim, ağla ve secdeye kapan secdeler o kadar uzun yaşlar o kadar çok aksın ki yerde çemenler bitsin.”
Günümüzün insanı, bu ağlamaya ne kadar ihtiyacı var? Hz. Âdem (as) atamız rivayetlerde, 300 yıl ağladığı tövbe ettiği kayıtlarda yazılıdır. Ama sen yaş akmıyor dersen, kalplerimizde sıkıntı var demektir. Unutma, mahşerde, mizanda Allah (cc) için akıtılan tek bir damla gözyaşı, terazinin tartısını değiştirir. Peygamber Efendimiz (sav) buyurdular ki; ”Ağlayamazsanız, ağlar gibi yapın.” Ağlayabilmenin tek yolu, helal lokmadan geçer. Helal lokma yer, amellerimizi helal lokma ile yapmaya çalışırsak, kurtuluşa ereriz. Son söz Rabbimize aittir. Ümitsiz olmayalım.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.