İMAM GAZALİ'Yİ (RA) KISACA TANIYALIM
Muhammed B. Muhammed El-Gazali (ra) h.450-505 de yaşadı. Tus’ta doğdu. Orada vefat etti. Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Kelam ilimlerinde uzmanlaştı. Bağdat’taki Nizamülmülk medreselerinde rektörlük yaptı. Birçok talebe yetiştirdi. Yazdığı eserler, yüz yıllardır baş kaynak olarak okunmaktadır. Ehli Sünnet alimlerinin en önde gelenlerindendir. En meşhur eserleri; İhya Ulumiddin – Kimyayı Saadet – Abidler Yolu. Sufi yolda, Ali Farmedi’ye (ks) intisap etti. Uzun yıllar uzlet içinde zahidane bir hayat yaşadı.
Bir yolculuk sırasında, beraber gittiği kervan, şakiler tarafında basıldı. Israr etmesine rağmen, develer yüklü kitaplar suya atıldı. Şaki başı sordu, sen necisin? İslam alimiyim dedi. Kitapların olmayınca, ilim ne oldu? Şaki başı beni uyandırdı. Ömrünün sonuna doğru, bir Müslümanın nasıl öleceğini, bize gösterdi. Son anlarında zikir haline idi. Kuranı Kerim okudu, namaz kıldı. Duası da şöyle idi. Ey Rabbim, Malikim, Sultanım, ömrüm, emrin başım gözüm üstüne. Odasına girdi. Bir daha çıkmadı. Yanına girince gördüler ki kefenini giymiş, kıbleye dönmüş ve vefat etmişti. Vasiyeti üzerine namazını büyük alim Ebu Bekir En-Nessac kıldırdı. Ebu Bekir En-Nessac kabre indi. Cenazeyi yerleştirdi. Çıkınca yüzü sararmıştı. Sustu. Bir şey söylemedi. Çok ısrar edince anlattı. Kabre inince, hatiften(gizliden) bir ses duydum. Diyordu ki, Gazalinin elini, Muhammed Mustafa’nın (sav) eline koy. Ben de öyle yaptım. Garip, az görülen bir olay. Ancak hakikat.
İmam Gazali’ye (ra) saldıran şaşkınların derdi, onun Ehli Sünnet olmasındandır. Aslı olmayan iftiralarla, ümmetin ona olan muhabbetini azaltmaya çalışıyorlar. Beyhude bu çaba. Her geçen gün, eserleri daha çok okunuyor. Allah (cc) ona ve diğer Ehli Sünnet alimlerine rahmet etsin. Bizleri de onların yolundan ayırmasın. Mahşerde buluştursun. Âmin.
İMAM GAZALİNİN (RA) İSLAMA HİZMETİ
İmam Gazali (ra) hz.leri, felsefecilerin görüşlerini kuruttu. Sapık fırkalara karşı, cevap olarak eserler yazdı. Bazı kimseler, bu çalışmalarından dolayı onu felsefeci zannettiler. Bunun sebebi, felsefe ile tefekkür arsındaki farkı bilmemeleridir. Felsefeciler, aklı rehber edinmişlerdir. Aklının varmadıkları konuda, vahyi inkâr etmişlerdir. İslam Mütefekkirleri ise, akıl artı iman yani (vahyi) esas almışlardır. Ehli Sünnet alimleri, göz için ışık ne ise, akıl için iman da odur demişlerdir. Işık olmayınca, göz görmez. İman olmayınca, akıl doğru yolu bulamaz. Doğru yolda yürüyemez. İmam Gazali (ra) Hz.leri, filozof değil, mütefekkir müçtehit imamdır. İslam’da filozof olmaz. İslam alimi olur. Felsefe ve filozofların üstünde, İslam alimleri ve mütefekkirleri vardır. Vahye şeytan musallat olamaz. Vahyin sahibi olan Rabbimiz, ona izin vermez. Her şey akıl diyen felsefeciler, görüşlerinde hep sıkıntıya düşmüşlerdir. Hatta bazıları, aklıma yatmıyor diyerek, birçok nassı (İslam’i delilleri) inkâr etmişlerdir.
Böylece çok önemli gördüğümüz bir hususu açıklığa kavuşturmuş olduk.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun. İçinizden biri.17.07.2026