Gıpta edilen iki insan;
Biri, siz olabilirsiniz:
Peygamberimiz (sav) buyurdular ki; “Şu iki kimseye gıpta (imrenilir) edilir. 1- Gece, gündüz Kuran-ı Kerim’le meşgul olan. 2- Allah (cc) kendisine mal verdi. O malı gece, gündüz Allah (cc) yolunda harcayan."
Yine bir diğer Hadis-i Şerif’lerinde; “Sizin en hayırlınız, Kuran-ı Kerim’i öğrenen ve öğretenlerdir.”
Yukarıdaki Hadislerden anlıyoruz ki; Rızkımızı helalinden kazanmak için çalışırken, bir ansız, gecemiz ve gündüzümüz olmayacak. Her işimizde ölçü, Kuran ve Sünnet olacaktır.
Allah (cc) mal verdi. Malı sana emanet etti. Şimdi diyor ki; Emanet verdiğimden, 1/40 zekât, ayrıca sadaka, fakir ve fukaraları doyur. Cömert ol. Bunların karşılığında seni cennette ağırlayacağım. Rabbimizin sözü, haktır. Neden cennete talip olmayalım ve Peygamberimizin (sav) imrenilen diye işaret ettiği kimselerden biri olmayalım?
Onlardan biri olmak dileğiyle. Âmin.
Kalpler temiz olunca Allah (cc) kelamına doyulmaz;
Peygamberimizin (sav) muhterem damadı Hz. Osman (ra) buyurdular ki; “ Kalpleriniz temiz olsaydı, Allah’ın (cc) kelamına doyamazdınız.”
Hz. Osman (ra) Efendimizin söylediği gibi, önce tertemiz bir kalp, sonra emir ve yasaklara amade bir vücut lazımdır.
Allah (cc) öyle bir bereket ve nur verir ki, bunu ancak tadanlar bilir. Mahşerde şöyle bir tablo anlatılır: “ Mahşer kuruldu. Mizandayız. Elimizde amel defterimiz. Sağ ve solumuzda iki görevli melek. Sual üzerine sual. Çok sıkıntıdayız. Dünyada ulemanın eserlerinde okumuştuk ki, şefaat edicileri sayarken, 1- Kuran-ı Kerim 2- Peygamberler 3- Melekler 4- Şehitler ve Salih Müslümanlar 5- Başkaca Allah’ın (cc) murat edeceği kişilerdi. İşte, o anda Kuran-ı Kerim mizan başına geldi. O kul için, Ya Rabbi, beni okuyup, içindekilere uymaya çalışırdı. Ben onun affını istiyorum. Manzara müthiş. Kişi, tebessüm eder. Son söz, Rabbimizin.
Bu olay muvacehesinde, okuyucu kardeşlerimden, her gün sabah bir-iki sayfa olsun, Kuran okuyarak işlerimize başlayalım. Peygamberimizin (sav) büyük ve değerli sahabisi Abdullah B. Mesud (ra) şöyle diyor; “ Kuran-ı Kerim, kendisiyle amel edilsin diye indirilmiştir. Hâlbuki bugün insanlar yalnız onu okumayı amel edindiler. “ Bu söylenen söz, Peygamberin (sav) hemen vefatından sonra. Artık, günümüzü siz düşünün.
Özetle: Mekânı cennet olsun, büyük sahabi Kuran-ı Kerim’i çok okuyun ama anlamaya çalışın ve onunla amel edin. En doğrusu budur.
Büyük din âlimlerimiz diyor ki; “ Bir kul, Rabbini bulmak, rızasını kazanmak istiyorsa, bunun en güzel yolu, Kuran-ı Kerim ve Sünnete sarılmak. Onları anlamak ve amel etmektir.” Demek ki Rabbimizi bulmanın yolu, Kuran yolunda geçer.
Yine büyüklerimiz buyurdular ki; “ Rabbimizle konuşmak isteyen, Kuran-ı Kerim, Peygamberimizle (sav) hasbihal etmek isteyen de, Hadisleri okusun ve üzerinde düşünsün.”
Ya Rab, bizi mizanda sıkıntılı halimizde iken, Kuran-ı Kerim’i, Peygamberleri, Melekleri, Şehitleri ve Salih Müslümanları bize şefaatçi kıl. Âmin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.