İNTERNET KANALLARINDA YAŞANAN VAHŞET
Konuya girmeden önce, inancımızın temel esaslarından konuyla ilgili bazılarını özet olarak yazmaya çalışacağım.
1-Allah (cc) birdir. O her şeye kadirdir. Hiçbir şeye muhtaç değil. Her şey O’na muhtaçtır. O doğmadı ve doğurulmadı. (İhlas suresi)
2-İslam, Hak dindir. Kitabı, Kuranı Kerimdir. Peygamberi, son Peygamberdir.
3-İnsanlık Hz. Âdem (as) ile başlamıştır. İlk Peygamber Hz. Âdem (as), son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa’dır (sav).
4- Bütün Sahabileri (Ensar ve Muhaciri) çok severiz. Başta Hz. Ebu Bekir (ra), Hz. Ömer (ra), Hz. Osman (ra) ve Hz. Ali (ra) olmak üzere hepsini ve diğerlerini çok sever, Ehli Beyte, Ezvac-ı Tâhirat annelerimize sonsuz sevgi ve muhabbetimiz vardır.
5-Din ilimleri zahir ve batın şeklinde olup, biz hepsine inanır ve iman ederiz.
6-Sahabiler arasındaki ufak tefek sıkıntıları, ahirete havale ederiz. Onların hepsini ayrı ayrı çok severiz.
7-İnancımızın temel esası, Kuran ve Sünnettir. Esas olan vahiydir. Kuran ve Peygamberimiz (sav) ne haber verdiyse, şeksiz ve şüphesiz inanır ve iman ederiz.
8-Bizim imanımız gaibe olup, gördükten sonra iman, iman değildir. Eğer böyle olsaydı, firavun da Müslüman sayılırdı. firavun ve aveneleri Nil nehrinde boğulurken, gidecekleri yeri gördüler ve biz de Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Onlara cevaben Rabbimiz, “Şimdi mi? “Dedi. Gidecekleri yeri gördükten sonra, imanlarını reddetti.
9- Hz. Peygamberden (sav), Hz. Ebu Bekir (ra) ve Hz. Ali’ye (ra) manevi füyuzatla verilen bilgiler, halen devam etmektedir. Sufilik yolu, İslam’ın aşk ve muhabbet yoludur. Bu yolda olanların hepsi, Kitap ve Sünnete bağlıdır.
10-İnancımızda, aklın yeri belli bir seviyededir ve mahduttur. Orada vahiy devreye girer. Vahye şeytanın musallat olması mümkün değildir. Onun için bütün Peygamberlerin getirdikleri haktır. İncil, Tevrat, Zebur, Kuranı Kerim hepsi haktır. Ancak Kuranı Kerim müstesna. Diğerleri tahrifata uğramıştır. Bugünkü İncil ve Tevrat’ta birtakım ayetler gizlenmiş. Birtakım maddeler ilave edilmiştir. Onun için biz değişmeyen Tevrat ve İncil’e inanırız.
11-Velayet haktır. Veliler Allah’ın (cc) dostlarıdır. Onlara, bazı hallerde keramet gösterme imkanı verilmiştir. Ama yukarıda ifade ettiğimiz gibi, asıl olan Kuran ve Sünnettir.
12-Gerçek ulema ile gerçek sufi büyükler arsında ihtilaf yoktur. Kendini alim zannedenlerle, sufi zannedenler arasında birtakım tartışmalar olmuştur. Bunlar bizim dışımızdadır.
13-Mezhep imamlarımız haktır. Kitap, Sünnet, icma ümmet, kıyası fukahayı kullanarak içtihat etmişlerdir. Başta Ehli Sünnet baş imamımız İmam Azam Ebu Hanife (ra), talebeleri İmam Muhammed, İmam Ebu Yusuf, İmam Züfer, İmam Şafi, İmam Malik, Ahmet B. Hanbel meşhur olan mezhep imamlarımızdır. Hepsine muhabbetimiz sonsuzdur.
14-İtikatta imamımız İmam Maturidi ve İmam Eşari’dir. Aralarında temel farklılıklar yoktur. Onları da rahmetle anar ve severiz.
15-Kitap ve Sünnet yolunda Peygamberimizden (sav) ve Hz. Ebu Bekir’den (ra) ve Hz. Ali’den (ra) gelerek, başta Muhammed Nakşibend (ks), Abdulkadir Geylani (ks) ve benzerlerini sever, hürmetle anarız. Onlar Peygamberimiz (sav) ve ashabından sonra, yeryüzünün yıldızlarıdır.
16-İslamda cedelleşme (benim dediğim doğrudur) tartışması yoktur. İslam alimleri kendi aralarında ilmi sohbetler yaparlar, müzakere ederler. Amaç, bilmediğini karşındakinden öğrenmek, bildiği bir konu varsa karşısındakine anlatmak.
17-Akaid ve ilmihal kitaplarımızda bu konularla ilgili çok geniş bilgiler verilmiştir. Biz bir konuya dikkat çekmek için, çok az bir bölümünü, çok kısa özet olarak verdik.
Şimdi esas konuya gelelim: İnternet ve tv kanallarında din adına vahşet, artarak devam ediyor ve toplumun akaid ve ilmihal bilgilerini saptırıyor. Bugün maalesef bu yapı, toplumu dinden uzaklaştırıyor.
Bu yapılan programlar 5 bölümde dikkat çekmektedir:
1- Birinci grup, dinle ilgisi olmayan, sosyolog, psikolog, tarihçi ve felsefeciler. Bu grup din dışında bir takım mitolojik hikayeler anlatarak, özellikle sahte filozofları da delil getirerek dini münazaralar yapmaktadırlar. Bunların dini konuda, hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur ve izlenmemelidir. Bunlar Peygamberimizden (sav) bahsederken, saygısızca terbiyesiz ifadeler kullanmaktadırlar.
2- 2-İkinci grup, Hadisleri yani Sünneti, mezhep imamlarımızı inkâr edenler. Bunlar kısmen dini bilgileri olmakla beraber, bir doğrunun yanında, dokuz yanlış söyleyerek şaşkın olanlar. Bunların reklam ve tanınma endişesi ile böyle konuştukları söylenebilir.
3- 3-Üçüncü grup, saçlı, sakallı, cübbeli, sarıklı ama bir diğer hocanın aleyhinde reddiyeler yazmaktadırlar. Oturup müzakere edecekleri yerde cedelleşiyorlar. Bunların çok azı müstesna, sıkıntılıdırlar. Bu yazdıklarımız yanlış olanlarıdır. Doğruyu anlatan Kitap ve Sünneti işaret eden, çok da az olsa mevcuttur.
Şimdi bu yazdıklarımızla ilgili olarak, abd’de yapılan bir toplantı ile ilgili bir bilgi aktarmak istiyorum: Yer abd. Konu İslam’ı nasıl tahrip ederiz. Toplantıya oryantalistler, müsteşrikler (doğu ilmiyle uğraşan batılılar) ve ateistler yani misyoner papazlar. İçlerinde bir de Türk var. papazın biri, elinde Kuranı Kerim konuşmaya başlıyor, değerli misafirler, bugün bizler için çok önemli bir konuyu görüşmek üzere toplandık. Müslümanlar Kuranı Kerimi anlamadıkları halde etkileniyorlar. Bunu anlamak zor iş. (Kafir kafasıyla anlamak tabi ki zor) Kuranı Kerimi, İncil ve Tevrat gibi bozmak mümkün değil. Binlerce hafızı var. (papaz diyor ki, İncili, Tevratı bozduk. Kuranı Kerimi bozamıyoruz. Ne yapalım da bozalım)
Demek ki İslam’ı bozmaya çalışan bir küfür topluluğu her zaman var. Nihayet uzun müzakereler yapıldı. papaz sloganı bulduk dedi. Bu slogan, Kuranı Kerime uyalım. Buna hiçbir Müslüman karşı çıkamaz (papazın bilmediği bir şey vardır. Kuranı Kerimi gönderen Allah’tı(cc). Koruyucusu da biziz buyuruyordu.) Sonuçta Kuranı Kerimin mealen tercüme edilmesine karar verildi. Biri bir ermeniye biri de yahudiye tercüme ettirildi. (ermeni ve yahudinin tercümesinin nasıl olacağı belli) O kadar çok meal yazıldı ki herkes kendi görüşüne göre Kuranı Kerime uyuyordu. papaz diyor ki, toplantı bitince toplantıya iştirak eden türkün gözünde iki damla yaş gördüm. (türkün orada neden ve nasıl bulunduğu halen malum değil) İslam dışı bir papazın, bu anlattıkları bize Kuran yeter diyen arkadaşlarımızı hatırlattı. Kendilerini mealciler olarak anlatan, bu arkadaşlarımızın çok dikkatli davranması gerekir. Bizim bu konuda tavsiyemiz, hal ehli olmayan, yani yaşayışı Kitap ve Sünnete uymayan kişilerin yazdığı mealler, bizim için hükümsüzdür. Ehli Sünnet alimlerimizden Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, Ahmet Hamdi Akseki, Hadimli Mehmet Vehbi, İsmail Hakkı Bursevi’nin hazırladığı meal ve tefsirleri okuyun. Allah (cc) hepimizi şaşkınlıktan, yanlışa düşmekten korusun. Âmin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.