Hayatın İçinden Kısa Kısa - 155

Hayatın İçinden Kısa Kısa - 155

EHLİ SÜNNET ALİMLERİMİZ HİCRETİ NASIL TARİF ETTİ

Kelime anlamıyla, hicret, hayat yolculuğunda mekân değiştirip, bir beldeden bir başka beldeye gitmek diye tarif edilir. İslam literatüründe ise, hicret, Allah (cc) ve Resulünün rızasına yönelmektir. Asıl hicret, günahlardan uzak olup, Salih amellere yönelmektir.

Öyle bir dünyadan bahsediyoruz ki, orada Kitap ve Sünnete uyulur. Bütün günahların olmadığı, Salih amellerin işlendiği, manevi bir aleme hicret. Bu yolculukta, manevi ikramlar, Peygamber’in (sav) şefaati, meleklerin şefaati, Allah (cc) dostlarının inayeti ve güzellikleri vardır. Sonunda da Rıza-ı İlahi ile Cennet vardır. Allah (cc) hepimizin hicret yolculuğunu hayırlı kılsın. Âmin.

SUFİ BÜYÜĞÜMÜZ HAK DOSTU İBRAHİM B. EDHEM’İN (RA) HİCRET YOLCULUĞU

Rivayet edilir ki; İbrahim B. Edhem, Belh sultanıdır. Sarayında uyumaktadır. Gece yarısı, çatı damından sesler gelir. Uyanır ve seslenir, kim var orada? Gecenin bu saatinde ne arıyorsun? Garip bir cevap gelir, kaybolan devemi arıyorum. Sultan hiddetle, be adam damda deve aranır mı? Damdan gelen cevap, sultanı şaşırttı. Sen damda deve aranmayacağını biliyorsun da sırtında ipekli elbiseler, başında taç, elinde kırbaç, oturduğun tahtta Hakkı arayıp bulamayacağını bilmiyor musun? Bu bir.

Yine bir gün, Halife avda. Bir ceylanın peşine düşer. Uzun kovalamacadan sonra, ceylanı sıkıştırır. Okunu atmak üzere iken, ceylan lisanı haliyle, Ey İbrahim B. Edhem, sen bu dünyaya ceylan avlamaya mı geldin?

Daha önce, damdaki deve arama olayı, şimdiki ceylanın sözleri, onun başını döndürdü. Ceylanı avlamaktan vazgeçip, karşılaştığı çobana üzerindeki her şeyini, üzerindeki elbiseleri de verir. Çobanın elbiselerini giyer, yollara düşer. Hicreti Mekke ve Medine’dir.

Özetle dünya sultanlığından, manevi sultanlığa hicret eder. Bu kısmı şunun için yazdık. Allah (cc) hepimizi, günahlardan temizleyerek, Kitap ve Sünnete hicret etmeyi, Allah (cc) ve Peygamber (sav) rızasını kazanmayı nasip etsin. Âmin.

Hz. Ali (ra) buyuruyor;” Öyle kâmil (olgun) bir hayat yaşa ki, insanlar dünyada iken seni özlesinler. Vefatından sonra da sana hasret kalsınlar. “

Muhammed B. Vasi (ra) şöyle dedi;” Cennette bir adamın ağlaması ne kadar garip ise, dünyada Cehenneme veya Cennete gideceği yeri bilmeyen birisinin gülmesi de o nispette şaşılacak şeydir.”

İmam Rabbani (ra) Hz.leri buyurdu;” Ölmek felaket değildir. Asıl felaket, öldükten sonra başına gelecekleri bilmemektir.”

Şeyh Sadi (ra) şöyle dedi;” Öyle bir hayat yaşa ki, vefat ettiğin zaman insanlar: Bir güneş battı, bir yıldız kaydı diyerek seni rahmet ve hasretle yâd etsinler.”

Yukarıda büyüklerimizin ifadeleri, kalpleri titretecek niteliktedir. Günümüz insanı, nerde ağlayıp, nerde güleceğini, nasıl bir hayat yaşayacağını, özetle pusulayı şaşırmış durumdadır. Fani dünya hayatı için, ahireti unutanlar çok şey kaybettiler. Ya Rab, sen bize Zatını, Peygamberlerini, Kitaplarını, emir ve yasaklarını unutturma. Kalbiyle, ruhuyla seninle beraber olan kullarından eyle. Âmin.

Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri