CİHATTA TOZLANAN AYAKLARI CEHENNEM YAKMAZ
Tabiiinden El-Musabbih El-Mukarri (ra) anlatıyor; “ Bir bölük askerle, bizans topraklarında cihada gidiyorduk. Komutanımız, Malikti. Malik, Cabir B. Abdullah’ın yanına geldi ve sordu. Allah (cc) sana binit vermiş. Neden binmiyorsun? (Abdullah, o sırada katırın yularını tutmuş yürüyordu.) Komutana cevaben, hayvanımı dinlendiriyorum. Kimseye yük olmuyorum. Üstelik Peygamberimizin (sav) şöyle buyurduğunu işittim. “Allah (cc) yolunda ayakları tozlanan kimseyi, cehennem ateşi yakmaz.” Bu söz, komutanın çok hoşuna gitti. Bir hayli ilerledikten sonra, komutan Cabir’e tekrar seslendi. Cevap aynıydı. Bu konuşmayı dinleyen askerler, hepsi birden bineklerinden inerek, yaya yürümeye başladılar.
Rivayet edilir ki hiçbir seferde bu kadar yaya yürüyen olmadı. Bu olay bize: 1- Cihatta zorlanan, yaralanan, tozlanan ayakları Cehennem yakmayacaktır. Kuranı Kerimde Hz. İbrahim (as) Peygamberin, nemrut tarafından hazırlatılan bir ateşe atıldığı ama yakmadığı anlaşılmaktadır. Allah (cc) isterse ateşe “Soğuk ve serin ol der “ Ateşin yakma özelliğini yok eder. Bütün mesele, Rabbimize layık bir kul olmak. 2-Ordu komutanın nezaket ve feraseti dikkat çekiyor. Konuşmayı tekrarlayarak, bütün askere duyuruyor. Onlar da hayvanlarını dinlendiriyor.
Biz nefsimize soralım, İslam için ne yaptık? ne yapıyoruz? uykusuz kaldık mı? sıkıntılara katlandık mı? soruları çoğaltmak mümkün. Sonuçta ayaklarımız ateşe bile girse, yanmayacak ayaklara sahip miyiz? Sadece bir soru ve herkes cevabını kendine versin.
KADERE İMANIN ÖNEMİ
Ashabı Kiramdan Ubade B. Sabit (ra) oğlu Velid anlatıyor ;” Babam vefat etmek üzere hasta idi. Yanına girdim. Bana bir vasiyetin var mı diye sordum. Beni oturtun dedi. Oturunca şunları söyledi: Yavrum, hayır ve şerrin Allah’tan (cc) olduğuna iman etmedikçe, imanın gerçek tadını alamazsın. Allah’ı da (cc) gereği şekilde bilemezsin. “
Babama kaderin hayrını şerrinden nasıl ayırt edebilirim? Babam, oğlum şunu kesin bil: Allah’ın (cc) yazmadığı bir şey kesinlikle başına gelmez. Yazdığı her şey seni bulur. Peygamberimizin (sav) şöyle dediğini kulaklarımla duydum ;” Allah’ın (cc) ilk yarattığı şey kalemdir. Sonra Allah (cc) kaleme yaz buyurdu. Kalem ne yazayım deyince, kıyamete kadar olacak her şeyin kaderini yaz buyurdu. Kalem de o andan kıyamete kadar olan her şeyi yazdı.”
Bak oğlum, bu işin böyle olduğuna inan. Böyle iman etmeden ölürsen, cehennemi boylarsın.
Peygamber (sav) ;” Bu gerçeğe iman etmeden ölen kimse, benden değildir. “ buyurdu.
Bu çok netameli (hassas) konuyu yani kader üzerinde, Ehli Sünnet alimlerimiz eserlerinde itikat bahsinde yer vermişlerdir. Varılan sonuç şöylece özetlenebilir:
1-Allah (cc) kulları için en iyi kaderi yazmıştır. Allah’ın (cc) yazdığı kader, kulların kendileri için istediklerinden daha hayırlıdır. Çünkü Allah (cc) geçmiş ve geleceği bilir ama insanlar bilmez. 2-Allah (cc) merhamet sahibidir. Kullarına zulüm etmez. Kulların başına gelen kendi elleriyle işledikleridir. 3-Hayır ve şerri yaratan Allah’tır (cc). Çünkü yaratıcı birdir. Hayra razıdır, şerre razı değildir.
İnsanlara irade-i cüziyye vermiş. Kendi iradeleri ile şer olan yasaklanan amelleri işlerlerse bu sebeple cezalandırılır.
4-Allah (cc) kulları hakkında her şeyi yapar, sorumlu değildir. Kul ise yaptıklarından sorumludur. Öldükten sonra dirilmek, haktır. Amentümüzde 6 şart belirlidir. Ahirette, ölümden sonra dirilme, amel defterlerinin sahiplerine verilmesi, mizanda hata ve sevapların tartılması, sırat köprüsünden geçmek haktır. Şimdilik bu kadar yazalım. Detay bilgi almak isteyenler, itikat kitaplarımızdan okusunlar.
Kader konusu şeytanın, Müslümanları saptırmak için en fazla kullandığı yollardan biridir. Onun için Peygamber Efendimiz (sav) bir seferinde, sahabenin yanına geldi. Kader tartışıyorlardı. Onları yasakladı. “Dikkat edin. Sizin göreviniz Allah’ın (cc) emirlerine uymaktır.” buyurdu.
5.Halife Ömer B. Abdulaziz’e (ra) (Hz. Ömer’in (ra) torunu) sordular, sen en çok neyi seversin? Cevap, “Rabbimin bana yazdığı kaderi severim.” O halde bize düşen görev Peygamberimiz (sav) buyurduğu gibi, kader üzerinde tartışmamak. O’nun izinde giden halifenin söylediği gibi, kaderimize razı olmak. Biz son söz olarak, şunu biliriz ve söyleriz ki, Ya Rabbi, gönderdiğin Kitabına ve Peygamberimizin (sav) Sünnetine iman ettik. Bizler de yazdığın kadere razı olduk. Sen en iyi olanı, bizim için takdir edersin. Bizler de ona razı oluruz.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.