Hayatın İçinden Kısa Kısa - 112

Hayatın İçinden Kısa Kısa - 112

ŞEYHÜL İSLAM EBUSSUD EFENDİNİN BİZLERE VASİYETİ NEYDİ

1- Kimseyi ayıplama, ilim sahibi ol, ilme çalış, sohbet ehli ol.

2- Namazları vaktinde kıl, Hakka dua et Allah’ı (cc) zikret.

3- İhtiyaç sahiplerini çevirme, iyilerle dost ve komşu ol. Dünyada iyi bir isim bırak.

4- Öğrendiklerini hem öğret hem düşün.

5- Kibirlenme, kimseyi eleştirme, sertlikle konuşma.

6- Hilm sahibi yumuşak ol. Herkese yumuşak davran.

Bir Müslümanda olması gereken vasıfları saymış, adeta ummandan inciler misali, Müslümanlara lazım olan vasıfları saymış. Bize, ciltlerle kitap okuyup öğreneceklerimizi, hazır tablet halinde, sunmuş bize kalan, besmeleyi çekip, şifayı Allah’tan (cc) bekleyerek tableti içmek. Ehli Sünnet alimlerimiz, ilimleri seviyesinde söyledikleri sözler de zümrüt ve pırlanta niteliğindedir. Burada mesele, okuyucunun iyi bir sarraf gibi, kıymetli mücevherleri teşhir etmesidir. Bu altı maddeyi, tekrar tekrar okuyup tatbik edelim. Bakalım yaşantımızda bir değişiklik olacak mı? Bütün kalbimizle, olması dileğiyle.

Kısaca Ebussuud Efendiyi tanıyalım: Kendisi Şeyhülislam Kemalpaşa zade de okudu. Birçok talebe yetiştirdi. 28 yıl Şeyhülislamlık yaptı. Meşhur Süleymaniye Camiinin temelini attı. Kuran Kerim tefsiri yazdı. Bir hatırasını yazalım; “Kanuni Sultan Süleyman vefat etti. Cenaze kabre konacak. Sultanın bir vasiyeti okundu. Vasiyette, kabrine bir kutunun konmasını istiyordu. Ebussuud Efendi Şeyhülislam olarak, itiraz etti. Müslümanların kabrine bir şey konmaz dedi. Mezar başında ulema müzakere etti. Kutunun açılmasına karar verildi. Kutu açılınca, içinden Kanuninin 46 yıllık idaresi döneminde yapılan bütün işlemlere ait, Şeyhülislam Ebussuud Efendiden aldığı fetvalar vardı. Yani Sultan diyordu ki, ben İslam’a aykırı bir şey yapmadım. Bütün yaptıklarıma meşîhat makamından fetva aldım. Bunu okuyan Şeyhülislam Ebussuud Efendi ağlayarak, ey mübarek sultan, sen kendini kurtardın, Ebussuud ne yapsın? “

İslam’a uyan ve onlara yön veren Şeyhülislamlara Allah’ın (cc) selamı ve rahmeti olsun. Ümidimiz o ki, burada yazdığımız ve yazacağımız Allah (cc) dostları ile beraber bulunmak.

KEMAL EDİP KÜRKÇÜOĞLU BU İSMİ DİKKATLE OKUYUN LAZIM OLACAK

Yakın tarihimizin mümtaz simalarından olan Kemal Edip Bey Urfa’da doğdu. İstanbul’da vefat etti. (1902-1977) Babası Ömer Edip, Osmanlı mebusu. Kemal Edip Bey Daru’l Muallim de okudu. İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü müdürlüğü yaptı. Ankara İlahiyat Fakültesinde, tasavvuf okuttu. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye kurul üyeliği yaptı. Melâmî meşrep (kendini gizleme), tanınmayı ve önde görünmeyi sevmez. İnsanların yaptıklarının, en az bazılarının Rabbi ile kendi arasında kalmasını ister. Bir hitabesinde şöyle diyor: “Yüz okuyup, bir yazmalı. Yüz yazıp, bir neşretmeli.” Sufî meşrep. Manevi dersini Üstadımız Mahmud Sami Ramazanoğlu (ks) Hz.lerinden almıştır. Konya ziyaretinde, İmam Hatip Okulunu ziyaret etmiş. Biz de kendisini, o tarihlerde görmüştük. (1958-59) Siması güzel. Edep ve terbiye timsali, Muhammedî meşrep bir insandı.

Bir hatırasını anlatmak istiyorum: Üstad bir ara hastalanır. Hastaneye tedavi için yatar. Yapılan tetkiklerde, mide kanseri olduğu, metastaz yaparak vücuda dağıldığı anlaşılır. Sıkıntılı bir durum. Bu ara, yedi yıldır yazmaya çalıştığı bir naâtı (Peygamberimizi (sav) anlatan şiiri) vardır. Ama tamamlayamamıştır. O gece hastanede, Ya Rabbi, biliyorsun Peygamberime (sav) bir naât yazıyorum. Tamamlamama izin ver. Ne kadar ömür lazımsa, onu ver. O gece, Peygamberimizi (sav) rüyasında gördü. Peygamberimiz (sav) kendisine, “Evladım, neyin var?” Peygamberimize (sav) durumu anlattı. Peygamberimiz (sav) sırtını ve göğsünü sıvazladı ve “Kemalime şifa ver” dedi. Sabah uyanınca, kendini çok iyi hissetti. Hastaneden çıkmak istedi. Doktorlar izin vermediler. Tetkikler yenilendi. Hayret, her şey yolunda ve iyileşmişti. Taburcu oldu. Naâtını tamamladı. Bu arada daha acîp bir şey oldu. Yazdığı naâtı, Üstadımızın damadı Ömer Kirazoğlu’na verdi. Ona, bu naâtımı, Peygamberimizin (sav) huzurunda lütfen oku. Hürmetimi ve selamımı ilet dedi. Naâtı okuyan Ömer Kirazoğlu Bey, çok hislenmiş ve ağlamıştır. Kendisi Medine’de mimari çalışmalar yapıyordu. Bu arada Medine-i Münevvere’ye gelince Ravza’ya uğradı. Peygamberimizin (sav) kabri başında, naâtı gözyaşları içinde okudu. Selamı iletti. Saatine baktı. Otele gelince emaneti yerine getirdiğini söylemek üzere, Türkiye’ye telefon açtı. Maksadı emaneti yerine getirdiğini söylemekti. Telefona oğlu çıktı. Babam öldü, sizlere ömür dedi. Saatime baktım. Ben naâtı okuduğum saatler, aynı saatti. Üstadımızın duası kabul olmuş, naât tamamlanınca, (Peygamberimize (sav) iletilince) ömrü tamamlanmıştı.

Fazlaca taaccüp edilecek bir şey yok. Peygamber (sav);” Kişi sevdiği ile beraber.” buyurmadı mı, Edip Hocamızın duası, Peygamberimizin (sav) himmetiyle kabul edilmişti. Canlı yaşanan bu hatıra, kesin olup, râvileri çok sağlamdır. Zaman içinde zaman, mekân içinde mekân yaratan Allah’tır(cc). Bütün olanlar, onun güç ve kudret elindedir. Ya Rabbi, biz Zâtını seviyoruz, senin sevdiklerini de seviyoruz. Bizi bu sevgiden mahrum etme. Kemal Edip hocamız ve Ömer Kirazoğlu hocamıza binlerce rahmet olsun.

Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri