Upuzun bir yol, tekdüze yol kenarları ve sessizlik. Düşünmek için insana iyi bir fırsattır bu kombin. Camdan hızla geçen ağaçları, arabaları izlemek hayatın anlamını kavramaya yardımcı bile olabilir.
Biz bir yoldayız. Bu yolun adına “Dünya” diyoruz. Bizim hızımıza göre değişiyor her şey. Hızımızı eğer doğru ayarlayabilirsek hayatta istediğimiz başarılara ulaşabiliriz. Hızlı ya da yavaş yaşamak bir gerçeğin önüne geçemiyor maalesef. Bunu hepimiz biliyoruz.
Bir hayattır yol. Bizi geçenler ya da bizim geçtiklerimizden oluşur bütün yollar. Eğer yavaş olursak fırsatlar solumuzdan son hızla geçer ve gider. Elimizden yapacak bir şey gelmez. Arkalarından bakarız sadece. Üzülürüz. Daha da yavaşalarız belki. Belki de bu bizim gaza basmamız gerektiğine bir işarettir ve yeniden umutla gaza basarız. Eğer hızlı olursak fırsatların yanından bir rüzgar gibi geçeriz. Ne onlar bizi görür ne de biz onları. Yolun sonuna vardığımızda ise elimizde bir şey olmadığını görürüz. Geri dönüş hakkı verilmemiştir bize. Ya yeni bir yola çıkılacaktır ya da uzun bir dinlenme başlayacaktır.
Hızlı ya da yavaş dedik çünkü ortada yaşamamız beklenmiyor bizden. Hızlı ya da yavaş. Hâlbuki ortada yaşamak bizi daha başarılı kılabilir. Ortada olursak her şeye yakın olmaz mıyız? Şimdi diyeceksiniz ki ne olduğu, ne düşündüğü belli olmayan bir birey olarak mı yaşayacağız? Tabiî ki hayır. Ortada olmak düşüncesi ve fikirleri oluşmamış demek değildir. Elbet ortada olanların da düşünceleri vardır fakat daha ılımlıdır. En iyi fikirler onlardan çıkar mesela. Çünkü düşüncelere eşit mesafededirler ve sentez yapma görevini hakkıyla yerine getirirler.
Duygularımızı yaşarken de ortada olmak her zaman iyidir. Ne tam mutlu ne de tam üzgün olmalıyız. Her an her şeyin olabileceğinin bilincinde yaşamalıyız. Bu paranoyaklık değildir. Her hayırda bir şerrin, her şerde bir hayrın olabileceği görüşüdür. İyi bir Müslüman bu ayrımı yapabilir ancak. İslamsız bir toplumda bu yoktur. Onlar duygularını en uç noktalarda yaşarlar. Ya tam mutludurlar ya da tam üzgün. Ya tam sinirli ya da tam memnundurlar. Tam olarak yaşarlar her şeyi. İşte bu yüzden aile, akrabalık, arkadaş ilişkileri sıkıntılıdır onların. İntihara meyilli doğar, büyür ve ölürler. Siyasetin, ekonominin ve dünyanın tam göbeğindedirler ama ortada değillerdir.
Yazının başından beri ortada olmak gerektiği görüşünü savundum şimdi de bazı konularda taraf olmak gerekir desem bana kızmazsınız değil mi?
Müslüman taraflı olmalıdır aynı zamanda. Zalimin, zulmün ve işkencenin tam karşı tarafında olmalıdır. Hakkın ve adaletin hakim kılınması için hayatının sonuna dek davasında ayağının sabit kalması gerekir. Müslüman kardeşlerimizin üstündeki kara bulutların dağılıp güneşli günlere kavuşması için gözyaşı dökmesi gerekir. Sadece bu düşüncelerle değil somut olarak da onların yanında olduğunu göstermesi gerekir.
İşimiz biraz zor. Ortada olacağımız ya da taraf olacağımız konuları iyi seçmeliyiz. Tercihlerimiz bizim ve tüm dünyanın düzenini değiştirecektir. Kurtuluş bizdedir. Bizimle beraber tüm İslam alemi de kurtuluşa erecektir.