Havada Aşk Kokusu Vardı

Havada Aşk Kokusu Vardı

Yürüyüş yaparken, bir apartman önünde, elinde güllerden oluşmuş bir buket olan çiçekçiyi görüyor. Çiçekçi telefonla, muhabbetin adresini arıyor belli.

Adam, çiçekleri yere indirdiği ve görüş mesafesinde olduğu için, özellikle karta dikkat ediyor.

Üzerinde büyük harflerle “Seni Seviyorum Canım” yazılmış. Belki, bir evlenme yıldönümü, belki yaş günü…

Bir hatayı telâfi veya saklama niyeti yahut gerçek bir sevginin kalıplaşmış âleti. Adet bile olsa ne kadar zarif diye düşünüyor.

“Sevgilisi de olabilir” diye mırıldanıyor içinden.

Kendine sunulmuş gibi garip hislere kapılıyor. Sevgi sözcükleri nerde olursa olsun, kalbini vuruyor, gönlüne yazılıyor.

Düğünler, çocuklar, gençlik onun…

Aşklar onun, divanelikler onun…

Cazibeli sayfalar, saadetli dilimler, hediyeler; bazen bir şeye üzüldüğünde Tanrı’nın gönül alması…

Okşayışlar, üzüntülerdeki teselliler.

Gamın, musikiye dönüşmesi.

“Kahrın da hoş, lütfun da” diyemiyor. Muhtemelen selim bir kalple, ömür boyu söyleyemeyip; böyle bir seviyeye erişemeyecek ama kendisine duyurulanlar da müstesna bir zevk veriyor.

Başkasına bile olsa, kalp o duyguyu “ötekinden” ya da Aslî Merkez’den alıyor, paylaşıyor, anlıyor.

Gönlü hep çiçeklense.

Keşke, havadaki aşk kokusunu her an yakalayabilse…

***

Belki bazen hadisenin kabuğu değil de, içindeki özü görmeye meylediyor, gözlük değiştiriyorsunuz veya teşvik ediliyorsunuz diyelim.

Tüm nesnelerin varlıkların bir seslenişi, katmanları mevcut.

Oradan bir hisselenme görülüp, dünyevî vukuatlara karşı herhangi bir teselli payı, bir direnç veya merkezi bir nokta fark edilebiliyor.

Onu görmek; sizi çiçeğin sahibinden, gideceği evden daha mutlu kılabilir. Yahut Mülkün Sahibi ’ne yönlendirebilir.

Okuma yüzleri, perdeler çeşit çeşit.

Sayfa sesini dinlemek, hangi yaprakları çevireceğinizi, hangi cümlelere odaklanıp, nerelerin altını çizeceğinizi, nelerle kanatlanacağınızı bazen siz tespit ediyorsunuz.

***

Keşke, havadaki aşk kokusunu her an yakalayabilse…

Eline bir kitap aldı, biraz sarhoşluk ne iyi gelirdi:

“Aşk Meclisine girdi Ahmed Sem’ânî:

“Allahu Azimuşşana yemin ederim! Cennetin kıymetini Âdem’in avucuna koydular. Var olan şeyler içinde Cennet’ten daha güzel kız yoktu; onun öyle güzel bir yüzü ve büyüleyici güzelliği vardı ki! Ama Âdem’in özlemini çekip çeviren güç Görünmeyen Gayret’in dünyasından içeri girdi. O, Cennet’in bedelini eliyle ve değerini terazide tarttı.

Cennet, “Bu yüzsüz adama katlanamam!” diye bağırmaya başladı.

Ey soylu genç, eğer yarın Cennet’te gider de kalp gözünün köşesinden ona bakarsan, gerçekten, gerçekten, Âdem’in özlediği şey de umduğunu bulamayacaksın. Babanın bir buğday tanesine sattığı şey: sen niçin oraya yerleşmek isteyesin ki.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri