Hanımeli

.
Konyaspor’un galibiyetine hanım eli değdi. Konyaspor’u sezon başından beri izliyoruz bu denli etkili, bu denli gürültülü taraftar desteği hiç görmedim.
Basının oturduğu yer kapalı tribünün ortası, dolaysıyla bayanların, çocukların yaptığı tezahüratların, gürültünün de ortasındayız.
Öyle bir gürültü var ki yanımdaki Sabit Horasan’ın konuşmasını duyamıyorum o derece. Etkilenmemek mümkün değil, hatta bazen Konyaspor’un pozisyonlarını kaçırıyorum.
Yerime oturduğumda çoğunlukla bayan ve çocuk seyirciler var, küfürsüz bir maç izlerim diyordum ki, bayanların kendilerine has sitemli tezahüratları beni güldürdü.
Her neyse yinede onlara teşekkür etmek gerekir bu denli 90 dakika susmayan bir desteğin futbolcu üzerinde bıraktığı psikolojik etkiyi bilirim. Hele takımımızın yarısı gençse motive etmemesi mümkün değil, hatta öyle motive olmuşlar ki, sahadaki oyun birazda egoizmin öne çıkmasıyla bireyselleşti.
Takım savunması yaparken yardımlaşma artık tam anlamıyla oturdu, ancak hücumdaki yardımlaşma bu maçta daha da belirgin bir şekilde gözüktü. Tamam üçüncü bölgede hocalar ‘bireysel becerinizi gösterip adam eksilterek gol bölgesine en kısa zamanda girin’ derler ancak, ‘gol eylemini gerçekleştirirken de sizinle aynı takımda oynayan, forma rengi aynı takım arkadaşınızla yardımlaşarak oraya kadar zahmetlerle götürdüğünüz topu rakip filelere gönderin, ne taraftarlara dokuz doğurtun ne de siz iki ayağınızı bir pabuca sokup telaşlanın.’
Bilmiyorum haberimiz yokken federasyon yeni bir uygulamamı başlattı? Kim ki kendi uğraşlarıyla getirdiği topu gol yaparsa, iki gol sayılır, pas vermediği arkadaşlarına da en fedakar destekçi ödülümü veriliyor bilemiyorum.
Benim oynadığım zamanlarda da böyle arkadaşlarım olurdu, ama ben yanına gider ‘bak arkadaşım oksijen yetersizliği senin hafızanı etkilemiş, ama ben senin takım arkadaşınım, bak formamızda aynı gördün mü’ derdim.
Bu maçta da Robak 34. dakikada Gökhan’a çıkartması gerekirken vermeyip direği nişanlaması affedilecek gibi bir şey değil. Henüz durum 0-0’ken bunu yapmak, bir profesyonele yakışmadı. 
Dakika 49 işte yardımlaşmanın ürünü 1-0 öne geçiyoruz. Tam Ali Dere’ye uygun bir kanat organizasyonu, rakip savunmanın arkasına Ali’nin önüne bir top atılıyor,  Ali’yi yakalamak mümkün değil, 4. viteste kale önüne geliyor ve Recep'e alda at dercesine önüne topu bırakıyor Recep’de öyle yapıyor ve 1-0.
Ama aynı Ali Dere 29.dakikada direğe nişanladığı topu Gökhan abisine kesebilirdi. İşte bu egoizm bir hortladı mı arkası geliyor. Robak en az 4-5 kere çok müsait durumlarda Gökhan ve Ali Dere’yi es geçti, özellikle Gökhan’a çıkartmadığı toplar Gökhan’ı çileden çıkarttı. Özellikle 66.dakikada yine rakip sanki gol atabilecek gibi öne çıktığı bir pozisyonda arkasına atılan topu Robak aldı götürüyor, arkasındanda Gökhan kardeşim futbolun gereği olarak doğrusunu yaparak onunla birlikte 50 metre depar atarak pozisyonunu alıyor, ancak.Robak ayağını çarşafa dolaştırıyor.
Daha  sonrada top Gökhan’ın önüne geliyor.  Bu oyuncu ‘beni oynatmadınız küstüm işte’ diyerek topu kaleciye teslim ediyor ve dönüyor.
İyi ki erkek taraftarlar yoktu, hem saçlarını yolarlardı hem de Gökhan’a sitem ederlerdi.
O zaman bu maçın özetini şöyle yapalım; Tribünde curcuna, saha zemini buz, kaçan gollere istediğin kadar kız, yinede 3 puan aldık biz. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri