Düzenlenen basın toplantısında platform üyeleri adına konuşan Avukat Süleyman Küçüksucu, Türkiye'de yargı sisteminin çöktüğünü ve bu tıkanmanın en büyük müsebbibinin yüksek yargı olduğunu iddia etti. Yürütme organı tarafından konuyla ilgili bir takım düzenlemelerin Meclis'e sunulduğunu ve Meclis komisyonunda kabul edildiğini dile getiren Küçüksucu, "Ancak Meclis komisyonunda görüşmeler yapılırken bir taraftan bir parti temsilcisi, yapılacak değişiklikler sebebiyle direnme, yani isyan hakkının olduğunu
söylerken, bir takım üst yargı organı yetkilileri ise yeni daire açılmasına gerek olmadığını, özverili bir çalışma ile dosyaların bitirilebileceğini söylemektedir. Aklımıza ister istemez, şimdiye kadar nasıl çalışıldığı sorusu geliyor. Yargıtay eski başkanlarından birisinin yaptığı açıklama, nasıl çalıştıklarını ve bozulmanın nasıl oluştuğunu göstermektedir. Hakimler, vicdanları ile cüzdanları arasında sıkıştırılmaktadır. Yargının siyasallaştığından bahsedenlerin, öncelikle yargının temizliğe, şeffaflığa, tarafsızlığa ve bağımsızlığa ihtiyacı olduğunu görmeleri gerekir" dedi.
Yapılacak değişikliklere karşı çıkanların korkusunun yüksek yargıda oluşturulan kast sisteminin yeni atanacaklar ve açılacak dairelerle delinmesi olduğunu savunan Küçüksucu, "Meclis Adalet Komisyonu'nda direnme talebinde bulunan milletvekili, bu talebi yapmadan önceki günlerde basına yansıyan ve kendisine ait olduğu iddia edilen ses kaydında, bir yüksek yargı mensubu ile bir dava hakkında, davanın istedikleri gibi sonuçlanması için taktiksel konuşma yaptıkları ifade edilmektedir. Son günlerde yine yüksek yargı mensubu ile bir şahıs arasındaki görüşme basına yansımış ve kıymetli zevat, 'Bozma mı istiyorsun onama mı' diye sorarak bozma kararı verilmişti. Bu anlatılanlar yaşananlara kıyasla okyanustaki damla gibidir. Yıllardır mesleğini ifa eden meslektaşlarımızın karşılaştığı haksızlıklar anlatılsa feryatlar göğe yükselir. Biz avukatlar da çok iyi biliyoruz ki, yüksek yargı artık iddia ettikleri gibi temiz değildir" şeklinde konuştu.
söylerken, bir takım üst yargı organı yetkilileri ise yeni daire açılmasına gerek olmadığını, özverili bir çalışma ile dosyaların bitirilebileceğini söylemektedir. Aklımıza ister istemez, şimdiye kadar nasıl çalışıldığı sorusu geliyor. Yargıtay eski başkanlarından birisinin yaptığı açıklama, nasıl çalıştıklarını ve bozulmanın nasıl oluştuğunu göstermektedir. Hakimler, vicdanları ile cüzdanları arasında sıkıştırılmaktadır. Yargının siyasallaştığından bahsedenlerin, öncelikle yargının temizliğe, şeffaflığa, tarafsızlığa ve bağımsızlığa ihtiyacı olduğunu görmeleri gerekir" dedi.
Yapılacak değişikliklere karşı çıkanların korkusunun yüksek yargıda oluşturulan kast sisteminin yeni atanacaklar ve açılacak dairelerle delinmesi olduğunu savunan Küçüksucu, "Meclis Adalet Komisyonu'nda direnme talebinde bulunan milletvekili, bu talebi yapmadan önceki günlerde basına yansıyan ve kendisine ait olduğu iddia edilen ses kaydında, bir yüksek yargı mensubu ile bir dava hakkında, davanın istedikleri gibi sonuçlanması için taktiksel konuşma yaptıkları ifade edilmektedir. Son günlerde yine yüksek yargı mensubu ile bir şahıs arasındaki görüşme basına yansımış ve kıymetli zevat, 'Bozma mı istiyorsun onama mı' diye sorarak bozma kararı verilmişti. Bu anlatılanlar yaşananlara kıyasla okyanustaki damla gibidir. Yıllardır mesleğini ifa eden meslektaşlarımızın karşılaştığı haksızlıklar anlatılsa feryatlar göğe yükselir. Biz avukatlar da çok iyi biliyoruz ki, yüksek yargı artık iddia ettikleri gibi temiz değildir" şeklinde konuştu.