Son dönemde enflasyon artışıyla orantılı olarak gıda fiyatlarında yaşanan anormal yükselişler, vatandaşı ucuz alternatifler aramaya iterken fırsatçı gıda üreticilerine de gün doğurdu.
Tüketicinin alım gücünün gıda fiyatlarındaki artış hızına yetişemediğini ifade eden Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Hulusi Ada, piyasadaki taklit ve tağşiş olaylarının daha önce görülmemiş seviyelere ulaştığını vurguladı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın belirli aralıklarla ifşa ettiği listelerin tehlikenin boyutunu gözler önüne serdiğini belirten Ada, "Tüketiciler olarak özellikle 'aşırı ucuz' ürünlere karşı azami dikkat göstermek zorundayız" diye konuştu.
'GIDA FİYATLARINDAKİ UCUZLUK YÜZDE 90 HİLE ANLAMINA GELİYOR'
Piyasadaki fiyat dengesizliğine değinen Hulusi Ada, "Tüketiciler raflardaki ürünleri mutlaka muadilleriyle kıyaslayarak satın almalı. Bir ürünün piyasa ortalamasının çok altında satılması tesadüf değildir. Alım gücü düşen vatandaş doğal olarak en ucuz ürüne yöneliyor. Ancak günümüz şartlarında bir ürün muadillerine göre çok ucuzsa, bu durum o ürünün büyük ihtimalle bir hile barındırdığı anlamına geliyor. Ne yazık ki şu an piyasadaki aşırı ucuz gıda ürünlerinin yüzde 90’ı hileli. İnsanlarımız ucuz gıda alayım derken maalesef ne idüğü belirsiz maddeleri tüketmek zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı.
'TEREYAĞI DİYE MARGARİN, BAL DİYE GLİKOZ YEDİRİYORLAR'
Taklit ve tağşişin tam anlamıyla vatandaşın cebinden parasını çalmak olduğunu sert sözlerle dile getiren Gıda Mühendisleri Oda Başkanı Ada, gıda sahtekarlarının en çok başvurduğu yöntemleri örneklerle anlattı. Ada, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü: "Taklit ve tağşiş işleminde ürünün doğallığı ve orijinalliği tamamen bozuluyor. Üretici maliyeti düşürmek için her yola başvuruyor. Örneğin; katıksız tereyağı diye aldığınız ürünün içerisine ucuz margarin katılıyor. Vatandaş tereyağı lezzeti ve kalitesi bekleyerek kilosuna 600 lira veriyor ancak gerçekte 200 liralık margarin yiyor. Ya da bal alıyor; balın içine glikoz şurubu katılıyor. Glikozun maliyeti 10 lirayken, bal 100 lira. Vatandaş 100 lira ödüyor ama glikoz tüketiyor. Zeytinyağı keza aynı durumda... İçine ucuz pamuk yağı veya kanola yağı karıştırılarak kalitesi düşürülüyor. Bu durum zararlı kimyasaldan ziyade, ucuz gıdalarla maliyetin düşürülmesi ve vatandaşın doğrudan maddi zarara uğratılmasıdır. Kısacası gıda üreticileri vatandaşın cebindeki parayı açıkça gasp ediyor."
'PAZARDAN DÖKME VE AÇIK ÜRÜN ALMAYIN!'
Gıda güvenliğini sağlamak adına tüketicilerin alışveriş yaparken dikkat etmesi gereken altın kuralları sıralayan Hulusi Ada, özellikle açıkta satılan ürünlere karşı vatandaşları uyardı. Pazar yerlerinde satılan dökme ürünlerin hileye son derece açık olduğunu hatırlatan Ada, "Vatandaşlarımızın birincil önceliği ambalajlı ve etiketli ürün tercih etmek olmalı. Pazar yerlerinde açıkta satılan, kaynağı belirsiz, dökme ürünlerden kesinlikle uzak durulması şart. Ambalajlı ve etiketli gıdalarda karşınızda yasal bir muhatap vardır. Ürün etiketinin üzerinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen İşletme Onay Numarası veya üretim izin numarası bulunmak zorundadır. Bu numarası olmayan hiçbir gıda maddesi satın alınmamalıdır. Ayrıca etiket üzerindeki 'İçindekiler' kısmı çok dikkatli okunmalı. Tüketiciler içindekiler kısmını inceleyerek ne yediklerini kontrol altına alabilir ve kendilerini koruyabilirler" şeklinde konuştu.
'CEZAYI ÖDERİM, HİLEYE DEVAM EDERİM' DİYORLAR'
Tarım ve Orman Bakanlığı kontrol görevlileri tarafından yürütülen denetimlerin son yıllarda ivme kazandığını ancak mevcut şartlarda yetersiz kaldığını vurgulayan Hulusi Ada, "Denetimlerde ilerleme var fakat yeterli değil. Daha sık denetim yapılması ve en önemlisi çok daha caydırıcı cezaların verilmesi gerekiyor. Bir hilekarın sahtekarlıktan kazandığı para, yediği cezadan katbekat fazla olduğu sürece bu düzen değişmez. Sayılarla konuşacak olursak; adam bir tonluk kamyon dolusu hileli mal satıyor ve büyük paralar kazanıyor. Yediği ceza ise o bir kamyon maldan kazandığı paranın onda biri bile değil! Hal böyle olunca üretici 'Ben cezayı öderim, hile yapıp para kazanmaya devam ederim' diyor. Caydırıcılık için cezanın, hileden kazanılan paranın en az iki katı olması şarttır. Yaptırımlar ağırlaşmadıkça bu sahtekarlığın önüne geçilemez" dedi.
'DENETİMLERİN BAŞINA GIDA MÜHENDİSLERİ GEÇMELİ, KAMUYA ATAMA YAPILMALI'
Açıklamalarının son bölümünde halk sağlığının ve gıda güvenliğinin teminat altına alınabilmesi için yetkililere ve devlete çağrıda bulunan Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Hulusi Ada, Bakanlık bünyesindeki denetçi kadrolarının yapısına dikkat çekti. Ada, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: "Halk sağlığı ve gıda güvenliği hepimizin ortak geleceğidir. Bu denetimlerin daha etkin, teknik ve sağlıklı yapılabilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde Gıda Mühendislerine çok daha fazla yer verilmesi şarttır. Şu anda kamu denetimlerinde gıda mühendisleri aktif rol alsa da bu sayı kesinlikle yeterli değildir. Bakanlık alımlarında ne yazık ki gıda mühendislerinden ziyade daha çok veteriner hekim ve ziraat mühendisi istihdam ediliyor. Bizim devletimizden ve ilgili yetkililerden talebimiz nettir: Gıda güvenliğini tam anlamıyla sağlamak istiyorsak, kamuya daha fazla Gıda Mühendisi ataması yapılmalı ve gıda denetimleri asıl uzmanlık alanı gıda olan profesyonellere, yani işin ehline verilmelidir. Ancak bu şekilde sofralarımıza güvenle oturabilir ve halk sağlığını koruma altına alabiliriz."