Türkiye uzun süredir hayvan ithalatı yapıyor. Güney Amerika ile başlayıp Avrupa'nın birçok ülkesinden büyükbaş hayvan ithal ediliyor. 5,5-6 Euro'ya alınan etler, kasaplarda 1000-1200 liradan satılıyor. Bu durum soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Hem yargıya yansıyan operasyonlar hem de kamuoyuna düşen müfettiş raporları, bu sistemde ciddi 'gri alanlar' ve haksız kazanç kapıları olduğunu gösteriyor.
İthal et sektöründeki usulsüzlük ve rant ağları temel olarak birkaç büyük damardan besleniyor.
"SUNİ MAL YOKLUĞU" VE FİYAT MANİPÜLASYONU
Daha çok yeni, Mart 2026'da Ankara merkezli çok büyük bir "et fiyatları manipülasyonu" operasyonu yapıldı. Aralarında denetimleri önceden haber veren bazı kamu görevlilerinin de olduğu onlarca kişi gözaltına alındı.
Sistem şöyle işliyor: Büyük ithalatçılar ve tedarikçi firmalar, piyasada et olmasına rağmen "mal yok" veya "kesime hayvan gelmiyor" diyerek piyasaya arzı fiilen durduruyorlar.
Fiyatlar suni olarak tavan yaptığında, ellerindeki ucuz ithal eti fahiş kârlarla piyasaya sürerek haksız kazanç elde ediyorlar.
SİYASİ BAĞLANTILI FİRMALARA ADRESE TESLİM İHALELER
Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) yurt dışından (özellikle Macaristan, Polonya, Fransa gibi ülkelerden) et alırken yaptığı sözleşmeler sık sık yolsuzluk iddialarının odağında yer alıyor. Muhalefetin ve ekonomi yazarlarının resmi belgelere dayandırarak ortaya çıkardığı üzere; milyonlarca Euro'luk et ithalatı ihaleleri, ihale açılmadan ya da "adrese teslim" özel şartnamelerle hep aynı paravan veya arkası güçlü şirketlere veriliyor. Avrupa'dan 5.5 - 6 Euro'ya alınan etlerin aracı şirketler üzerinden devlete nasıl faturalandırıldığı, aradaki komisyonların kimlerin cebine gittiği hâlâ en büyük tartışma konularından biri.
İTHAL ETİ "YERLİ ET" GİBİ SATMA VURGUNU
En çok dönen haksız kazanç yöntemlerinden biri de "etiket oyunu." Büyük zincir marketlere veya belirli et işleme tesislerine piyasayı regüle etsin (halk ucuz et yesin) diye 510 TL'den teslim edilen ithal karkas etler, bir şekilde sistemin arkasından dolanılarak "yerli besi dana eti" gibi gösteriliyor.
Et ve Süt Kurumu'ndan ucuza alınan bu etler kasap reyonlarında ya da restoran zincirlerinde yerli et fiyatına (kilosu 1.000 - 1.200 TL'ye) eritiliyor. Yani devletin vatandaşı korumak için sağladığı ucuz et, aradaki bazı açgözlü aracıların ve firmaların kasasını dolduruyor.
HALK SAĞLIĞI SKANDALLARI
İşin en acı kısmı ise sadece para değil, halk sağlığıyla da oynanması. Son CİMER ihbarları ve savcılık soruşturmalarında ortaya çıktı ki; yurt dışından ucuza kapatılan hastalıklı, kullanım süresi geçmiş veya nakliye esnasında bozulan (soğuk zinciri kırılan) karkas etler imha edilmesi gerekirken, rüşvet ve sahte belgelerle denetimlerden kaçırılarak piyasaya sürülüyor. Bu etler genellikle sucuk, salam, sosis gibi şarküteri ürünlerine veya hazır kıymalara karıştırılarak "kusurları" gizleniyor.
YERLİ ÜRETİCİ ZORDA
Özetle; Avrupa'da kilosu 5.5-6 Euro (yaklaşık 300-320 TL) olan etin, Türkiye'de devlet eliyle 510 TL'ye satılması, tezgahta ise 1.200 TL'yi bulması sadece serbest piyasa koşullarıyla açıklanamaz. Sistemin içinde çok ciddi bir aracı, komisyoncu, ithalat baronu ve usulsüzlük ağı dönüyor.
Devletin "fiyatları düşüreceğiz" diye sarıldığı ithalat silahı, yerli üreticiyi zorlarken, birilerinin çok büyük paralar kazanmasını sağlıyor.