Hakk’ın Gölgesi Olan Evliyâlar

Hakk’ın Gölgesi Olan Evliyâlar

Bugünkü yazımızda yine; ‘selam duâsı’yla başlasın efendim müsâdenizle;

‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’

Geçen yazımızda havada uçan kuşlardan ve onların gölgesi peşinden koşmakla bir ömür tüketen gâfillerden bahsetmiştik, Bakalım bugün neler çıkacak karşımıza;

“Allâh’ın gölgesi olan yüce zâtın eteğini gecikmeksizin ve şüphe etmeksizin tut. Böylece ahir zamânın eteği içinde olmaktan kurtulmuş olursun.”

‘Burada ‘ahir zaman eteği’ tâbirinden üç mânâ anlaşılır. Biri; zaman geçtikçe inançsızlık ve ahlaksızlığın eskiye kıyasla çoğalmasıdır. Diğer anlamı; bunca zamanlar boyunca birçok nesil geçmesi nedeniyle mevcut zamanlarımızın âhir zaman sayılmasıdır. Üçüncü anlamı; her insanın ömrünün günleri dâima akıp giderek ölüme yaklaştığıdır. Bundan dolayı ahir zamanın, insana getireceği kötülüklerden ve ömrün kendinden ortaya çıkan zorluklar ve güçlüklerden kurtulmak için bir insan-ı kâmilin, ârifin yardımına ve hikmetine başvurmak kurtuluşun çâresidir.’ (Abidin Paşa, Mesnevî Şerhi, Sadeleştiren Mehmet Said KARAÇORLU, İst, 2007, s.145)

“Allâhu Teâlâ gölgeyi çekip uzattı’ âyeti kerimesi evliyânın nakış ve târifidir. Evliyâ, Allâh’ın parlayan güneşinin nûrunun delilidir.”

Evliyâlar pek çok yönden Cenâbı Hakk’ın gölgesine benzetilebilir. Meselâ, insan sıcaktan bunaldığında bir gölgeliğe sığınabilir yâni insan dünyâvî problem ve sıkıntılardan bunaldığında bir mürşidin himâyesine girebilir. Başka yönlü konuya baktığımızda; bir mekanda gölge varsa, o yerde güneş ve ışık vardır ki, gölgeye sığınma ihtiyâcı hissediliyor. İşte bu durum, bir yerde sığınılacak gölgeler varsa, bu orada bir ışığın yâni nûrun olduğunu gösterir. Yine gölge her dâim güneşe tâbidir. Dolayısıyla Hak dostu evliyalar da, her zaman Cenâbı Hakk’ın emirlerine uyan gölgeliklerdir.

“Bu vâdi ve dağlar arasında kılavuzsuz gitme. Halil (Allâh’ın dostu) olan Hazreti İbrâhim gibi, Ben batanları sevmem’ de.”

Beyitte bahsedilen aslında dünyâdır. Dünyâda yaşamak hakikaten meşakkatlidir, sıkıntıları vardır. Kişi nefsine takılarak kendi başına kaldığında yanlış yapabilir, isâbetsiz kararlar alabilir. Bu sebeple, adına dünya denen imtihan gereği içinde dert ve meşakkatlerin bulunduğu, ‘bu vâdi ve dağlar arasında kılavuzsuz gitme’ tavsiyesine uy da, bir âriften, bir Hak dostundan yardım al, zorlu yollarda yalnız gitme. Yanı sıra dünyânın âlâyişine, şatafatına kanma, onlar geçici şeylerdir. Sen geçici olmayan, bâki kalana, hep ‘Hay’ olana nazar eyle zira ancak ebedi olanlar, seni gerçek huzur ve mutluluğa götürür. Tıpkı Hz. İbrâhim gibi; ‘Ben batanları sevmem.’ (En’am, 76) de.

Bilindiği üzere Hz. İbrâhim aleyhisselam, kendisi Irak’ta doğup büyümüştür. Onun zamânında Keldâniler vardı, onlar yıldızlara tapardı. O devirde gök cisimlerine tapma modası vardı. İbrâhim göğe, aya, yıldızlara, güneşe baktı hepsi batıyor ve kayboluyordu. “Şüphesiz ki, ben yüzümü gökleri ve yeri yaratmış olan Allâh’a çevirdim. Ben müşriklerden değilim.” Dedi. (En’am, 79) İbrâhim bu sapık inançlarla mücâdele etti. Nemrud’la boğuştu, ateşe atıldı, neticede çok güzellikler yaşadı. Zamanla Kâbe’yi oğlu İsmâil ile birlikte inşa etti. Ardından nice sonsuz güzelliklere kapı açıldı elhamdülillah.

“Git yürü, gölgeden bir güneş bul. Şah Şemsi Tebrîzî’nin eteğine sarıl.”

Hz. Mevlâna, daha önceki beyitlerde, ‘mürşidi kâmilleri Allah Teâlâ’nın gölgeleri’ne benzetmişti. Bu beyitte de aynı görüşten hareketle, hayat yolunda yürürken yalnız başına yürüme kendine bir kılavuz yâni bir mürşid bul. O devirde hazreti Pîr’in mürşidi Şemsi Tebrizi’dir. O sebeple git onun eteğine sarıl, âdeta ilâhî aşkın serin, gölgelik ikliminde serinle ki, o da sana gönül cennetini yaşatsın, diyor.

“Bu sevgiliye kavuşmanın, düğününe gitmenin yolunu bulamazsan, Allah Teâlâ’nın ışığı olan Hüsâmeddin Çelebi Hazretlerinden sor.”

Beyitte; sevgili, düğün, gelin gibi anlamlarda kelimelerin geçmesi, insanın geçici dünya mutluluğuna vesile olanlara değil seni ebedi, kalıcı mutluluğa ulaştıracak olanlara yönel, anlamındadır. Bulamazsan o zaman devrin evliyâlarından Hakk’ın nûru olan Hüsâmeddin’e müracaat et, o seni kalıcı saadete kavuşturur. O seni gönül huzuruna kavuşturan mânâ güneşinin kılavuzudur.

Bilindiği üzere Hüsâmeddin Çelebi, Mevlâna hazretlerinin en değerli halifesidir, Mesnevî’nin yazılmasına sebeptir. Mevlâna hazretlerinin soyundan gelenlere ‘Çelebi’ denir. Hüsâmeddin Çelebi, Mevlâna Hz.inin oğlu Sultan Veled’in de mürşididir ve kendisine Veled Çelebi, denir.

Efendim bu haftalıkta bu kadar olsun. Nasip olursa haftaya kaldığımız yerden devam edelim inşallah. Cumânız mübârek olsun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri