Hac - Kurban Bayramı

.
Bildiğiniz gibi bu gün arefe, yani; Kurban Bayramından bir önceki gün. Yarın ise senede bir defa mutlaka gelen Kurban Bayramının birinci günü. Arefe, ertesi gün bayramın başlayacağını haber verir ve bu önemli anı Müslümanlara hatırlatır.
Arefe, her iki dinî bayramdan teker gündür. Lâkin Kurban Bayramı dört gün, Ramazan Bayramı ise üç gündür. Demek ki önemli olmasına rağmen her bayram gününe bir arefe gerekmemiş. Aslında Arefe gününü bayram günlerinden ayrıymış gibi düşünmekte doğru değil. Bayramların üç gün, dört gün diye rakamlandırıldığına da takılmamak lazım. Dinî bayramların, günlere bölünmesi, gecesi gündüzü, aydınlığı karanlığı, önemlisi önemsizi olmaz. Bayramlar, maneviyat yüklü bir bütündür, fazilet, iyilik ve sevgi dağıtan üstün bir zaman dilimidir. Lezzeti ve neşesi kaybolmasın ve insanlar usandırılmasın diye kısa tutulmuş.
Yalnız bayramın; zengini fakiri, hasta ve sağlıklı olanı, yolcusu ve mukimi, kadını erkeği, genci yaşlısı, delisi akıllısı, aç ve toku, inananı inanmayanı... var. Dinî bayramlar, her insan ve her kesim içindir. Sınıf farkını ortadan kaldırmak, farklılıkları yumuşatmak ve ruhlara sindirmek, ıstırapları dindirmek içindir.
Kurban Bayramının arefesi, Ramazan Bayramının arefesinden farklıdır. Kurban Bayramının arefesinde sosyal içerik yönünden değişik ırklardan ve ülkelerden Müslümanları belli bir yerde bir araya toplayan bir özellik ve ruhları titreten bir güzellik vardır. Her yıl (Lebbeyk...) nidalarıyla Arafat Meydanında bir araya gelip Rabb'lerinin huzurunda büyük vakfeye duran Müslümanlar, bu özelliği ve güzelliği çok iyi bilirler.
Müslüman âlemini hareketlendiren Kurban Bayramının bir gün öncesi hacıların, Arafat Dağının nurlu tepesinde ve çevresinde vakfe yaptıkları, milyonlarca müminin secdeye kapandığı muhteşem gündür. Arafat vakfesi dünya tarihinin ve yeryüzünün muhteşem olaylarından birisidir. Eşi ve benzeri yoktur. İnsanlığın hayrına ve kurtuluşuna vesile olacak duaların yapıldığı bu ulvi ameli, ismi, çapı ve yeri ne olursa olsun bir başka toplulukta ve mahalde tespit etmek mümkün değildir.
Arafat Vakfesi, Hac ibadetinin olmazsa olmazlarından birisidir. Haccın, icra ve ifa plânında o olmazsa, yani zamanında ve yerinde vakfeye durulmazsa Hac ibadeti sahih olmaz.
Arafat Vakfesinin yapıldığı an ve yer, nasıl bir geçmişe sahip olan bir zaman ve ne gibi olaylara sahne olmuş bir toprak parçası ki; ibadetin yapıldığı süre çok kısa (Bir öğle vakti zamanı kadar) olmasına rağmen, Hac ibadetinin kaderini değiştiriyor ve ibadeti olumlu veya olumsuz hale getiriyor.
Hac için Suudi Arabistan'ın Hicaz bölgesine giden müminler, yüzlerce kilometre yol katediyorlar, Arafat gününe kadar kutsal topraklarda bulunuyorlar, günlerce bayram günlerine kavuşmayı bekliyorlar, ama Arafat günü Arafat Meydanında Arafat Vakfesini yapmazlarsa hacı olamıyorlar, Kat edilen yollar, geçen zaman, harcanan çaba ve masraflar boşa gidiyor. Demek ki Arafat Vakfesi haccın en önemli rükünlerinden birisi. Bir dağdan ve çölün bir parçasından oluşan, sınırları Peygamber Efendimiz tarafından belirlenen alan, nasıl bir sır saklıyor ki, geçmişinde bize söyleyemediği ve hiç olmazsa hissetmemizi istediği ne gerçekler var ki, milyonlarca Müslüman bu sırrın ve hikmetin cazibesine kapılıyor, peşinde koşuyor ve neredeyse Arafat dağını eritecek kadar göz yaşı döküyor. Yaradanına el açıp ve ter döküp yalvarıyor. Arafat meydanında beyazlara bürünmüş o sırrı öğrenmeye veya keşfetmeye çalışan müminler, Mahşerde toplandıkları zaman, Arafat Meydanında daha önce bulunmuş ve bembeyaz toplanmış olmanın tecrübesiyle şaşırıp kalmayacaklar. Daha önce biz Arafat meydanında böyle toplanmıştık diyecekler.
Sevgili Peygamberimiz: “Hac, Arafattır.” buyuruyor.
İhramda öyle değil mi? Hac ibadetini ifa ederken ihramlı olmak gerekir. İhram; vücudun baş ve ayaklar hariç tamamını örten, iki parçadan oluşan dikişsiz ve beyaz bir giysidir, Hac ibadetine has bir kıyafettir.
Mukaddes topraklarda müminler, hac günlerinin dışında diledikleri kıyafetlerle dolaşabilirler. Pahalı kumaşlardan yapılmış, güzel, biçimli ve rengârenk elbiseler giyebilirler. Hac ibadeti söz konusu olanca haccın sembolik rüknü sayılan ve ihram denilen beyaz örtüyü bürünürler. Arafat'a öyle çıkarlar, Kâbeyi öyle tavaf ve ziyaret ederler ve şeytanı öyle taşlarlar. İhram, birliğin, kardeşliğin, eşitliğin, dayanışmanın ve paylaşmanın sembolüdür. Bir nevi kefen misali ölümün habercisidir. Ölümü hatırlatan hac kefenidir.
Mekke sokakları, aynı noktaya yönelmiş, sevap ve fazilet, iyilik ve nimet dağılımında hissesine ayrılanı daha da artırabilmek için koşturan beyazlara bürünmüş müminlerin aşk ve gayretlerine şahitlik eder.
Kurban Bayramı, bulundukları yerden Kâbeyi göremeseler bile dünya Müslümanlarının kutsal topraklarda oluşturduğu Hac tablosunu görmüşçesine heyecanlanan ve düşünebilenlerin bayramıdır. O muhteşem manzarayı içtenlikle düşünürken akrabasını, komşusunu, büyüklerini hatırlayanların, fakirleri, hastaları, öksüz ve yetimleri, vatan için cepheye koşanları ve şahadet şerbetini içenleri görebilenlerin bayramıdır.
Dünya çapında Kurban Bayramının en belirgin özelliği Hac ibad6eti; Müslüman ülkeler ve ülkemiz çapında ise kurban edilmesi caiz olan hayvanlardan birinin Allah için kanının akıtılmasıdır.
Kurban, Allah'a yaklaşmak ve rızasını kazanmak için kesilir. Kurban, et ihtiyacımızı karşılamak ve buzdolaplarını et deposu haline getirmek için kesilmez.
Kesilen kurbanın eti üçe taksim edilir. Üçte biri fakirlere, üçte biri akrabalara ve komşulara verilir: üçte biri de eşe ve dosta ikram edilir. Böylece yıl boyunca midelerine bir lokma et düşmeyenler, Kurban sayesinde ete kavuşmuş olurlar. Bayram sevincinin dalga dalga insanlara ulaşması ve katı kalpleri yumuşatması Kurban sayesinde mümkün olur.
Tabii ki Kurban Bayramında vazifemiz yalnız Kurban kesip etini dağıtmaktan ibaret değildir. Kurban Bayramında önemli bir görevde Teşrik Tekbirlerinin alınmasıdır. Teşrik Tekbiri, Arefe gününün sabah namazından sonra başlar ve dördüncü bayram günü ikindi namazına kadar devam eder.
Bayram günlerinde akrabaları ve komşuları ziyaret etmek, büyüklere saygı ve küçüklere sevgi göstermek çok büyük sevaptır. Bayram günlerinde küsler barışmalı, dargınlar konuşmalı, kin ve nefret unutulmalı, intikam hırsından uzak durulmalı. Bu güzel huylar bayram günlerinin dışında da devam ettirilmeli ki her günümüz birer bayram günü olsun.
Sevgili okuyucularımın Kurban Bayramını tebrik eder, hayırlara ve güzelliklere vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ederim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri