'Güvenli şehirlerde yaşamak hakkımız'

Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı Ahmet Övet, denetimlerin eksikliğine dikkat çekerek, “Kentlerimizde önceliğimiz nitelikli yapılaşmayı sağlamak ve sağlıklı yapılı çevreyi oluşturmak olmalıdır” ifadelerini kullandı

Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı Ahmet Övet, Konya’da çöken apartmanla ilgili olarak, “Afetlere karşı dirençli şehirlerde güvenle yaşamak her şeyden önce bir vatandaşlık hakkımızdır” dedi.

Selçuk Mahallesi’ndeki 4 katlı Taşoluk Apartmanı’nın çöktüğünü ve 2 kişinin öldüğünü hatırlatan Övet, “Söz konusu binanın 1992’de yığma yapı tekniğiyle inşa edildiği ve inşaat ruhsatının alındığı, 1994 yılında da yapı kullanma izni (iskan) belgesinin alındığı resmi kurumlarca açıklanmıştır. Yapının çökmesine neden olan sebepler hakkında hukuki sürecin başladığı bilinmektedir. Yapının parsel bazlı kentsel dönüşüm alanında olduğu ancak yapı sahiplerinin kentsel dönüşüm başvurusunda bulunmadığı da ifade edilmiştir” dedi.

CAN VE MAL GÜVENLİĞİ SAĞLANAMIYOR

Yazılı açıklama yapan Övet, “Kentlerimizde önceliğimiz nitelikli yapılaşmayı sağlamak ve sağlıklı yapılı çevreyi oluşturmak olmalıdır. Afetlere karşı dirençli şehirlerde güvenle yaşamak her şeyden önce bir vatandaşlık hakkımızdır. Bu amaç doğrultusunda yukarıdaki gibi görünürde mevzuata ve işleyişe uygun görünse bile yapı ve kent dokusu bazında kullanıcının can ve mal güvenliğinin sağlanamadığını üzüntüyle görmekteyiz. Ülkemizin depremsellik gerçeği ve bu hususta yaşadığımız acı tecrübeler neticesinde yapı üretimimiz ne yazık ki hâlâ mevzuat ile örtüşmemektedir. Dünya standartlarında olan ilgili mevzuatlarımızın yapılaşma pratiğimizde yürürlüğe konulmasında ve denetiminde eksiklikler ve ihmaller olduğu hepimizce bilinen bir gerçekliktir. Binaların sadece yapım aşamasında ilgili kurumlar tarafından denetlenmesi yapı kullanım izni alındıktan sonra herhangi bir denetimin bulunmaması bu ihmaller zincirini büyütmektedir. 2021 yılında iskan alan binaların periyodik olarak 5 yılda bir kontrol edilmesi anlamına gelen Bina Kimlik Sistemi (BKS) ile yapıların deprem, yangın gibi afetlerin yanı sıra asansör, enerji sistemleri, iklim ve çevre şartlarından etkilenmesi gibi parametreler yönünden de değerlendirilerek denetimden geçmesi ve kullanıcıyı bilgilendirmesi hedeflenmiştir. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerinin kentlerimizde yer alan öncelikle kamusal binalarda sonrasında da özel mülkiyete ait yapılarda Bina Kimlik Sistemi denetimlerini ivedilikle hayata geçirmesini beklemekteyiz” ifadelerini kullandı.

RİSKLİ BİNA ANALİZLERİ PAYLAŞILMALI

Övet, yerel yönetimlerden kentlerimizin bir diğer büyük sorunu olan riskli bina analizlerinin yapılarak yapı stoku verilerinin kamuoyu ile paylaşılmasını talep etti. Riskli yapıların belirlenerek evrensel tasarım kriterleri çerçevesinde, kentlerin özgün dokusuyla uyumlu, kültürel mirasa saygılı, katılımcı bir anlayışla nitelikli mimarlık üretimi kapsamında kentsel dönüşümün esas amacına uygun bir dönüşüm sürecinin oluşturulmasının zorunlu olduğunu anlatan Övet, şu görüşleri dile getirdi: “Yaşadığımız acı tecrübeler bu zorunluluğun aciliyetini gözler önüne sermiştir. Yapılaşma pratiğinin her alanında üretim yapan ve mesleki bilincinin farkında olan mimarlar olarak ülkemiz genelinde yapılmasını beklediğimiz tüm bu analiz ve dönüşüm süreçlerinde üzerimize düşen tüm görevlere talip olduğumuzun bilinmesini isteriz.”

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Gündem Haberleri