Yıllar önce, çalışmak için doğup büyüdükleri yerlerden çok uzaklara gittiler. Amaçları geçimlerini sağlamak, çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamaktı. İnsanların bilmedikleri yerlere gidip iş araması, çok kolay bir şey değildi. Oraların havasına, suyuna ve insanlarına alışmak zorunda kaldılar.
**
Zor şartlar altında çalışanlar oldu. Vatan hasreti, sevdiklerinin özlemi adeta burunlarında tütüyordu. İletişim şimdiki gibi kolay değildi, çok zor sağlanıyordu. Doğduğun yer değil, doyduğun yer sözü, ortada kalıyordu. İzine gelince, taşı toprağı öpenler oluyordu. Gurbetten gelen mektuplar, kalabalığın içinde okunuyordu. Yazılan her kelime, okunurken özenle inceleniyordu.
**
Zorluklara rağmen, iyi bir iş sahibi olanlar vardı. Gidemeyenler için, kendi deyimleriyle Alamanya içlerinde bir ukde olmuştu, gitmek için çareler arıyorlardı. Akrabalarına ne olur, bana da istek yolla diyorlardı. Gidip de işinden memnun olmayıp dönenler de yok değildi. Memlekette kalıp, soğan ekmek yeseydim diyenler vardı.
**
Vatan hasreti için, yeni bestelenmiş şarkılar ve türküler söyleniyordu. İzine gelenler, oradaki yaşamı anlata anlata bitiremiyorlardı. Altlarında son model arabalar ve getirdikleri hediyeler oldukça dikkat çekiyordu. Herkes, pür dikkat nefes almadan onları dinliyorlardı. Gelişler sevinç, dönüşler ise üzüntü oluyordu.
**
1 kişi olarak gittiler, zamanla aile ve sülale oldular. Sevincin ve hüznün yaşandığı anlar, yani doğanlar, iyi bir tahsil yapanlar, evlenenler ve ölenler. İşçi iken, işveren olanlar. Bir kısmı, ben buralarda kalamam Vatanıma döneceğim dediler.
**
Ancak kurdukları düzeni bozmak kolay değildi. Çoğu gelemedi, oralarda kaldılar. Oraların yönetiminde söz sahibi oldular. Asla örf, adet, gelenek ve göreneklerinden taviz vermediler. Din, Vatan ve insan sevgisini her şeyin üzerinde tuttular.