Gurbet kuşlarının çilesi

Ordudan Konyaya ekmek parası kazanmaya gelen işçiler, Gurbet kuşları gibiyiz. Rüzgar nereden eserse o yöne gidiyoruz. Tek amacımız helalinden ekmek parası kazanmak dedi


KARADENİZ UŞAĞI’NIN ZOR SINAVI
Doğal, tarihi ve kültürel zenginliği ile Türkiye’nin en gözde bölgelerinin başında gelen Karadeniz’in uşakları memleketlerinden uzak ekmek parası mücadelesi vererek zor bir sınavdan başarı ile çıkıyor. Ordu’nun Korgan ilçesinin yanı sıra diğer ilçelerinden gelen inşaat işçilerini yaşadıkları çadırda ziyaret ettik. Kendilerin has şiveleri ve cana yakın davranışları ile sempati toplayan işçiler, ekmek parası uğruna sılalarını terk etmek zorunda kaldıklarını söylerken yaşadıkları sıkıntıyı da dile getirdi. Yaklaşık 4 aydır Konya’da ekmek parası kazanmak için ağır koşullarda çalıştıklarını ifade eden uşaklar, “Karadeniz insanı çalışmaktan kaçmaz. Ne iş olursa olsun en iyi şekilde yaparız. Ancak süslü vaatler ile çağrıldığımız yerlerde hak ettiğimiz değeri görememek bizleri daha çok üzüyor” dedi.
Yaklaşık 20 kişinin iki ayrı çadırda kaldığını söyleyen işçilerden 3 çocuk babası Kadir Böcek, “Memlekette fındık para etmediği ve yeterli iş imkanı olmadığı için çareyi diğer illerde inşaatlarda çalışmakta bulduk. Konya’ya bu düşünceler ile geldik. Arkadaşlarımızın hemen hepsi evli çoluk çocuk sahibi. Ama genç yaşından itibaren ömrünü gurbetlerde geçiriyor. Geçirmeyip ne yapacağız? Mecburen katlanmak zorundayız. 12 ayın 2 ayını evimizde geçirirsek kalan 10 ayını gurbette geçiriyoruz. Çalışmaktan yorulmaktan şikayetimiz yok. Bizi üzen tek şey zor şartlar altında çalışmaya ve uygun olmayan koşullarda yaşamaya mecbur bırakılmamız” dedi.
İnşaat işçileri çadır içerisinde yaz aylarında çok fazla sorun olmadığını ama bu havalarda sıkıntı çektiklerini dile getirerek, “Çadır içerisinde bulunan sosyal yaşantı nasıl olursa bizlerde öyle bir sosyal yaşantıya sahibiz banyo, tuvalet, mutfak oldukça ilkel. Uyumak, ısınmak, bir arada toplanarak sohbet etmek neredeyse imkansız. Çünkü öyle bir mekan yok. Bunların hiç birisine aldırış etmiyoruz. Bizim tek istediğimiz çalıştığımızın karşılığını alnımızın teri soğumadan almak ve hak ettiğimiz bir değere kavuşmak. Bunları sağladıktan sonra bizler çalışmaktan yorulmaktan korkmayız. Allah’ın izni ile en ağır işlerden bile alnımızın akı ile çıkarız. Yeter ki bizlere hak ettiğimiz değer verilsin” diye konuştu.
Yaklaşık 10 yıl yurt dışında kaldıktan sonra orada yaşanan krizden etkilenerek ülkeye dönmek zorunda kalan Yüksel İdin ise, Türkiye’de inşaat sektörünün en ağır yükünü çeken ve inşaat sektörünün olmazsa olmazı olan işçilere gereken desteğin ve değerin verilmemesinden yakındı. İdin, “Türkiye’de çalışan inşaat işçileri Afrika insanı gibi her türlü imkandan, sosyal yaşantıdan ve insanca yaşamaktan mahrum bırakılıyor. Çoğunun sosyal güvencesi bile olmayan işçilerin tek hedefleri sıladaki çocuklarının karınlarını gurbette kazandıkları ile doyurmak. Ama çoğu zaman bunda bile zorlanıyor. Çünkü pembe vaatler ve süslü laflar ile çağrılan işçilerin büyük bölümü ne kadar acı ve gerçek ki hayal kırıklığına uğruyor. İnşaat işçisinin insanca yaşaması ve hak ettiği şekilde yaşama kavuşturulması için ilk önce tüm yaşam imkanlarının sağlanması, haklarının verilmesi, sosyal güvencesinin sağlanması ve hak ettiğini alnının teri soğumadan verilmesi. 3 ay çalışıp 25 gün sigortasını göstermekle, ücretini günler sonra ödemekle bizlere sahip çıkılmaz. Bizler ekmek paramız uğruna gurbet ellere çıkan kişileriz. Bizler nasıl burada gurbette isek ailelerimiz de sılamızda gurbet hayatı yaşıyor. Tüm bu zorlukları göz önüne alarak inşaat sektörünün isimsiz kahramanlarına sahip çıkılmasını ve hak ettikleri imkanların verilmesini arzu ediyoruz” diye konuştu.
ALİ SAİT ÖGE

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri