Günahlar ve Biz -3-

Nurten Selma Çevikoğlu

İslâm’a göre şirk (=Yüce Allâh(c.c)’a eş koşma) dışında her günah Cenâb-ı Hak katında affedilebilir. “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allâh'a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.” (1) Günah işlemekte aşırı gidenler bile bağışlanabilir. “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allâh'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (2) Bu âyeti kerimede Allah Teâlâ’nın rahmet ve muhabbetinin sonsuzluğu ifâde edilmektedir. O’nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır, herkes bu iâhi rahmetten yararlanabilir. Ancak şu husus önemlidir, “Allâh’ın rahmetinden ümit kesmeyin” demek, günah işlemeye devam edin, demek değildir. Bundan maksat, Cenâb-ı Hakk’ın en günahkar insanların tevbelerini bile kabul edebileceği gerçeğini onlara anlatmak içindir. Bu sebeple günahkar kişiler bir an önce kötülükten vazgeçip Allâh’a dönmelerini teşvik edilir.
Kişiler toplum haklarını zedeleyici günahlar işleyebilirler. Tabi bunların dîni ve hukûki ceza boyutları vardır. Kişiden kişiye olan günahlar ise hak helalliğini gerektirir. Günah tek tek kişilere zarar verdiği gibi onun ilişkide bulunduğu kişilere de zarar verir. Örneğin içki içen kişi hem kendisine hem ailesine zarar verir aynı zamanda sarhoşluğuyla toplumu menfi etkiler. Zinâ eden kişi sağlığı tehdit eden birçok zührevi hastalıklara bulaşacağı gibi toplumda ahlaksızlığın yayılmasına emsal teşkil eder. Kumar yine aynı şekilde kişinin ve ailenin servetini silip süpürür, büyük felâketlere vesile olur. Adam öldürme, hırsızlık yapma, kaçakçılıkla iştigal etme gibi suçları işleyen insanlar işledikleri suçlarla toplumda huzursuzluklara ve birçok problemin doğmasına sebep olurlar.
Günahların bireysel ve toplumsal zararlarının yanı sıra psikolojik, sosyolojik hatta ekolojik olarak da zararları vardır. Günahları fütursuzca işleyen insanlar bulundukları yerlerde huzursuzluklar, sıkıntılar, üzüntüler ve felâketler oluştururlar. Günahlar, insanlardaki iyi ve güzel duyguları köreltir, çirkinlikleri ve kötü duyguları çoğaltır. Hak ihlallerini ve hadde tecâvüzü berâberinde getirir. İlâhi rahmet ve bereketi azaltır. Günahlar insanı korkuya, şüpheciliğe, dengesizliğe ve utanmazlığa sürükler. Kişileri hislerine ve arzularına köleliğe götürür.
Eğer kişi yaptığı işin yanlış olduğunu, günahın haramlığını kabul edip ondan pişman olup af dilerse tevbesinin kabul olacağı ümit edilir. Bâzı insanlar Cenâb-ı Hakk’ın emirlerin bir kısmını yerine getirmesine rağmen yerine getirmediği diğer bir kısım hükümler için; ‘Benim buna aklım basmıyor yahut hepsine tamam ama şu hükmü kabul etmiyorum.’ Derler. Bu hal, o kişinin itikâdı için çok tehlikeli bir durumdur. Çok ameli de olsa böyle kişiler azâba muhataptırlar. Çünkü bunlar akılları sıra, yüce Allâh’ın bâzı emirlerini beğenmedikleri için inkar ediyor demektir. Hatalı davrandığını kabul etmek ayrı, inkar ayrıdır. İnanan insan hatâsını idrak eder. Mevlâsı karşısında günahı ne kadar büyük olursa olsun olsun ümitli olarak boynunu büküp, el açarak dua dua yalvarır af diler tevbe ederse, yüce Yaratıcı kendisine yönelenleri asla geri çevirmez.
Şüphesiz günah işlemek kayıptır ancak günahından pişman olup affedilmeyi istemek kişi için kazançtır. “Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allâh'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zâten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.” (3) “Allah kötülüğü bilmeyerek yapıp da, hemen tevbe edenlerin tevbesini kabul etmeyi üzerine almıştır. Allah işte onların tevbesini kabul eder. Allah Bilen'dir, Hakîm olandır. Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; ‘şimdi tevbe ettim’ diyenler ile kâfir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azab hazırlamışızdır.” (4)
Toplumda yaygınlık kazanan günahlara karşı tevbe, istiğfar ve dua silahlarıyla kuşanmak niyâzıyla…
----------
1) Nisa, 48
2) Zümer, 53
3) Âli İmran, 135
4) Nisa, 17-18

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.