Granit Kayası

.
Terör Türkiye’nin birinci sorunu olmaya devam ediyor. Bu sorun çok ağır ve karmaşık problemlerle dolu bir sorun. Diyarbakır Silvan’da on üç askerimizin şehit olması, duyarlı insanlarımızın kimyasını bozdu. Öncelikle böylesi bir dönemde, çok sakin ve soğukkanlı olmak gerekir. Bu sorun ile ilgili karşılıklı ithamlar, dağlar gibi birikmiş yanlışlıkları tekrar tekrar hatırlatmak, bu ülkeye bir fayda sağlamaz.
Terör ile ilgili mücadelede yapılması gerekenlerin başında, Kürt vatandaşlarımız ile bölücü PKK’lıları birbirinden ayırmaktır. Kürtler bu ülkenin öz be öz vatandaşıdır. Bir insanın etnik kökeninin Kürt olması, bir suç unsuru asla değildir. Tarihimiz boyunca da hiç suç unsuru olmamıştır. Bizim anayasamızda ve diğer kanunlarda hiçbir dönem Kürt nüfusa karşı bir ayrımcılık asla yapılmamıştır. Vatandaşlığın bütün haklarından, ayrımsız olarak Kürt vatandaşlarımız da faydalanmıştır. Bu coğrafyada kurduğumuz devletlerin temelinde “Türk-Kürt” kardeşliğinin haçları bulunmaktadır.
Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemiz insanları olmak üzere, ülkemizde yaşayan vatandaşlarımızın en az yüzde 90’ı bu inanç içerisindedir. Her türlü bölünmeye karşıdır. Bugün Türkiye’de yaşayan Kürtler; Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı, Bakan, Milletvekili, Müsteşar, Genel Müdür olabilmektedirler. Geçmişte de bu makamların hepsine gelmişlerdir. Yine Türkiye’de yaşayan Kürt vatandaşlarımız; Irak, İran ve Suriye’de yaşayan Kürtler’den ekonomik olarak çok üstündür. 
Kendilerini Kürtlerin temsilcisi gibi gösteren bölücüler; Türkiye’yi zayıflatmak için uğraşan emperyalist ülkelerin maşası durumundadır. Bölücü PKK terör örgütünü kuran da, büyüten de, besleyen de, uzun ömürlü kılan da, Türkiye’nin düşmanı emperyalist ülkelerdir. Bölücü örgütün militanlarını, emperyalist ülkelerin istihbaratı yetiştirmekte, onları silahlandırmakta ve yapılacak eylemler konusunda strateji belirlemektedir.
Onüç yiğidimiz şehit oluyor, emperyalist güçlerin maşası durumundaki örgütün uzantıları, sözde “özerklik” ilan ediyorlar. Devletimiz yıllardır, öncelikli yatırımları bu bölgeye yapıyor, terör belasından dolayı bu bölgeden, doğru dürüst vergi toplayamıyor, elektrik parası tahsil edemiyor. Yani veriyor ama karşılığının yüzde beşini bile alamıyor. Buna rağmen, altyapısı olmayan “özerklik” istemek, sadece terörist bir zihniyetten ibarettir.
AB(D)’nin teröre verdiği örtülü destek, çatışmalarda ölü ele geçirilen PKK’lı teröristlerin bazılarının Ermeni, bazılarının Yunan, bazılarının da Suriye vatandaşı olması, aslında çok şey anlatıyor.
PKK terörüne verdiğimiz şehit sayılarımız dikkate alındığında; bizim teröre destek veren ülkelerle, hem ekonomik hem de siyasi bağımızı çoktan kesmemiz gerekirdi.
Şehit sayılarımıza bir bakar mısınız? 2003 yılında 31, 2004 yılında 75, 2005 yılında 105, 2006 yılında 111, 2007 yılında 146, 2008 yılında 177, 2009 yılında 80 ve 2010 yılında 106 asker ve polisimiz şehit edildi. Son on gün içinde 2 astsubay, 13 uzman çavuş ve er ile bir komiser şehit oldu. 
Dünyanın hiçbir yerinde terör, taviz verilerek çözülmemiştir. Bizim sivil ve üniformalı sorumlularımız, devlet gibi hareket etmeyi idrak edemediklerinden dolayı bu sorunlar bitmemiş ve büyümüştür.
Sivil ve üniformalı sorumlularımızın, incelikle olaya bakışını değiştirmeleri gerekir. Bu bölgede “Kürt sorunu” yoktur, “terör sorunu” vardır. Kürt vatandaşlarımızın sorunları, ülkemizin her bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarından farklı değildir. Bunun adını iyi koymak gerekir. Bu konuda yakın tarihimizden ders almamız lazımdır. “Girit sorunu” dedik, Girit’i kaybettik. “Şark sorunu” dedik, Osmanlı Devletimizi parçaladık. “Bulgar sorunu” dedik, Bulgaristan’da yaşayan soydaşlarımızın coğrafi bölgeleri de dahil tümünü kaybettik.
Bizim sivil ve üniformalı sorumlularımız bilmelidir ki; “milletimizin iradesi granit kayası kadar sert ve dayanıklıdır.” Arkalarında böyle bir millet iradesi olduğunun farkı olmalıdırlar. Yöneticilerimizin bunu kavramaları halinde, emperyalist güçlerin bu oyunu, millet iradesinin granit kayası kadar sert ve dayanıklı gücü karşısında eriyip gidecektir.
Türkiye Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki “terör sorununu” hallettiği an, dünya devi bir ülke olarak dünya sahnesine çıkacaktır. Bunun altyapısı hazırdır. Emperyalist güçler bunun farkında oldukları için, yıllardır bu bela ile bizi oyalamaktadırlar.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri