Aşık Ömer Konya’nın Hadim İlçesi Gözleve (Korualan)’de dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi bilinmemektedir. Aşık Ömer hayatı boyunca dört padişah görmüş, şiirlerinde Mehmet IV’den itibaren dört hükümdardan bahsettiğinin ve özellikle Ahmet II hakkında çok hürmetkar olduğu görülmektedir. Gözleveli Aşık Ömer 1707 yılında İstanbul’da vefat etmiş, kabrinin de Yemişçiler Mezarlığı’nda olduğu ifade edilmektedir.
Aşık Ömer bir şiirinde “Sıfat-ı aslımız beyan edelim” der ve şunları söyler:
Sıfât-ı aslımız beyân edelim
Bizim meskenimiz serhad elidir
Zât-ı cemilemiz iyân edelim
Vatan-ı aslîmız Aydıneli’dir.
Adlî’yim mahlasım Vehbi okunur
Kemâlât-ı aşkım kisbî okunur
Tehi sanman Ömer Gözleveli’dir
Pek çok yazar Konya’nın ve Hadim, Boskır yöresinin sosyal ekonomik yapısını bilmedikleri için Aşık Ömer’in “Aydın ilimiz” sözünü Aydın’da doğduğuna kanaat getirmektedirler. Bozkır, Hadim, Taşkent gibi Toroslar’da yaşayan halkın büyük çoğunluğu yazları Menderes ovasında Aydın’da çalışarak geçirirler, kışları da yurtlarına dönerler. Göçebe halk ise yazları Toroslar’a, kışları da Alanya, Anamur taraflarında geçirirerek hayatlarını kazandıklarını göz önünde bulundurarak Aşık Ömer’in “Aydın ilimiz”dir deyişini zaman zaman yazları Aydın’da hayatlarını geçirdiklerine bağlamak daha doğru olacağı inancını taşımaktayız.
Aşık Ömer yazları atalarıyla birlikte çalışmaya giderken kışları da doğduğu Gözleve’de ilk eğitimini tamamlamıştır. Hadimi Hazretleri (1601-1663) medresesine devam etmiş “Mektep-Medrese” görmüş Arapça ve Farsça öğrenmiştir. Aşık Ömer bir şiirinde, “Arabi Fürsü bilmeyen dile minnet eylemem” demektedir.
Aşık Ömer diğer şairler gibi saz çalmamaktadır. Kendisi Mevlana Dergahı’nda yetiştiği için, dergahın geleneklerine göre saz yerine tambur çalındığından tambur öğrenmiş ve tambur çalmıştır. Aynı zamanda yeniçeri şairi de denilmektedir. Yeniçerilerle birlikte pek çok savaşlara katılmış, onların milli ve manevi duygularını kabartacak şiirler söylemiştir. Günümüz tabiriyle de ‘Milli’ şairdir.
Aşık Ömer’in İstanbul semtlerini anlatan bir şiiri şöyle:
İSTANBUL
Coşkun sular gibi çağladım aktım
Bülbül gibi ah ü efganımız var
Şadürvan atların seyrine baktım
Ahur kapusunda seyranımız var
Akıntıya saldık biz de gemimiz
Çatladı’da mevcud oldu cümlemiz
Kumkapı’da sürdük zevk-ı demimiz
Çok şükür Yezdan’a devranımız var
Ben seni severim ta ki ezelî
Takınmış başına fıstık kazeli
Sere serpe Yenikapu güzeli
Langa kapusunda yârânımız var
Davutpaşa ara yerde yücedir
Samatya’nın safası eyücedir
Narlıkapu hepisinden uçadır
Köşk ü saray ile unvanımız var
Yedi kule enbiyalar durağı
Silivrikapı’da yanar çırağı
Yenikapu dervişlerin ocağı
Mevlevihane’yle devranımız var
Topkapu kilidin kimse açamaz
Edirnekapısı’na konan göçemez
Eğrikapu’dan üç adam geçemez
Meyyitler elinden efganımız var
Serin olur Ayvansaray havası
Hüma kuşu gibi yüksek yuvası
Balatlılar pirden almış duası
Derler ki yol ile erkânımız var
Fenerliler taşra çıkmaz paslıdır
Küçükleri büyüğünden usludur
Derler ki aslı bezirgân aslıdır
Kafeslerde dolu mercanımız var
Ne hoş bula Petro kuyusu yerini
Yenikapu iyan etmez sırrını
Ayakapusu’nda gördüm birini
Ağlar ki yangından viranımız var
Cibali’de içtim aşkın dolusun
Baştan başa seyreyledim yalısın
Tüfekçiler zabteylemiş delisin
Unkapanı gibi mizanımız var
Ayazmakapusu’nda dayandım durdum
Odunkapusu’nun darlığın gördüm
Borcu olanlara Hak ede yardım
Zalimlere çengel urganımız var
Zindankapusu aşikâr olunur
Borcu olanların bağrı delinir
Her ne millet ister isen bulunur
Baba Cafer gibi rindanımız var
Balıkçılar şikârına dolaşır
Müşteriyi aldatmağa uğraşır
Gümrükte de didebanlar savaşır
Üsküdar’dan gelir kervanımız var
Yenicami gibi yoktur dünyada
Bârekallah anı yapan üstada
Namazını anda kılan ziyade
Daima okunur Kur’an’ımız var
Bağçekapusu’ndan taşra erince
Yalıköşkü’nün önüne varınca
Topkapu’nun toplarını görünce
Kanlıca’dan gelen kurbanımız var
Padişah-ı âleme kaldı dua
Muammer ola feyziyle ulema
Cümle erbab-ı devlet hep vüzerâ
Sultan Ahmed gibi bir hanımız var
Âşık Ömer muradın Hak’tan dile
Şair olan bunun manasın bile
Bizden sonra nice şairler gele
Ko desinler dilde destanımız var
Not: Aşık Ömer konusunda eser veren yazarlarımıza, Aşık Ömer’i tanıtılması için çalışan Korualan Belediye Başkanı İbrahim Akmaz’a ve destekte bulunanlara teşekkür ederim.
Aşık Ömer bir şiirinde “Sıfat-ı aslımız beyan edelim” der ve şunları söyler:
Sıfât-ı aslımız beyân edelim
Bizim meskenimiz serhad elidir
Zât-ı cemilemiz iyân edelim
Vatan-ı aslîmız Aydıneli’dir.
Adlî’yim mahlasım Vehbi okunur
Kemâlât-ı aşkım kisbî okunur
Tehi sanman Ömer Gözleveli’dir
Pek çok yazar Konya’nın ve Hadim, Boskır yöresinin sosyal ekonomik yapısını bilmedikleri için Aşık Ömer’in “Aydın ilimiz” sözünü Aydın’da doğduğuna kanaat getirmektedirler. Bozkır, Hadim, Taşkent gibi Toroslar’da yaşayan halkın büyük çoğunluğu yazları Menderes ovasında Aydın’da çalışarak geçirirler, kışları da yurtlarına dönerler. Göçebe halk ise yazları Toroslar’a, kışları da Alanya, Anamur taraflarında geçirirerek hayatlarını kazandıklarını göz önünde bulundurarak Aşık Ömer’in “Aydın ilimiz”dir deyişini zaman zaman yazları Aydın’da hayatlarını geçirdiklerine bağlamak daha doğru olacağı inancını taşımaktayız.
Aşık Ömer yazları atalarıyla birlikte çalışmaya giderken kışları da doğduğu Gözleve’de ilk eğitimini tamamlamıştır. Hadimi Hazretleri (1601-1663) medresesine devam etmiş “Mektep-Medrese” görmüş Arapça ve Farsça öğrenmiştir. Aşık Ömer bir şiirinde, “Arabi Fürsü bilmeyen dile minnet eylemem” demektedir.
Aşık Ömer diğer şairler gibi saz çalmamaktadır. Kendisi Mevlana Dergahı’nda yetiştiği için, dergahın geleneklerine göre saz yerine tambur çalındığından tambur öğrenmiş ve tambur çalmıştır. Aynı zamanda yeniçeri şairi de denilmektedir. Yeniçerilerle birlikte pek çok savaşlara katılmış, onların milli ve manevi duygularını kabartacak şiirler söylemiştir. Günümüz tabiriyle de ‘Milli’ şairdir.
Aşık Ömer’in İstanbul semtlerini anlatan bir şiiri şöyle:
İSTANBUL
Coşkun sular gibi çağladım aktım
Bülbül gibi ah ü efganımız var
Şadürvan atların seyrine baktım
Ahur kapusunda seyranımız var
Akıntıya saldık biz de gemimiz
Çatladı’da mevcud oldu cümlemiz
Kumkapı’da sürdük zevk-ı demimiz
Çok şükür Yezdan’a devranımız var
Ben seni severim ta ki ezelî
Takınmış başına fıstık kazeli
Sere serpe Yenikapu güzeli
Langa kapusunda yârânımız var
Davutpaşa ara yerde yücedir
Samatya’nın safası eyücedir
Narlıkapu hepisinden uçadır
Köşk ü saray ile unvanımız var
Yedi kule enbiyalar durağı
Silivrikapı’da yanar çırağı
Yenikapu dervişlerin ocağı
Mevlevihane’yle devranımız var
Topkapu kilidin kimse açamaz
Edirnekapısı’na konan göçemez
Eğrikapu’dan üç adam geçemez
Meyyitler elinden efganımız var
Serin olur Ayvansaray havası
Hüma kuşu gibi yüksek yuvası
Balatlılar pirden almış duası
Derler ki yol ile erkânımız var
Fenerliler taşra çıkmaz paslıdır
Küçükleri büyüğünden usludur
Derler ki aslı bezirgân aslıdır
Kafeslerde dolu mercanımız var
Ne hoş bula Petro kuyusu yerini
Yenikapu iyan etmez sırrını
Ayakapusu’nda gördüm birini
Ağlar ki yangından viranımız var
Cibali’de içtim aşkın dolusun
Baştan başa seyreyledim yalısın
Tüfekçiler zabteylemiş delisin
Unkapanı gibi mizanımız var
Ayazmakapusu’nda dayandım durdum
Odunkapusu’nun darlığın gördüm
Borcu olanlara Hak ede yardım
Zalimlere çengel urganımız var
Zindankapusu aşikâr olunur
Borcu olanların bağrı delinir
Her ne millet ister isen bulunur
Baba Cafer gibi rindanımız var
Balıkçılar şikârına dolaşır
Müşteriyi aldatmağa uğraşır
Gümrükte de didebanlar savaşır
Üsküdar’dan gelir kervanımız var
Yenicami gibi yoktur dünyada
Bârekallah anı yapan üstada
Namazını anda kılan ziyade
Daima okunur Kur’an’ımız var
Bağçekapusu’ndan taşra erince
Yalıköşkü’nün önüne varınca
Topkapu’nun toplarını görünce
Kanlıca’dan gelen kurbanımız var
Padişah-ı âleme kaldı dua
Muammer ola feyziyle ulema
Cümle erbab-ı devlet hep vüzerâ
Sultan Ahmed gibi bir hanımız var
Âşık Ömer muradın Hak’tan dile
Şair olan bunun manasın bile
Bizden sonra nice şairler gele
Ko desinler dilde destanımız var
Not: Aşık Ömer konusunda eser veren yazarlarımıza, Aşık Ömer’i tanıtılması için çalışan Korualan Belediye Başkanı İbrahim Akmaz’a ve destekte bulunanlara teşekkür ederim.