2008’de 3 değerli eseri yayınlanan yazar Nurten Selma Çevikoğlu hanımefendi, 2009 yılında bunlara “Gönül çiçekleri” serisi ile 2 kitap daha ilâve etti. İngilizce öğretmenliğinden emekli olduktan sonra aile, çocuk ve gençlerin eğitimi konusunda yararlı çalışmalar yapmasının, seminerler vermesinin, sempozyum, konferanslar vermesinin, televizyon programlarına katılmasının ve Merhaba gazetesi’nde eğitim ağırlıklı yazılar yazmasının yanısıra, 5 kitapla kültür hayatımıza katkıda bulunan Çevikoğlu’nun gayreti her türlü takdirin üzerindedir.
Lise ve üniversite eğitimi sırasında yazı çalışmaları çeşitli mahalli gazete ve dergilerde yayınlanan Nurten Selma Çevikoğlu, “Bizim Aile Dergisi” nin düzenlediği “Kadının eğitimi” konulu makale yarışmasında birincilik kazandı. “1994 Dünya Aile Yılı” nedeniyle “İslâm’a göre çocuk terbiyesinde annenin rolü” isimli tebliğiyle İslâmî Araştırmalar Vakfı (İSAV), Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) ve Harran Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlenen “İslâm’da Aile ve Çocuk Terbiyesi” konulu sempozyuma katıldı. Araştırmalarını ilk olarak “Aile rehberi” adı altında kitap hâline getiren, önce “Biz ve İkbâl”, sonra da “Her şey sizinle başlar” adlı kitaplarını çıkaran hanım yazarın, geride kalan Aralık ayı içinde de “Hazine” ve “Ramazan sohbetleri”, Nüve Kültür Merkezi tarafından yayımlandı. Cemiyetin yarısından fazlasınını oluşturan hanımların, çocukların, gençlerin ve kısaca ailelerin eğitim problemleriyle yakînen ilgilendiğini belirten Nurten Selma Çevikoğlu, çeşitli konularda yaptığı çalışmalarla toplumun sorunlarını elinden geldiği kadar gidermeye çalıştığını ekliyor.
Basıma yeni kitaplar hazırlamaya çalışan ve kitaplarını “Sadaka-i Câriye olması niyâzıyla” yazdığını ifade ederek, merhum Ali Ulvi Kurucu’nun “Yâ Rab” isimli şiirine yer vererek, 47 başlıkta topladığı “Hazine” adı kitabında özetle “Her akıl sahibi Müslüman, İslâm ahlâkının tüm tecellilerini üzerinde toplayıp, en güzel misâli kendisi teşkil ederek İslâm cemiyetinin temellerini oluşturmalı. Sağlam karakterli fertlerden oluşan bu model cemiyet bütün dünyaya örnek olmalı. Zirâ bugün dünya îman ve İslâm’ın getirdiği mükemmel prensiplere muhtaç ve mecburdur. İnsanlar için gerçek huzuru ve hakiki mutluluğu ancak İslâmî prensipler temin edebilir. İman, hem dünya hem ahiret için en önemli HAZİNEdir. Bu hazinenin anahtarı da Kur’an-ı Kerim’dir. Hakk’ın hakça üstünlüğü Kur’an’la mümkündür. Dünya ve ahiret dengesindeki şaşmaz ölçüler Kur’ârî prensiplerdedir. Hayat ancak Kur’ânî düsturlarla doğru değerlendirilebilir. İyi çığır açmak, çağ atlamak Kur’an’la mümkün olacaktır” diyor.
Doğruların rehberinin Kur’an, İslâmın en mükemmel nizâm, dünyanın İslâma muhtaç, insanlığın îmana mecbur olduğunu ifade ederek, İslâm ve cemiyet, dünya ve ahiret dengesi gibi çeşitli konuları yorumlayıp, “Bugün neden bu hâldeyiz. Dostumuz, düşmanımız kim?” diye sorgulayan Çevikoğlu, insanî değerler yitirilmeye sonucu güven bunalımı başladığına dikkat çekiyor. Yanlı görev yapan basın yayın organlarının topluma kasıtlı olarak servis ettiği öldürme, boğma, şişleme, yaralama, silahla tarama, canlı bomba gibi olayların infial oluşturma amacı taşıdığı kanaatinde olduğunu öne süren yazar, “Hadiselerin yanlı şekilde topluma pompalanmasında mutlaka kasıt var” diyor.
Nurten Selma Çevikoğlu hanımefendi, “Ramazan sohbetleri” adlı kitabında da Müslümanların büyük önem verdiği rahmet, mağfiret ve bereket dolu olan bu kutsal ayda mânevî coşku ve ruhî diriliş, Kur’an ve Peygamber aşkının mevcut olduğunu işaretle, “Ramazanda sadaka ve zekâtlarla artan yardımlaşma hisleri doruk noktadadır. Mukabelelerde okunan Kur’an’lar cana can katar. Kılınan teravihlerle ibadetler vecde ulaşır” diyerek, şöyle devam ediyor:
Girilen îtikaflarla mânevî zirvelere kulaç atılır. Oruç, sahur, iftar Müslümanın hayatında değişim rüzgârı estirir. Müslüman nefsini sorgular, kıssadan hisselenir. Câmi cemaatinin en zengin olduğu ay Ramazan ayıdır. Ramazan, Müslümanları terâvihlerle camiye toplar, sene boyu dağılan zihinleri, savrulan gönülleri de toparlayıp, çeki düzen verir, âdeta hizâya getirir. Müslümanları ‘BİR’ safına sokar. Büyük aşk ve samimi bir yürekle ifa edilen her biri ayrı güzellik taşıyan muhteşem ibadetler Müslümanları âdeta cennet iklime sokar. Böylece Ramazan ayı Müslümana sene boyu kullanacağı mânevî enerji deposu olmuş olur. Ne mutlu Ramazan’ı hakkıyla değerlendirebilenlere! Ne mutlu kadir kıymeti bilenlere! Ne mutlu Bayramın güzelliklerini idrak edebilenlere!
Ramazan sohbetleri’ne Merhum Nuri Baş’ın “Mübarek Ramazan-ı Şerif” başlıklı bir na’tı ile başlayan Hanım yazar, bu mübarek ay ile ilgili bir solukta ve zevkle okunabilecek konulara temas ederek, kitabını “Bu sebeple kulluk şuurunu idrak ederek Ramazan imtihanını başarıyla veren bir Müslüman, bayramı hak eden bir Müslüman kendini Ramazan sonunda da boş bırakmaz diye düşünüyoruz. Siz dostlarımızın ibâdet ve taatlerinizi sâdece Ramazana tahsis etmediğinize inanıyoruz. Mübârek Ramazanda kazandığınız nur ve feyizlerinizi her dâim diri tutmanız temennisiyle sizleri kâinatın yegâne sahibine emanet ediyoruz” satırlarıyla tamamlamış bulunuyor.
Allah, yararlı hizmetleri nedeniyle “Sadaka-i câriye” dileğini kabul, emeğini makbûl etsin.
Lise ve üniversite eğitimi sırasında yazı çalışmaları çeşitli mahalli gazete ve dergilerde yayınlanan Nurten Selma Çevikoğlu, “Bizim Aile Dergisi” nin düzenlediği “Kadının eğitimi” konulu makale yarışmasında birincilik kazandı. “1994 Dünya Aile Yılı” nedeniyle “İslâm’a göre çocuk terbiyesinde annenin rolü” isimli tebliğiyle İslâmî Araştırmalar Vakfı (İSAV), Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) ve Harran Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlenen “İslâm’da Aile ve Çocuk Terbiyesi” konulu sempozyuma katıldı. Araştırmalarını ilk olarak “Aile rehberi” adı altında kitap hâline getiren, önce “Biz ve İkbâl”, sonra da “Her şey sizinle başlar” adlı kitaplarını çıkaran hanım yazarın, geride kalan Aralık ayı içinde de “Hazine” ve “Ramazan sohbetleri”, Nüve Kültür Merkezi tarafından yayımlandı. Cemiyetin yarısından fazlasınını oluşturan hanımların, çocukların, gençlerin ve kısaca ailelerin eğitim problemleriyle yakînen ilgilendiğini belirten Nurten Selma Çevikoğlu, çeşitli konularda yaptığı çalışmalarla toplumun sorunlarını elinden geldiği kadar gidermeye çalıştığını ekliyor.
Basıma yeni kitaplar hazırlamaya çalışan ve kitaplarını “Sadaka-i Câriye olması niyâzıyla” yazdığını ifade ederek, merhum Ali Ulvi Kurucu’nun “Yâ Rab” isimli şiirine yer vererek, 47 başlıkta topladığı “Hazine” adı kitabında özetle “Her akıl sahibi Müslüman, İslâm ahlâkının tüm tecellilerini üzerinde toplayıp, en güzel misâli kendisi teşkil ederek İslâm cemiyetinin temellerini oluşturmalı. Sağlam karakterli fertlerden oluşan bu model cemiyet bütün dünyaya örnek olmalı. Zirâ bugün dünya îman ve İslâm’ın getirdiği mükemmel prensiplere muhtaç ve mecburdur. İnsanlar için gerçek huzuru ve hakiki mutluluğu ancak İslâmî prensipler temin edebilir. İman, hem dünya hem ahiret için en önemli HAZİNEdir. Bu hazinenin anahtarı da Kur’an-ı Kerim’dir. Hakk’ın hakça üstünlüğü Kur’an’la mümkündür. Dünya ve ahiret dengesindeki şaşmaz ölçüler Kur’ârî prensiplerdedir. Hayat ancak Kur’ânî düsturlarla doğru değerlendirilebilir. İyi çığır açmak, çağ atlamak Kur’an’la mümkün olacaktır” diyor.
Doğruların rehberinin Kur’an, İslâmın en mükemmel nizâm, dünyanın İslâma muhtaç, insanlığın îmana mecbur olduğunu ifade ederek, İslâm ve cemiyet, dünya ve ahiret dengesi gibi çeşitli konuları yorumlayıp, “Bugün neden bu hâldeyiz. Dostumuz, düşmanımız kim?” diye sorgulayan Çevikoğlu, insanî değerler yitirilmeye sonucu güven bunalımı başladığına dikkat çekiyor. Yanlı görev yapan basın yayın organlarının topluma kasıtlı olarak servis ettiği öldürme, boğma, şişleme, yaralama, silahla tarama, canlı bomba gibi olayların infial oluşturma amacı taşıdığı kanaatinde olduğunu öne süren yazar, “Hadiselerin yanlı şekilde topluma pompalanmasında mutlaka kasıt var” diyor.
Nurten Selma Çevikoğlu hanımefendi, “Ramazan sohbetleri” adlı kitabında da Müslümanların büyük önem verdiği rahmet, mağfiret ve bereket dolu olan bu kutsal ayda mânevî coşku ve ruhî diriliş, Kur’an ve Peygamber aşkının mevcut olduğunu işaretle, “Ramazanda sadaka ve zekâtlarla artan yardımlaşma hisleri doruk noktadadır. Mukabelelerde okunan Kur’an’lar cana can katar. Kılınan teravihlerle ibadetler vecde ulaşır” diyerek, şöyle devam ediyor:
Girilen îtikaflarla mânevî zirvelere kulaç atılır. Oruç, sahur, iftar Müslümanın hayatında değişim rüzgârı estirir. Müslüman nefsini sorgular, kıssadan hisselenir. Câmi cemaatinin en zengin olduğu ay Ramazan ayıdır. Ramazan, Müslümanları terâvihlerle camiye toplar, sene boyu dağılan zihinleri, savrulan gönülleri de toparlayıp, çeki düzen verir, âdeta hizâya getirir. Müslümanları ‘BİR’ safına sokar. Büyük aşk ve samimi bir yürekle ifa edilen her biri ayrı güzellik taşıyan muhteşem ibadetler Müslümanları âdeta cennet iklime sokar. Böylece Ramazan ayı Müslümana sene boyu kullanacağı mânevî enerji deposu olmuş olur. Ne mutlu Ramazan’ı hakkıyla değerlendirebilenlere! Ne mutlu kadir kıymeti bilenlere! Ne mutlu Bayramın güzelliklerini idrak edebilenlere!
Ramazan sohbetleri’ne Merhum Nuri Baş’ın “Mübarek Ramazan-ı Şerif” başlıklı bir na’tı ile başlayan Hanım yazar, bu mübarek ay ile ilgili bir solukta ve zevkle okunabilecek konulara temas ederek, kitabını “Bu sebeple kulluk şuurunu idrak ederek Ramazan imtihanını başarıyla veren bir Müslüman, bayramı hak eden bir Müslüman kendini Ramazan sonunda da boş bırakmaz diye düşünüyoruz. Siz dostlarımızın ibâdet ve taatlerinizi sâdece Ramazana tahsis etmediğinize inanıyoruz. Mübârek Ramazanda kazandığınız nur ve feyizlerinizi her dâim diri tutmanız temennisiyle sizleri kâinatın yegâne sahibine emanet ediyoruz” satırlarıyla tamamlamış bulunuyor.
Allah, yararlı hizmetleri nedeniyle “Sadaka-i câriye” dileğini kabul, emeğini makbûl etsin.