Girişimçilik Ruhu

.
Ticaret Odası, “İpekyolu", Sanayi Odası “Lonca” ve Ticaret Borsası da “Ticaret Borsası” ismiyle dergiler yayınlarlar. Ben bu dergilerin hepsini severim ve heyecanla zevkle okurum. Odanın faaliyetlerini duyururlar Türkiye gündemini işlerler, kişilerden görüş ve öneriler de alırlar. Bu dergilerde günlük "rutin" konuların dışına çıkılır geleceği üyeleriyle paylaşırlar. Ben bir gazeteci olarak bu dergilerimizin sürekli ve dikkatli bir okuyucusuyumdur. Ben pek çok olayı bu dergiler sayesinde öğrendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.
Sanayi Odamız çok büyük fedakarlıklarla çıkardığı Lonca Dergisi 38. sayıya ulaşmış yayında emeği geçen kardeşlerimin nasıl fedakarlıklarla çalıştığını, herzaman içinde yaşayan bir kişiyim.
Lonca Dergisi'nin son sayısında "Cari Açık" mercek altına alınmıştır. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Gümrük ve Tekel Bakanı Hayati Yazıcı, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, KTB Yönetim Kurulu Başkanı M. Uğur Kaleli, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Türkiye Finans Genel Müdürü Veysel Derya Gürerk, Vakıfbank Baş Ekonomisti Serkan Özcan görüş ve düşüncelerini Lonca'da dağerlendirmişlerdir.
Konya'nın ilk özel müzesini Ahmet Kus tanıtmış, nostalcik bir konu olan saatçilik ele alınmış, Yeni Türk Ticaret Kananu ele alınmış hazır beton sektörü tanıtılmıştır.
Esas yazmak istediğim konuyu ise sona bıraktım. Girişimcilik ve Girişimciliğin Desteklenmesi konusunu da Genç İşadamlarrımızdan Dr. Mevlüt Büyükhelvacığil girişimcilik bir ruhun eseri olarak ZADE'yi bizlere tanıtmıştır. Zade 23 yıllık bir aile kuruluşudur. Konyamızın değil Türkiye'nin bu alanda köklü kuruluşlarının da başında gelir Zade. Zaman tuneli içinde eskilere gittiğimiz de bu kuruluşu dede Tahir Büyükhelvacığil, "Helvacızade", "Helvacı Tahir Ağa" kurmuş, zamanı gelince de bütün yetkilerini oğlu Kadir Büyükhelvacığil'e devretmiş, Kadir Bey babasından edindiği bütün tecrübeleri, Ahilik geleneğini devam ettirmiş firmayı büyütmüş ve çocukları Tahir ile Mevlüt’e bütün yetkileri vererek onların girişimcilik ruhunu ateşlemiştir. Mevlüt Büyükhelvacığil 15 yaşında iken babasının bütün yetkilerini “noter” kanalıyla devralmış, genç yaşına rağmen bu büyük yükün altından kalkmak için gecesini gündüzünü bir etmiş çok çalışmış ve başarmıştır. (Aynı babası ve dedesi gibi) Dördüncü kuşağa gelince, dördüncü kuşak işbaşında adeta nöbet bekliyorlar. Dedelerinden gelen girişimcilik ruhunu, girişimcilik mirasını, girişimcilik bayrağını en yükseklere taşımak için "komut” beklemiyorlar. Onlar bu komutu çoktan almışlar yürüyerek değil koşarak bu görevlerini yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyorlar. Alın terleri "Şıpşıp” yere damlarken onlar bu zevkin heyecanı ile daha da aşka gelip yorulmadan bıkmadan usanmadan çalışma azimlerini bir kat daha artırmanın mutluluğunu yaşamaktadırlar.
Zevkle ve heyecanla okuduğum yazıların başında Dr. Mevlüt Büyükhelvacığil'in yazısını tekrarlarken gençlere önerilerini siz okurlarımla paylaşmak istiyorum:
“Gençlere öneriler
Sektörümüzde ticari hassasiyetlerirniz, insana olan saygımız, erdemlerimiz ve yaptığımız işte en iyi olma heyecanıyla örnek ve öncü olmaya çalıştık ve pek çok konuda lider konuma geldik.
Benim girişimci ruh taşıyan, heyecanlı genç arkadaşlarıma önerim yılmadan, usanmadan inandıkları hedeflerine ulaşmak için azimle ilerlemeleri.
Hayat yanlışlar ve başarısızlıklarla doludur. Yaşamınızda her şeyin birdenbire ters gittiğini düşündüğümüz zamanlar olur. Eğer yaşadığınız her başarısızlığın ardından umutsuzluğa kapılırsanız, hayatınızın tamamına karamsarlık hakim olur, uzun ve mutlu bir hayat sürdürmeniz de giderek zorlaşır.
Yeni bir amaç belirleyip, ilk teşebbüsünüzde özgüveninizin az olduğunun farkına varırsanız: "Sen bunu başarabilirsin" cümlesini duyma ihtiyacı hissedersiniz. Özellikle çok hakim olmadığınız bir alana girdiğinizde çevreniz de her zaman size cesaret vermeyebilir. Cesarete ve kendine güvene en çok ihtiyaç hissettiğiniz, böyle hassas bir zamanda duyduğunuz olumsuz ifadeler sizi negatif etkiler. Bu nedenle kendi kendinizi motive edebilme yeteneğinizi geliştirmelisiniz. Kullandığınız kelimelere, ifadelere dikkat edin. Sizi ve hedeflerinizi anlatan olumlu kelimelerin amaçlarınıza ulaşmanızda size güç verecek, pozitif enerjileri vardır.”
Bizimde ZADE'ye bir önerimiz var:
Saygı duyduğum, çok sevdiğim, her zaman önder bir kişiliğe sahip olan Sayın Kadir Büyükhelvacığil olmak üzere oğulları Tahir ve Mevlüt Büyükhelvacığil'den bir helvanın nasıl yapıldığını, susam yağının nasıl çıkarıldığını işleyen bir müze kurmalarıdır. Bu müze belki de Türkiye'de ilk helvacı, müzesi olacaktır. Değirmen taşında susam nasıl öğütülüyor, nasıl yağ elde ediliyor, helva nasıl pişiriliyor, kazanlarda nasıl karıştırılıyor, bunları kurmak zor almasa gerekir.
Nasrettin Hoca’nın bir hikayesiyle bugünkü yazıma noktayı koymak istiyorum:
Nasreddin Hoca bir gün Konya’ya gelmiş, helvacılar çarşısında kaşık kaşık helva yemeye başlamıştır. Helva yapan usta ise Nasreddin Hoca'nın omzuna vurarak "yeme" demek istemiştir Nasrettin Hoca, “Bak şu Konya'nın işine Konyalılar helvayı döve döve adama yediriyorlar" diyerek karnı doyuncaya kadar bir güzel helvayı yemiştir.
Helva döve döve yapılır, seve seve de yedirilir. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri