İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen “İfade Özgürlüğü Kapsamında Toplantı, Gösterği ve Basın Açıklaması Haklarının Kullanılması ile İlgili Mülki İdare Amirlerinde ve Kolluk Görevlilerinden Farkındalığı Artırılması Projesi” Rixos Otel'de düzenlenen çalıştayla tanıtıldı. Çalıştaya Vali Muammer Erol, İl Emniyet Müdürü Hüseyin Namal ve STK temsilcileri katıldı. Çalıştayın açılışında konuşan Vali Muammer Erol, çalışmanın beklentileri karşılayacağını belirterek, “1983 yılından bu yana uygulanan bir kanun temel hak ve hürriyetlerle ilgili düzenlemeleri ele alıyor. Bu çalıştaya verilecek katkı çok önemlidir. Türkiye, uluslararası mahkemelerde defalarca mahkum edildi. Bugüne kadar hem sorumlu olarak uygulamacılar gösterildi. İnşallah devletimiz AİHM tarafından yeni mahkumiyetler maruz kalmaz. Yeni düzenlemelerin önünü açacağını ümit ediyorum” dedi.
HER OLAYIN KENDİNE ÖZGÜ ŞARTLARI VAR
Çalıştayda proje hakkında bilgi veren Mülkiye Müfettişi Harun Öksüz, günümüzde her hangi bir konuda kamuoyu oluşturmak için yapılan toplantı, gösteri, yürüyüş ve basın açıklaması gibi uygulamaların demokratik bir hak olarak kabul edildiğini belirterek, “Bu tür eylemlerin kamu düzeni bozulmadan hukuka uygun bir şekilde yapılması için devletin her türlü önlemi alması gerekiyor. Diğer taraftan bu haklar kullanırken, yasalar ve demokratik kurallar çerçevesinde kalmak gerekiyor. Zaman zaman insan hakkı ihlali ve suç işleme söz konusu olmaktadır. Söz konusu hakkın sağlıklı bir şekilde kullanılması için hem bireylere, hem sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düşmektedir. Her toplumsal olayın kendine özgü şartları vardır. Her olay kendi şartları içerisinde ayrı değerlendirilmelidir” dedi.
EMNİYET, SOSYAL MEDYAYI KULLANMALI
Prof. Dr. Hasan Hüseyin Çevik ise proje kapsamında yapılan araştırmada çıkan bulguları paylaştı. Projenin Gezi olaylarından önce görüşüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Çevik, “ Toplumsal eylemler bireysel eylemlerden daha etkili oluyor. Grup psikolojisi insanları farklı yönlere sevk ediyor. Gezi olayları Türkiye'ye çok şey öğretti. Yöneticiler, genel durumu çok iyi okumalı. Güvenlik birimleri de sosyal medyayı çok iyi kullanılmalı. Çünkü sosyal medya normal medyadan daha etkili oldu. Sosyal medyada müthiş bir bilgi kirliliği var. Yanlış bilgiler karşısında kamuoyunu bilgilendirmek için sosyal medyayı emniyet birimleri de kullanılmalıdır” diye konuştu.
Çalışmayı yaparken mülakat ve belge analizi yaptıklarını ifade eden Prof. Dr. Çevik, “8 Vali ve vali yardımcısı ile görüştük. 40 civarında polis müdürü ve amiriyle görüştük. Bazen de STK'larla görüştük. Mülki idare amirlerinin yanı sıra medya mezunlarıyla görüştük” ifadelerini kullandı.
ORANTISIZ MÜDAHALEDEN KAÇINILMALI
Türkiye'nin 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanunu uluslararası hukuka göre yeniden düzenlemesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Çevik, şunları söyledi: “Basın açıklamasıyla kanunla yeni bir düzenleme getirilmelidir. Muhtemel büyük çaplı toplumsal olayların yönetilmesi ile ilgili bir kriz yönetim planı hazırlanmalıdır. Toplumsal olayların yönetilmesinde iller arasında uygulama ve işbirliği sağlanmalıdır. Ani gelişen toplumsal olaylarla ilgili bir rehber hazırlanmalıdır. Büyükşehirlerdeki merkez ilçe kaymakamlarının toplumsal olayların yönetilmesi sürecine aktif katılımları sağlanmalıdır. Göstericilerin dağıtılmasında ana enstürmanlar olan gaz ve tazyikli su kullanımı hususunda hassa ve ölçülü davranılmalı. Toplumsal olaylarda müdahaleler savaş alanına sokulmamalı ve toplum sürekli bilgilendirilmelidir. Siyasi ayrımcılık yapıldığı ve keyfi davranıldığı çağrışımı yapan uygulamalardan kaçınılmalıdır.”
VALİLİK SÖZCÜSÜ KURUMU OLUŞTURULMALI
Toplumsal olaylarda karşıt görünümlü vatandaşların polislik rolüne soyunmasına fırsat verilmemesi gerektiğinin alıtnı çizen Prof. Dr. Çevik, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Toplumsal olaylarda özellikle bazı vatandaşların olaylara müdahalesi engellenmelidir. Gezi olaylarında ortaya çıkan 'Palalı vatandaş' buna en iyi örnektir. Barışçıl ve içerisinde şiddet içermeyen etkinlik ve eylemlere kesinlekle müdahale edilmemelidir. Toplumsal olayların yönetimi sırasında mutlaka 'valilik sözcüsü' kurumu oluşturulmalı ve iletişim kanalları sürekli açık tutulmalıdır. Toplumsal olaylara müdahale edecek araçların envanteri çıkarılmalı ve mutlaka bu araçlardan temin edilmelidir.”
SOSYAL MEDYA ÖNEMLİ BİR OLGU OLDU
Prof. Dr. Turgut Göksu ise toplumsal olayların yönetilmesinde temel ilkeler ve esaslar konulu bir sunum yaptım. Prof. Dr. Turgut Göksu, toplumsal olayların demokrasinin en önemli göstergelerinden birisi olduğunu belirterek, “Günümüzde toplumsal olaylar demokratik haklar için ortaya çıkıyor. Eğer bu tür toplumsal olaylar yasaklanırsa toplumda bir gerginlik oluşuyor. Bu gerginlik zamanla patlamaya neden olur. Bunun en iyi örneği Arap Baharı örneğinde gördük. Bu süreçte sosyal medya da önemli bir olgu olarak karşımıza çıktı. Sosyal medyanın Arap ülkelerindeki halk hareketlerinde ve Gezi olaylarında ne kadar etkili olduğu ortaya çıktı” dedi. Konuşmaların ardından devam eden çalıştayda örnek vaka çalışması ve genel değerlendirme yapıldı.
İBRAHİM BÜYÜKEKEN merhabahaber.com
Gezi ders oldu!
Prof. Dr. Hasan Hüseyin Çevik, yöneticilerin toplumsal olayları çok iyi okuması gerektiğini belirterek, “Gezi olayları Türkiye'ye ders olmuştur. Emniyet güçlerinin de sosyal medyayı kullanması grekiyor” dedi
İlk yorum yazan siz olun