Gündeme göz atarken bir haber dikkatimi çekti. Meclis Genel Kurulu'nda sosyal medya kısıtlaması gündeme getirilmiş. Eğer, teklif yasalaşırsa, 15 yaşını doldurmayanların sosyal medya hesabı açmaları engellenecek. Platformlar bunun için yaş belirleme algoritmalarını kullanacak. Eğer kullanıcının 15 yaşın altında olduğu tespit edilirse hesap kapatılacak.
Oyun platformu, usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen oyunları sunamayacak. Çocukların kuruluş bakımına alınmaksızın ailesi veya yakını yanında bakımı ve desteklenmesi amacıyla koruyucu ve önleyici çalışmalar yapılacak, ihtiyaç halinde bölgesel şartlar dikkate alınarak sosyal ve ekonomik destek sağlanacak. Yeterli geliri olmadığı değerlendirilen kadınlara ve çocuklara, geçici maddi yardım yapılmasına karar verilmemiş olması halinde, ilgili Kanun'da belirtilen orana göre hiçbir kesinti yapılmaksızın net harçlık verilecek.
Yeni dönemde anne-babalar çocuklarının sosyal medya ve oyun hesaplarında daha etkili olacak. Kararın olumlu etkileri olacağını düşünüyorum. Birçok çocuk sosyal medya platformları üzerinden rahatsız edilebiliyor. Aileler ise tüm bu olaylara karşı çoğu zaman habersiz kalıyor.
Çocuklarımızı telefondan ayrılamayan, tablet veya bilgisayar olmadan duramayan bireyler olarak yetiştirmeyelim. Kendini tanıyan, sınırlarını bilen, rahatlıkla düşüncelerini ifade edebilen bireyler olması topluma büyük avantaj sağlayacak.
Bugünün çocukları sokaklarda değil, ekran başında büyüyor. Eskiden mahalle aralarında saklambaç oynayan çocuklar, şimdilerde ekranların esiri oldu. Dijital dünyada bir kimlik arayışına girdiler. Çocukluk kavramını koruyabiliyor muyuz? Şüpheli.
Sosyal medya kanunları bir yasak olarak dile getirilebilir ama benim için yerinde ve doğru bir karar. Henüz kim olduğunu keşfedemeyen çocuklar sanal zorbalıkla tanışıyor. Bu durum çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyor.
Yalnızca çocuklara sınır koyarak bir çözüme ulaşmak mümkün değil. Bunun yanı sıra alternatif bir alan oluşturmak gerekli. Kitap, spor, sanat gibi farklı alanlarla çocuğun gelişimine katkı sağlandığı gibi sosyal bir alan da oluşturulur.
Aileler burada kilit rolde. “Aman bizi rahat bıraksın”, “sesi kesilsin” mantığıyla küçük yaşlardan telefonu çocuğun eline tutuşturmak zorbalık, taciz, özgüven kaygısı, asosyallik gibi sonuçlar doğurabilir.
Çocuk kendini gerçek hayatta ne kadar var edebilirse, sanal dünyaya olan bağımlılığı da o kadar düşer.
Sosyal medya etkisi bir teknolojik değil toplumsal bir sorun. Meclis düzenlemeleri etkili olabilir, ancak asıl değişim evde başlar. Anne ve babalarımızın sorumlulukları büyük. Bu konuda hassas olunmalı, bugünün çocukları geleceğimizin teminatı olacak. Çocuklarımıza ekran mı bırakacağız? Bir gelecek mi? İşte tüm mesele bu…