Genç olmak, hayatın en güzel dönemlerinden biri olarak anlatılır. Enerjinin, hayallerin ve umutların en güçlü olduğu yıllardır gençlik. Ancak bugün birçok genç, geleceğe umutla bakmak yerine geleceği düşünmekten bugünü yaşamayı unutuyor.
Bir gencin omuzlarında artık yalnızca okul çantası yok. Başarı baskısı, sınav kaygısı, gelecek endişesi, ekonomik sorunlar, aile beklentileri ve sosyal medyanın oluşturduğu “mükemmel hayat” algısı da var. Gençler sürekli daha başarılı, daha güzel, daha zengin ve daha mutlu görünmek zorunda hissediyor. Oysa insan hayatı bir yarış değildir.
Bugünün gençleri, bir yandan kendilerini bulmaya çalışırken diğer yandan toplumun “Bir an önce başarılı olmalısın” baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Üniversite kazanmak, iyi bir meslek edinmek, iş bulmak ve hayata tutunmak… Bütün bunlar daha genç yaşlarda büyük bir yük hâline gelebiliyor.
Belki de gençlerin en büyük sorunlarından biri, kendilerini gerçekten dinleyen insanların az olmasıdır. Onlara sürekli ne yapmaları gerektiği söyleniyor; fakat çoğu zaman ne hissettikleri sorulmuyor.
“Ders çalış.”
“Başarılı ol.”
“Telefonu bırak.”
“Geleceğini düşün.”
Bunların hepsi doğru olabilir. Ancak genç bir insanın bazen sadece anlaşılmaya, dinlenmeye ve kendisi olmasına da ihtiyacı vardır.
Gençlerin sorunlarını çözmek için onları suçlamak yerine anlamamız gerekiyor. “Bizim zamanımızda…” diyerek başlayan cümleler, bugünün gençlerinin yaşadığı gerçekleri değiştirmiyor. Çünkü her dönemin kendi zorlukları var. Bugünün gençleri de kendi çağının ağır yükleriyle mücadele ediyor.
Unutmamalıyız ki gençler yalnızca geleceğin büyükleri değildir. Onlar bugün de bu toplumun bir parçasıdır. Onların fikirlerine, hayallerine ve kaygılarına bugün kulak vermek zorundayız.
Bir gencin hayatına dokunmak bazen büyük sözlerle değil, küçük bir cümleyle mümkündür:
“Senin ne hissettiğini anlıyorum.”
“Yalnız değilsin.”
“Her şeyi hemen başarmak zorunda değilsin.”
Belki de gençlere verebileceğimiz en büyük destek, onlara sadece başarılı olmaları gerektiğini değil, hata yapma haklarının da olduğunu hatırlatmaktır.
Çünkü gençlik, yalnızca sınavlardan, diplomalardan ve başarıdan ibaret değildir. Gençlik; hayal kurabilmek, düşebilmek, yeniden ayağa kalkabilmek ve kendi yolunu bulabilmektir.
Bugün gençlerimizi gerçekten dinlersek, yarının toplumunu daha güçlü kurabiliriz. Çünkü gençlerin sesi duyuldukça, umut da büyür.
Ve unutmayalım:
Bir ülkenin geleceği, gençlerine verdiği değer kadar aydınlıktır.