Gazze’deki katliamda neden ses çıkarmadınız?

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu, başörtü başta olmak üzere inanç özgürlüğü üzerindeki engellerin kaldırılması için 123. haftadır Kayalıparkta basın açıklamalı eylem yapıyor.
Eylemin bu haftaki gündeminde Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanan son gelişmeler vardı.
Platform adına konuşan Mevlüt Doğan, Türkiye - İsrail arasında yaşanan olayların, gölge oyunu tadında cereyan ettiğini söyledi ve ekledi: “Kâh Karagöz, Hacivat’a kızmakta kâh Hacivat, ince eleştiriler yapmakta; seyirci, gülmekten katılmakta ve birilerinin gazı alınmaktadır.”
HANİ, BEKARA KARI BOŞAMAK ZORDU?
Mevlüt Doğan, iki ülke arasında yaşanan gelişmeleri, “Alçak bir sandalyede oturtulduğu için geri çekme tehditleri savrulan bir konsolos var ortalık yerde. Özürlerin biri gidiyor biri geliyor. Seyirci, kahraman dış politikayı alkışlıyor. Bundan bir yıl önce çocuklar ve kadınlar katledilip, Gazze yerle bir edilirken konsolosun çekilmesini teklif edenlere, ‘bekâra avrat boşamak kolay!’ deniliyordu. Şimdi, bir düşük sandalye skandalı, evlilere avrat boşama sebebi sayılıyor. Ne oluyor? Evet, gülüp durmaktayız, neşelenmekteyiz” diye ifade ederek, perdenin arkasını gördüklerini net bir şekilde ortaya koydu.
EHUD BARAK NEDEN RESMİ DÜZEYDE KARŞILANDI?
Ardından eli kanlı İsrail’in savaş sorumlusu olarak ifade ettiği Ehud Barak’ın Türkiye ziyaretine değinen Mevlüt Doğan, “Ehud Barak ülkemize gelmekte ve birtakım resmi görüşmelerde bulunmakta. Savunma bakanlığı düzeyinde karşılanmakta. Savaş suçlusu olduğu kesin olan Ehud Barak’ın yargılanmak üzere gözaltına alınması gerekirken, yargılanıp tutuklanması icâp ederken, resmi düzeyde karşılanması, vicdanlarda onarılması güç hasarlar oluşturmakta, zihinlerde cevabı olmayan sorular meydana getirmektedir. İngiltere, İsrail'in dış işleri sorumlusu Livni hakkında tutuklama kararı almışken, Türkiye'nin aynı suçu işleyenlere resmi tören düzenlenmesi acayip bir iştir. Sözde Türk-İsrail ilişkilerinin gergin olduğu bu dönemde resmi karşılama ve resmi görüşmeye, ‘bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?’ denir.
TİCARİ KAZANIM İÇİN KAFKASYA UNUTULMAMALI
Türkiye ile Rusya arasındaki yakınlaşmaya da değinen Mevlüt Doğan, belli kazanımların elde edilmesine rağmen Kafkasya’daki onurlu direnişe ve soylu mücadeleye zarar verilmemesini isteyerek şöyle devam etti: “Karşılığı, Çeçen direnişinin engellenmesi, Türkiye'deki Çeçen mültecilere zorluk çıkarılması şeklinde tezahür edecek her tür kazanıma karşıyız. Gafletin sonuçları ihanet şeklinde olacaksa, biz ticari kazanımların yanında olmadığımızı açıkça ifade ediyoruz. Kardeşlik bilincimiz, ticari menfaatler karşılığında kardeşlerimizin Rus emperyalizmine boğdurulmasına razı olmamaktadır. Unutulmamalıdır ki, gelişmiş bir Türkiye'nin geleceği, Kafkaslardaki zulüm üzerine inşa edilmemelidir.”
İHYA-DER KARARINA TEPKİ
Son olarak Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin İhya-Der yöneticileri ve üyeleri hakkında, 2009 yılındaki etkinlikleri üzere açmış olduğu davayı, toplamda 150 yıl hapis cezasıyla sonuçlandırmasını büyük bir skandal olarak gören Mevlüt Doğan, “Filistin’le dayanışma, Mekke'nin fethi, kutlu doğum haftası, gıyabi cenaze namazları gibi dini ve insani içerikli organizasyonların hapisle cezalandırılması, bu ülkenin Müslüman halkını derinden yaralamış, yıldırma ve baskı şeklinde algılanmıştır. Darbeler ve cuntaların bizi yıldıramadığı gibi baskılar ve mahkeme kararları da bizi yıldıramayacaktır. Hak sözü söylemekte, doğru olanı yapmakta, mazlumu destekleyip, zalime karşı çıkmakta, istikrarla devam edeceğiz” dedi.
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri