Gaziler Köyü

Ahmet Güldağ

Yaşantımdan inciler anlatımına devamdayız.

Dedeler Köyü’ndeki anne ve babasız geçen babaannenin büyüttüğü bendeniz nihayet babamın kuş uçmaz kervan geçmez misali…

Keçi yolundan başkaca yolu hayvandan başka binip yol alacağı dağlık arazide ki köye giderken bendenizi de yanına alıyor.

***

Tabii yaşımın küçük yani bir veya iki yaşlarımda karşılaştığım bu işlemden belleğimin kaydetmediği için bilgim yok…

Yeni annemle de tanıştığım buradaki oluşumunda nasıl olduğunu bilmiyorum.

Bu vesile ile gelin o zamanki halinden bugün hayret edilecek değişikliğe dayanan köyü tarihçesi ile anlatmak isterim.

***

Konya’dan Hadim İlçesi yolunda giderken 115. Km’de Aladağ yazılı levhası olan yola saparsınız.

İlk karşınıza Kaplanlı Köyü çıkar onu geçersiniz. Toros Dağları’nın arkasından Göksu Deresi’nin aktığı vadi ile karşılarsınız.

Vadi o kadar güzel tabii varlı lığı ile karşımıza çıkarken (V) şeklinde uçurum gibi  bu vadiyi yarı korku yarı heyecanla temaşa edersiniz.

Üç km kadar gittiğiniz sağ yanınız uçurumlu yol sonunda Karşınıza “Gaziler” levhası çıkar

Bu yola saparken yemyeşil bahçeler ve ağaçlıklar arasında ki Göksu Deresi’nin üzerindeki köprüden geçerek sola dönüp rampa çıkarken birden açıklık içine girer ve Gaziler Köyü’nün görüntüsü ile karşılaştırırsınız.

***

Bu arada bir konuyu da belirtmek isterim.

Gaziler levhasına gelindiğinde yol ileriye gidip dağın eteği sola dönülerek ilerleyince bir su değirmeni ve Göksu’nun Bozkır havalisinden gelen Göksu Çayı’nın üzerinden geçersiniz

Ve bu çay daha önce geldiğimiz hadim havalisinden gelen gördüğümüz Göksu Deresi ile birleştiğini görürüz işte o zaman Göksu’nun ismi Göksu Irmağı ismini alır bu ırmak Torosları aşarak Silifke civarında denize dökülür.

***

Evet, işte konumuza giren Gaziler Köyü’nü görürken yukarı eğimle yol alarak köyün kendisine ulaşmış oluruz.

Buraya kadar anlattıklarım bu günlerin imkânları ile ulaşımıdır. Gelin birde hem köyün araştırmalarımdan öğrendiğim tarihçesini sonra da köyle nasıl tanıştım nasıl bir yaşam vardı anlatmak isterim.

***

Köye ne zaman yerleşildiği ve ilk yerleşimde hangi kavimler olduğu tespit edil elememekle beraber Karahasanlar, Gök Mehmetler, Kara Ahmetler, Karazlar ve Ömer kıyarlar olduğu anlatılmakta.

Buradaki yerleşimim alt veya yan tarafında küçük topluluklarda varmış ki aşağı köy denilen yerden aile olarak. Berber Ahmet, Eğri Oğlugil, Ahmatlar, Memişler, Çobanlar, Güneyli, Mustafa, Sofular ismini almışlar.

Aslında köyün dere karşısı Güney denilen büyük ev harabelerini görmüştüm buna bakılırsa buradan da bu köye gelişler olmuş.

Öte yaka denilen bir bölümden de gelenle aileler olmuş. Bunlar İnce Oğlan, Hasanlar, Eminler, Takışlar, Avanaklar, Çavuşlar, İnceler 

Yine bunlara ilaveten köyün büyük bir aile topluluğu olan “Krallar” denilen ailenin büyükleri Abdullah ve aile efradı Karasınır’dan, Akseki’den Muhittinler aileleri de iştirak etmiş.

***

 Gaziler ismini de eğri güney yaylası dağları üzerinde deveyi çeken adına emir gazi denilen dede heykelinden aldığı da belirlemeler arasında.

Bu Dede’nin yerine Köylüler üzüm zamanı ziyarete giderek güzel kıyafetlerle festival yapar güzel yemekler yenir, dede etrafında yedi defa tur atılarak dönüşte odunlar yüklenir evlenecek delikanlıların evlerine yıkılır eğlenceler olurmuş tabii pek çok yerlerde olduğu gibi böyle şeyler zamanla unutulur. Şimdi yalnız Eğrice Güney Yaylası’nda yapılıyor.

***

Böylece etraftan iştiraklerle havalinin en nüfuslu ki 500 nüfuslu bir köy olan Gaziler Köyü’ne taa Osmanlı zamanında bir ilkokul kurulduğu ve benim bildiğim 1920’den sonrası var olduğu ondan ne kadar evvel olduğu tespit edilememekte.

***

Köy Torosların yemyeşil sırtlarından doğuya bakan yamacında Göksu Deresi’nin üç km yukarısında kurulmuş. Anlaşılıyor ki yazları dere çok sıcak olunca böyle konaklanmış ama dere etrafı bahçelerin ekimi köylülerce halen bile devam etmekte.

***

Köyün ilk mezar yeri köyün altında kuzey –doğu istikametinde bir iki km. uzaklıkta bir yere büyük bir çevreleme içinde yapılmış. Oradaki bir yerden çıkan pınara da Ölü Pınarı adı verilmiş…

Verilmiş ama nedense orası çok eski yıllarda bırakılıp köyün batısı yukarısına ikinci bir mezar yeri yapılmış. Ben köyü tanıyabildiğim 1932 yıldan beride devam etmekte.

Etrafınki köyler ki Yelmez, Yağcı hatta Hamzalar köylerinde okul olmadığı için okumak isteyenler 5 ve 10 kilometrelik köylerinden dağlar aşarak gaziler ilkokuluna gelirlerdi 

***

Köyün yaşamında bir tek çeşmeden su alma tuvaletler altları açık ev dışlarında yapılan tahta tuvalet, yakacak ise dağlardan kesilen çamların odunu ile evde oda içindeki geniş bacalı ocaktaki yakımlarla, yemek ve ısınma işlemlerini yapmakta idiler.

Köy halkının geçimi ise kara keçilerin çokluğu ile süt yoğurt yağ temin edilir Kuru fasulye den çok Torosların oradaki tüm yamaçlarını kapsayan bağların  siyah üzümleri kurutulup bunları hayvanları ile Konya’ya getirip satmaları ile olmakta idi.

Bu ara asıl kazançlarını devletin verdiği tütün tohumu ile yetiştirdikleri tütün yapraklarını, güz sonrası devlete satarlardı. Asıl gelir de bu olurdu.

***

Köylerden Konya’ya kadar gidiş gelişler nasıl olurdu?

Gerek Gaziler gerek diğer tüm Aladağ vadisi köyleri Konya’ya gelip gitmek için katırlarına yükledikleri kuru üzüm, bakliyat ile yayan veya binerek birkaç günde Konya’ya varabilirlerdi. Dönüşleri de aynı.

Sadece hayvan yolları vardı vasıta denilen bir şey yoktu.

***

Köyün anlatımı makaleyi doldurdu aslında daha çok söylemler olacak durumda ama sizi meşgul etmeyip. Gelecek yazımda Gazilere gidişimi anlatayım.

***

Sağlık esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.