Gazan mübarek olsun…

Nevzat Laleli

Milli Görüşte yoğrulmak yazı serisi

Erbakan Hocamla yaptığım bu görüşmeden sonra onun bana olan ilgisinin bir kat daha arttığını gördüm. Allah kendisinden razı olsun, kabri nur ile dolsun.

Bu arada yerel gazetelere yazmaya başlamıştım. Konya, Antalya, Giresun, Tokat, Kahramanmaraş, Hatay, Siirt gibi illerde, Biga ve Lâpseki, Akçakoca, Sultanbeyli, Şereflikoçhisar, Nazilli, Reyhanlı, Gülnar, Beyşehir gibi ilçelerde yazıyordum. 20 kadar da İnternet sitesine yazı koymaktaydım.

Yerel gazetelerde yazı yazma çalışmalarım beni, ülkemizin bütün illerinde ve büyük ilçelerinde yerel gazete çıkarma fikrine yöneltti. Hem de hiç para harcamadan bu yerleşim merkezlerinde günlük veya haftalık birer gazete çıkartabilirdik. 

Bu çalışmaları bir proje haline getirdim ve aynı anda Erbakan Hocam’a ve o zaman Genel Başkanımız olan Numan Kurtulmuş’tan randevu istedim. (Nisan 2009)

Randevu talebimi Hocam hemen kabul etti ve kendisiyle bu konuyu görüştüm. Ama Numan Bey Saadet Partisi’nden ayrıldı gitti ama bana bir türlü randevu veremedi.

Hocamla yaptığım görüşmeden ayrılırken de Hocam bana; “Gazan mübarek olsun” diye duada bulundu. Bu dua, çalışmalarımın cihat kapsamında olduğunu gösteriyordu.

Bilindiği gibi cihat, tek başına yapılacak bir çalışma olmayıp, bir teşkilat bütünlüğü içinde yapılan çalışmalardır. Ve cihat, başta milletimiz olmak üzere bütün insanlığın mutluluğunu sağlamak için yapılmak mecburiyetindedir. Bu uğurda malların harcanması, gerekirse canın da feda edilmesini istenmektedir. İşte şehit, bu yüksek ideal uğrunda (Allah adına) çalışırken ölen insanlara verilen bir manevi rütbedir.

Hocamız 27 Şubat 2011 günü vefat etti ve şehitler kervanına katıldı. Cenazesi İstanbul Merkez Efendi Kabristanı’na defnedildi. Defin merasimine katılarak, Hocamızın kabrine toprak atma bahtiyarlığına eriştim. Allah (c.c), Hocamızı, Peygamber efendimize komşu yapsın.

ALLAH, HAYIRDA YARIŞIN BUYURUYOR

16 Nisan 2011 Peygamberimizin Kutlu Doğum Haftası ve HAY-DER Hayırda Yarışanlar Derneğimizin kuruluş yıldönümüdür.

Bakara suresi 148 ve Maide suresi 48. Ayette Cenab-ı Hak; “Kötülüklerde değil, iyilikte ve hayırda yarışın” buyurmaktadır. Yarışmak, başkalarına iyilik ve hayır yapmada en öne geçmek demektir. Hayırların efdali ise Hak’kın hâkim kılınmasıdır.

Hocamla birlikte yaptığım 45 yıllık çalışmalarımda MNP ve MSP Gençlik Kolları Genel Başkanlığını, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ağır Sanayi Yüksek İhtisas Okulu Yönetim kurulu Başkanlığını, Kur’an Kursları Federasyonu Genel Başkanlığını ve MGV Milli Gençlik Vakfı Genel Başkanlıklarını yürütmüştüm. Hakkın hâkim kılınması çalışmalarında bu işlerin içinde ve başında yer almıştım. Bu yarışmada geride kalmam mümkün değildi. Bu can bu tenden çıkıncaya kadar, “Hayırda yarışmam gerekiyordu.”

Derneğimiz resmen kuruldu ve kısa adını “HAY” ve “DER” kelimelerinin ayrı ayrı okunmasını sağlamak üzere araya tire işareti koyarak belirledik.

Amblemimizi, bağımsızlığımızın işareti hilal resmini koyduk. “Kıyametin koptuğunu görseniz, elinde bir ağaç fidanı varsa onu dikin” emrine imtisalen de onun içine bir ağaç resmi ekledik. Çünkü ağaç, her şeyinden istifade edilen çok hayırlı bir bitkiydi.

MUTLU İNSAN, SAĞLAM AİLE, GÜÇLÜ TOPLUM

Ülkemizde binlerce vakıf ve dernek bulunmaktadır. Bu kuruluşları kuran ve buralarda çalışan fedakâr kardeşlerimi tebrik eder, Allah’ın rızasına erişmelerini dilerim. Ancak bunların hemen tamamı ferdin (bir insanın) mutluluğunu sağlamak için çalışmaktadır. Ailenin kuruluşu ve devamı için çalışmalar yapacak bir kuruluş var mı, hatırlamıyorum. Ve zamanımızda aynı apartmanda oturduğu halde birbiri tanımayan komşular bulunmaktadır.

Camilerde vaaz eden Hoca efendiler görürsünüz. Vaaz konularını, bir insanın mutlu olabilmesi için ne yapması gerektiği konusuna hasretmişlerdir. Kitapçılardan çok değişik kitaplar alır okursunuz, kitaplar size “bir insanın mutlu olabilmesi (dünya ve ahirette) neler yapması gerektiğini öğütlemektedir.” İsminin başına Prof. Doç. veya Dr. unvanı almış insanlar görürsünüz, bunlar hep, bir insanın mutlu olabilmesi yapması gerekenleri anlatır dururlar.

Peki, toplumun temeli olan aile ne olacak? Fertlerin ve ailelerin oluşturduğu toplum ne olacak? Onlardan hiç ama hiç bahsetmezler. Yıllardır hep bu konular işlendiği için de insanımız, İslam deyince; “Ben iman edersem, namazımı kılar, orucumu tutarsam, insanlara iyilik yaparsam…” cennetlik oldum, zannetmektedir.

Hâlbuki yüzlerce ayet, güçlü toplumun olunması beyan etmektedir. Bunlarda sadece Saf suresi 10 ve 11. Ayetlerde Cenab-ı Hak bizden; “Bünyanı mersus-Bir duvarın tuğlaları gibi birbiri ile kaynaşmış insanlar” olmamızı istemektedir. Siz, şu ana kadar toplumun güçlenmesini isteyen ve çalışmalarını bu yöne teksif etmiş bir kuruluş gördünüz mü?

Eğer biz Çanakkale’de, güçlü toplum olmasaydık, yedi düveli kovamaz ve “Çanakkale geçilmez” diyebilir miydik? Bunun için bizim mutlaka “Güçlü toplumu” oluşturmak için çalışmamız şarttır.

Hele “Mutlu insan, sağlam aile, güçlü toplum” üçlüsünü bir arada ele alan hiçbir kuruluş da yoktur. Bu açıdan bu üçlü slogan, bir devrim niteliğindedir. Toplum, önce bu değerlerinde var olduğunu görecek ve “akıl sahibi insanlar…” olarak, bu görüşler etrafında toplanıp kenetlenecektir.

Duamız; “Ya ilahi… Hak’kı hak bilerek onda toplanmayı, Batıl’ı da batıl bilerek ondan uzaklaşmayı bizlere nasip et” olmaktadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.