_Firavun Yalnızlığı_

_Firavun Yalnızlığı_

_İçimizdeki Firavun_

Hatırla Musa ile Harun’u…
Sırtlarında yün aba, ellerinde sopa,
Yüklenip sözü omuzlarına;
Gittiler...
Mezarları bile gökyüzüne çıkan
Dev saraylar sakini Firavun’a…

Göklerden bir ses yankılandı
İhtişamın kalbinde:

“Hakk’a teslim ol...
Uy elçilerine"

Firavun baktı şöyle
Hallerine,
Kılık kıyafetine,
Bir de kendine!
Seslendi milletine:

"Ey halkım bu ülke benim değil mi?
Bu büyük saltanat...
Şu altınızdan akan ırmak.
Bir bakın hele?
Bir yanda şu konuşmayı bilmez bir kekeme,
Bir yanda ben...
Olsaydı Allah'ın elçisi eğer,
Üstüne atılmalı değil miydi altın bilezikler?
Veya gelmeli değil miydi?
Meleklerden bir heyetle?"

Mülkün sahibi olmaktı
Onun tüm gücü.
Bir zaman sonra toplayıp avanesini
Haykırdı kahredici bir sesle:
Söyleyin...
"Ben sizin en büyük rabbiniz değil miyim?"
Bu sözü yazamaz kalem
Ama geçti kayıtlara.

Cevapları secde etmek oldu utancın,
Bu da geçti kayıtlara.

Şimdi sen Firavun yerinde olsan,
Bu kadar mülkün sahibi,
Sana “ilah” diyen binler
Ederken sana secde;
Sen ayrılıp tüm insanlardan
Tabi olur muydun bir fakire?

Sanma bunlar tarihin mezarlığında,
Toprağa gömülenler sadece beden.
Aynı duygular, aynı akıl,
İnsanla birlikte var olup giden.

Firavun bir isim değil,
Bir hastalık...
Senin içinde soluk alan…
Gerçek Hak eri odur ki,
Kötülüğü kendinde arayan.

Güç sarhoş eder aklı,
İnsan en çok zirvelerde kör olur.
Övgülerle büyür
İçindeki Tanrı;
Döndürür kalbini
Firavun yurduna...

Sabır denizinden doğar
Hakikatin güneşi.
Firavun'un beğenmediği sopa
Emir alınca Musa,
Yardı da koca denizi boydan boya.
Hakikat dağ gibi dikildi bir anda.
Bakanların kesildi nefesleri,
Kabardı yürekleri;
Kimmiş?
İyilerin yardımcısı ve dostu
Kimmiş?
En büyük olan...

Korku düştü içine
Kendini ilah bilenin,
Ordusuna güvenip
Hakk'ı zayıf görenin.
Hırs ile düştüğü yollarda;
Kibirli dik başı
Karıştı gitti kumlara.

En korkunç yalnızlıktır
İnsanın kendini beğenmesi.
İçinde cüceleştikçe
Büyür kibir elbisesi.

İnsan yaratılmışken
Temsil etmek için Rabbi’ni,
Taşırken içinde O'ndan bir nefes;
Kendisini ilah zanneden aciz biri
Çıksın, kendine kul eylesin, öyle mi?

İlahlar edinip
Küçük, aşağı, geçici...
Bu özgür, şerefli başı
Yerlere sürsün, öyle mi?

Kul olmakta marifet;
Gösterişsiz, zarif ve temiz...
Teslim etmek onurla verilen emaneti...
Sen de Hakk’a tabi ol, bak yarıldı deniz!
Çağırıyor seni hakikatin erleri,
Katıl bu kervana, gitmeden!
Bu ezan, bu nefes bitmeden...


İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri