Filistin Direnişi ve İslam Hukukunda Savaşta Çocukların Durumu

Filistin Direnişi ve İslam Hukukunda Savaşta Çocukların Durumu

Filistin topraklarının işgalden kurtarılması amacıyla yürütülen İslami direnişe yöneltilen tenkitler, yerleşimcilerin "sivil" sayılamayacağı ve işgale ortak olan unsurların fıkhen hedef alınabileceği ortaya konunca yön değiştirmiş; bu kez "eylemlerde çocuklar öldürülüyor" argümanı üzerinden bir karalama kampanyası başlatılmıştır.
İslam savaş hukukunda genel kural gayet açıktır: Çocuklar dinen mükellef olmadıkları ve ceza ehliyetleri bulunmadığı için savaşta veya barışta kasten hedef alınamaz ve öldürülmeleri caiz değildir. Ancak savaş ortamında düşman kuvvetlerinin dağıtılması için zaruri görülen stratejik durumlar (örneğin düşmanın komuta kademesinde yer almaları ya da düşmanın çocukları siper/kalkan yapması) bu genel kuralın fıkhi istisnalarını oluşturur.
İslam fıkhı kaynakları; düşmanın ilerlemesini durdurmak, işgali kırmak veya Müslümanların maruz kaldığı büyük tehlikeyi savuşturmak için başka bir yol bulunmadığında ortaya çıkan dolaylı kayıpları açıkça hükme bağlamıştır:
Ömer Nasuhi Bilmen: Düşmanın Müslümanları veya çocukları kendilerine kalkan/siper yapması durumunda dahi düşmana ateş açılmasının caiz olduğunu, bu esnada siper edilen masumların hayatını kaybetmesi halinde İslam ordusuna diyet ya da kefaret gerekmediğini belirtir.
İmam Mevsılî: Düşman saflarında tüccarlar veya Müslüman çocuklar bulunsa dahi saldırının meşru olduğunu ifade eder. Hz. Peygamber’in (s.a.s.), içinde sivil ve Müslümanların da bulunduğu Taif Kuşatması sırasında kaleye mancınıkla atış yaptırması bu hükmün temel sünnet delilidir.
el-Mebsut, el-Fetava'l-Hindiyye ve Nimet-i İslam: Mücahitlerin siper edilen masumları değil, doğrudan arkalarındaki düşmanı hedef alarak atış yapmaları gerektiğini, bu süreçte kasıtsız olarak meydana gelen ölümlerden dolayı fıkhen bir sorumluluk doğmayacağını hükme bağlar.
Âlimlerinin İttifakı: Filistin topraklarındaki operasyonlarda asıl hedefin işgalci unsurlar olduğu, eylemler esnasında kasıt olmaksızın meydana gelebilecek çocuk ölümlerinden dolayı direnişçilere şer'i bir vebal yüklenemeyeceği vurgulanmaktadır.
Kendi çocuklarının zarar görme ihtimaline rağmen Müslümanların savunma hakkını meşru kılan fıkıh ölçüsü karşısında, düşman çocuklarının kasıtsız zarar görme ihtimalini öne sürerek meşru savunmayı gayrimeşru göstermeye çalışmak fıkhi temelden yoksundur.
Direnişe yöneltilen "çocuklar öldürülüyor" suçlaması somut verilere değil, "hedef gözetilmeksizin yapılan eylemlerde çocuklar da ölebilir" şeklindeki varsayımlara dayandırılmaktadır. Oysa sahadaki gerçekler iddiaların tam aksini göstermektedir:
Filistinlilerin eylemlerinde kazaen hayatını kaybeden çocuk sayısı, işgalci güçlerin kasten katlettiği Filistinli çocukların yüzde birine dahi ulaşmamaktadır. Aksa İntifadası sürecinde işgalciler tarafından öldürülen Filistinlilerin üçte birini kundaktaki bebekler ve küçük çocuklar oluşturmaktadır. 1990 intifadası döneminde Ürdün/Amman'daki İslami Hastane'de tedavi gören Filistinli çocukların maruz kaldığı muameleler (kolları, bacakları kasten kırılan ve başı taşlarla ezilen 6-7 yaşlarındaki çocuklar), işgal rejiminin çocukları doğrudan hedef aldığının somut delilleridir. Karşı tarafın bebekleri ve çocukları kasten katletmesi, İslam ordularının da aynı yöntemi uygulayabileceği anlamına gelmez. İslam fıkhına göre mücadele edenlerin hedefi hiçbir zaman çocuk öldürmek olmamıştır; çocuklar zarar görmesin diye azami dikkat gösterilmekte ve şeriatın koyduğu ahlaki sınırlar korunmaktadır.
İslam fıkhında çocukların kasten hedef alınması kesin bir dille yasaklanmış olup, direnişin amacı çocuk öldürmek değildir. Düşmanın geri püskürtülmesi ve işgalin sonlandırılması amacıyla yapılan operasyonlarda, kastın dışında ve kaçınılmaz olarak meydana gelen kayıplar fıkhen meşru müdafaa dairesinde değerlendirilir. Medyanın işgalcilerin planlı çocuk katliamlarını gizleyip direnişi varsayımlar üzerinden karalaması hakikati değiştirmemektedir. Müslümanların görevi, Allah'ın şeriatının belirlediği helal-haram sınırlarına riayet ederek meşru mücadelesini sürdürmektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri