Bilmem ki kim fakir kim yoksul
Kimdir pula gözü doymaz kul
Bir şiirle konuya gireyim dedim. Kimseyi kırmak gücendirmek derdimiz de yok ama kimilerine de ders vermek gerekli. Diye düşünüyorum.
Yatılı okula tayinim çıktığında. İlk maaşı aldım. Bazı arkadaşlar şu bankaya olan borcumuzu ödeyelim diye konuşmaya başladılar.
- Ne bankası ne borcu? Dedim. Memur adama o zaman bankalar mümkün değil borç vermesi. Ancak biriktire bilirsen be on kuruş yatırabilirsin. Yoksa yanına yaklaşamam bankanın. Dediler ki ‘senin bildiğin banka değil, bu Fevzi bank’
- O kim dedim ya!
- Gel bizimle görürsün. Gittik. Baktım. Bir kenarda adamın biri tekerlekli sandalye üzerinde kasketi kafasında saçları ağarmış bir adam oturuyor.
- Fevzi emmi dedi bir öğretmen, şu borcumu ödeyeyim. Fevzi emmi ağır ağır sağ elini sol cebine götürdü, naylon poşet cüzdanını çıkardı. Baktı bir kâğıda, diğerine geçti, arka yüzünü evirdi çevirdi kâğıdın içinde isimler. Verdiği borçları yazmış. Parayı aldı.
- Tamam hocam dedi.
Sanki, borcu o ödemiş gibi öğretmene bir de teşekkür etti.
- Gördün mü bizim Fevzi bankı dediler. Fevzi emmiyle tanışmış olduk. Her sabah kasabanın içinden bir çocuk onu almaya gidiyor. Tahminim çocuğa beş on kuruş para veriyor. Akşam hava kararınca aynı çocuk onu iki tekerlekli arabasının ardından itekleyerek, az bayır bir yoldan yukarı doğru kasabanın ortasında bulunan evine götürüyor.
Aslında Fevzi emmi dilense fak-fuk fonundan yardım istese kimse kınamaz. Kimsede çok görmez çünkü adamın gerçekten iki ayağı sakat. Amma lakin Fevzi emmi lafını da esirgemez, kimseye de boyun bükmez bir yapısı vardı. Yatılı okul çocuklarının saçını keser, parası olmayanları da keserdi. Oradan biraz para kazanır. Arabası seyyar dükkân gibi yatılı okulun çocuklarına kalem, defter, silgi ve çiklet satardı. Çocukların onu çok sevdiği her halinden belliydi. Küçük çocukların çoğu paramız kaybolmasın diye devletten aldıkları küçük miktardaki maaşlarını ona emanet edecek kadar güven kazanmış bir adamdı. Kimsenin kör kuruşuna tenezzül edecek adam değildi. Akşamları gazete kâğıdından kese kâğıdı yapar erkenden bakkallara dağıtır. Böyle bir adam işte bizim Fevzi emmi. Bunun yanında köyden ve mezralardan gelen mini mini aşiret çocukları, Türkçeyi öğretmenlerden önce Fevzi emmiden işitir ve öğrenir. Türkçeyi çok güzel kullanır çocuklara ‘efendim, teşekkür ederim, hayırlı sabahlar, hayırlı akşamlar’ Mini mini yeni gelmiş Türkçeyi yeni öğrenecek çocuklar için az bir şey değil bu yaptığı, bunun yanında bazı öğretmenlerin ‘lanlu lunlu’ konuştuğu bir yerde bunların ne kadar önemli olduğunu anlamak için bir zaman geçmesi gerekirmiş. İnsanın hayatında. İşte Fevzi emmi kelimelerini yerinde güzel kullandığı için Fevzi emmiye bu yönüyle de borçluyuz.
Bu haliyle kimseye minnet etmeyen sadece Hak’tan yardım talep dileyen. Hayatla mücadele eden bir adamdı. Fevzi emmi.
Fevzi emmiyi gördükten sonra, eli ayağı tutup da yazın gölgeden gölgeye geçen insanları, yazı kışı ve kahvede gece gündüz okey oynayıp da kaymakamlık kapısına gitmeye yüzü olmayıp, kaymakamlık kapılarına hanımları gönderen, alın terinin insana verdiği hazzı duyamayan gerçek ihtiyaç sahiplerin haklarını yiyenlere, gerçek ihtiyaç sahiplerine bir şey diyeceğim, yoktur. İhtiyacı olmadan o kurumlardan yardım alanlara ya da eli ayağı tutup da ele avuç açanlara ne söz söyleyeceğimi bilemiyorum.
Bu yazımı yazarken bir dostumu aradım Fevzi emmi birkaç yıl olmuş. Hakk’ın rahmetine kavuşalı, Allah gani gani rahmet eylesin. Dostumun söylediği gibi, evet, doğru yazıyorsun, Fevzi emmi ölene kadar mücadele etti. Kimseden bir kör kuruş talep etmedi.
Kimdir pula gözü doymaz kul
Bir şiirle konuya gireyim dedim. Kimseyi kırmak gücendirmek derdimiz de yok ama kimilerine de ders vermek gerekli. Diye düşünüyorum.
Yatılı okula tayinim çıktığında. İlk maaşı aldım. Bazı arkadaşlar şu bankaya olan borcumuzu ödeyelim diye konuşmaya başladılar.
- Ne bankası ne borcu? Dedim. Memur adama o zaman bankalar mümkün değil borç vermesi. Ancak biriktire bilirsen be on kuruş yatırabilirsin. Yoksa yanına yaklaşamam bankanın. Dediler ki ‘senin bildiğin banka değil, bu Fevzi bank’
- O kim dedim ya!
- Gel bizimle görürsün. Gittik. Baktım. Bir kenarda adamın biri tekerlekli sandalye üzerinde kasketi kafasında saçları ağarmış bir adam oturuyor.
- Fevzi emmi dedi bir öğretmen, şu borcumu ödeyeyim. Fevzi emmi ağır ağır sağ elini sol cebine götürdü, naylon poşet cüzdanını çıkardı. Baktı bir kâğıda, diğerine geçti, arka yüzünü evirdi çevirdi kâğıdın içinde isimler. Verdiği borçları yazmış. Parayı aldı.
- Tamam hocam dedi.
Sanki, borcu o ödemiş gibi öğretmene bir de teşekkür etti.
- Gördün mü bizim Fevzi bankı dediler. Fevzi emmiyle tanışmış olduk. Her sabah kasabanın içinden bir çocuk onu almaya gidiyor. Tahminim çocuğa beş on kuruş para veriyor. Akşam hava kararınca aynı çocuk onu iki tekerlekli arabasının ardından itekleyerek, az bayır bir yoldan yukarı doğru kasabanın ortasında bulunan evine götürüyor.
Aslında Fevzi emmi dilense fak-fuk fonundan yardım istese kimse kınamaz. Kimsede çok görmez çünkü adamın gerçekten iki ayağı sakat. Amma lakin Fevzi emmi lafını da esirgemez, kimseye de boyun bükmez bir yapısı vardı. Yatılı okul çocuklarının saçını keser, parası olmayanları da keserdi. Oradan biraz para kazanır. Arabası seyyar dükkân gibi yatılı okulun çocuklarına kalem, defter, silgi ve çiklet satardı. Çocukların onu çok sevdiği her halinden belliydi. Küçük çocukların çoğu paramız kaybolmasın diye devletten aldıkları küçük miktardaki maaşlarını ona emanet edecek kadar güven kazanmış bir adamdı. Kimsenin kör kuruşuna tenezzül edecek adam değildi. Akşamları gazete kâğıdından kese kâğıdı yapar erkenden bakkallara dağıtır. Böyle bir adam işte bizim Fevzi emmi. Bunun yanında köyden ve mezralardan gelen mini mini aşiret çocukları, Türkçeyi öğretmenlerden önce Fevzi emmiden işitir ve öğrenir. Türkçeyi çok güzel kullanır çocuklara ‘efendim, teşekkür ederim, hayırlı sabahlar, hayırlı akşamlar’ Mini mini yeni gelmiş Türkçeyi yeni öğrenecek çocuklar için az bir şey değil bu yaptığı, bunun yanında bazı öğretmenlerin ‘lanlu lunlu’ konuştuğu bir yerde bunların ne kadar önemli olduğunu anlamak için bir zaman geçmesi gerekirmiş. İnsanın hayatında. İşte Fevzi emmi kelimelerini yerinde güzel kullandığı için Fevzi emmiye bu yönüyle de borçluyuz.
Bu haliyle kimseye minnet etmeyen sadece Hak’tan yardım talep dileyen. Hayatla mücadele eden bir adamdı. Fevzi emmi.
Fevzi emmiyi gördükten sonra, eli ayağı tutup da yazın gölgeden gölgeye geçen insanları, yazı kışı ve kahvede gece gündüz okey oynayıp da kaymakamlık kapısına gitmeye yüzü olmayıp, kaymakamlık kapılarına hanımları gönderen, alın terinin insana verdiği hazzı duyamayan gerçek ihtiyaç sahiplerin haklarını yiyenlere, gerçek ihtiyaç sahiplerine bir şey diyeceğim, yoktur. İhtiyacı olmadan o kurumlardan yardım alanlara ya da eli ayağı tutup da ele avuç açanlara ne söz söyleyeceğimi bilemiyorum.
Bu yazımı yazarken bir dostumu aradım Fevzi emmi birkaç yıl olmuş. Hakk’ın rahmetine kavuşalı, Allah gani gani rahmet eylesin. Dostumun söylediği gibi, evet, doğru yazıyorsun, Fevzi emmi ölene kadar mücadele etti. Kimseden bir kör kuruş talep etmedi.