Türkiye’de artan borçlanmalar bütçe üzerindeki faiz yükünü büyütüyor. 2026 yılının ilk 5 ayında faiz yükü yaklaşık 1.3 trilyon TL’ye ulaştı.
Bütçedeki faiz gediği git gide artıyor. 2026 yılının ilk beş ayında (ocak-mayıs) devletin faiz harcamaları bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla artış gösterdi. Hazinenin kasasından faize para aktarıldı. Faiz yüküne ödenen parayla yapılabilecekler ise hayrete düşürttü. Selçuk Üniversitesi (SÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Alagöz, Merhaba Gazetesi’ne yaptığı açıklamayla vahim tabloyu gözle önüne serdi.
5 AYDA 33 MİLYAR DOLAR FAİZ YÜKÜ
Prof. Dr. Mehmet Alagöz, “2026 yılında reel üretime, yerli katma değeri yükseltilmiş mal üretimine yönelik politika eksiklikleri, buna karşılık da hükümet harcamalarını hala Türk milletinin refahına katkı sağlamayacak harcamalara yöneltmesi ilk 5 ayda sadece toplam faiz yükünün 1.3 trilyon TL’ye, yaklaşık 33 milyar dolara yükselmesine neden oldu. Bu parayla ne yapılabilirdi; 2025 yılında ödenen faiz yüküyle; 35 tane Marmaray yapılabilirdi, 15 tane Atatürk Barajı yapılabilirdi, 600 tane şeker fabrikası kurulabilirdi, 400 tane çimento fabrikası kurulabilirdi, 6 bin tane mobilya fabrikası kurulabilirdi, 3 bin 200 tane tekstil fabrikası kurulabilirdi, sadece tarım sektörüne yatırım olarak aktarılabilirdi, bu parayla sanayi yatırımları teşvik edilseydi 350 bin kişiye istihdam sağlanabilirdi. 2026 yılının ilk 5 ayında 1.3 trilyon TL’lik bir faiz ödemesi gerçekleşti, bu şu demektir; bütçede öngörülen 2026 yılı için faiz ödemesi 2.7 trilyon TL civarında. 2026 yılı sonunda 3 trilyonun üzerinde bir faiz ödeyeceğiz. İlk 5 ayda gerçekleşen faiz ödemesini düşündüğümüz zaman bu 33 milyar dolar yapıyor. Bu faiz ödemesi yerine 20’ye yakın Marmaray yapılabilirdi, 26 Avrasya Tünel yapılabilirdi, 350’ye yakın şeker fabrikası, 230’ya yakın çimento fabrikası kurulabilirdi ve 10 binlerce Türk insanına istihdam sağlanabilirdi” diye konuştu.
‘YABANCILARA YAPILAN HARCAMALARDAN VAZGEÇİLMELİ’
“Türk ekonomisi uygulanan hatalı politikalardan dolayı reel üretimden elde edilen gelirden uzaklaştı” diyen Prof. Dr. Alagöz, “Hükümetin bütçeye sağlamış olduğu gelirlerin de şekli değişti. Bu durum Türkiye ekonomisinin mevcut bir sorunu değil, geçmişten beri var olan bir sorundu ama son dönemde bütçe üzerinden yapılan harcamalar o kadar yüksek bir oranda arttı ki, bu artan harcamaları üretimden elde edilen gelirlerle Türk ekonomisi sağlayamaz hale geldi. Bütçe üzerinde artan giderleri karşılamak için de hükümet son dönemde çok yüksek oranda faizle borçlanmak zorunda kaldı. Geçmiş dönemlerde de bütçe açıkları veriliyordu, faiz yükü elde ediliyordu ama özellikle son 23 yıldır izlenen yanlış politikalar Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz yüküyle Türk milletinin karşı karşıya kalmasına neden oldu. 2025 yılında bütçe üzerindeki toplam faiz yükü 2.2 trilyon civarındaydı yaklaşık 60 milyar dolara tekabül ediyordu. Geçen yıl verilen, katlanan faiz yükü Türk milletinin sırtına yüklenen 60 milyar dolarlık faiz yükü olmamış olsaydı, hükümet bütçe harcamalarını kıssaydı, özellikle itibar adına yapılan harcamaları Türk milletinin refahına katkı yapmayan gerek yurtiçinde gerekse yurt dışındaki yıllık milyarlarca dolarlık borç para alınıp yabancılara yapılan harcamalardan vazgeçilseydi, bu 60 milyar doların önemli bir kısmı, faiz yükü olmayacaktı” ifadelerini kullandı.
FAİZ LOBİSİ BÜTÇEYİ ESİR ALDI!
Prof. Dr. Mehmet Alagöz, şunları söyledi: “Türkiye Cumhuriyet tarihi boyunca hiç karşı karşıya kaldığı çok muazzam bir faiz yüküyle yüz yüze. Bu faiz yükünden kurtulmanın yolu basit. Faiz yükünün temel sebebi Türk milletinin refahını artırmaya, harcamaların bütçe içerisinden yapılmaya devam emesidir. Faiz yükünün sebebi özellikle büyük yabancı şirketler veya seçilmiş yerli firmalardan alınmayan kurumlar vergileridir, gelir vergileridir.”
Faiz yükünden kurtulmaya yönelik tavsiyelerde bulunan Selçuk Üniversitesi (SÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Alagöz, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Yabancıların yapılan harcamalar sonlandırılmış olsa, her yıl milyarlarca dolarlık gelir elde eden büyük firmalara sağlanan kurumlar vergisi veya gelir vergisi muafiyetleri kaldırılmış olsa neredeyse bütçe açık vermeyecek, borçlanma olmayacak. Dolayısıyla Türk milleti yeni bir faiz yüküyle karşı karşıya kalmayacak. Hükümet şu anki uyguladığı politikalarla bundan vazgeçmek istemiyor, dolayısıyla bir taraftan bütçedeki gelir kayıpları devam ediyor, diğer taraftan yabancılara her yıl milyarlarca dolar, borçla ve yüksek faizle alınan parayı harcamaya devam ediyor. Böyle bir durumda Türk milletinin daha fazla faiz ödemesinden başka bir seçenek yok. Bu da Türk milletinin karşısına hayat pahalılığı olarak çıkıyor. Emeklilerin daha düşük maaş almasına, asgari ücretin düşük olmasına, memurların, işçilerin daha düşük maaş alıp en temel ihtiyaçlarını daha yüksek fiyatlarla, hayat pahalılığıyla karşı karşıya kalmasına neden oluyor.”