Ezan değil şarkı okundu

Dinde reform kapsamında 1932 yılında ezanın Türkçeleştirildiğini belirten Araştırmacı-Yazar Mustafa Armağan, 1950 yılına kadar Tanrı uludur sözleriyle minarelerden ezan değil şarkı okunduğunu kaydet

Dinde reform kapsamında 1932 yılında ezanın Türkçeleştirildiğini belirten Araştırmacı-Yazar Mustafa Armağan, 1950 yılına kadar “Tanrı uludur” sözleriyle minarelerden ezan değil şarkı okunduğunu kaydetti

Türk Anadolu Vakfı tarafından 1932–1950 yılları arasında ezanın Türkçe okunmasıyla ilgili olarak “Türkiye’nin Ezansız Yılları” konulu konferans düzenlendi. Konya Ticaret Odası Konferans Salonu’nda gerçekleşen konferansa konuşmacı olarak Araştırmacı-Yazar ve “Türkçe Ezan ve Menderes” kitabının yazarı Mustafa Armağan katıldı. Katılımın oldukça yoğun olduğu onlarca kişinin ayakta dinlediği konferansta Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mithat Büyükalim, Selçuklu İlçe Müftüsü Ali Okutan, Türk Anadolu Vakfı Başkanı Dr. Ahmet Baltacı, Türk Anadolu Vakfı Onursal Başkanı Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı, Türk Anadolu Vakfı Genel Müdürü Ahmet Ağırbaşlı ve vakıf yöneticileri hazır bulundu.

Laiklik kapsamında dinde devrim politikaları adı altında Türkiye’nin çok büyük acılar yaşadığını ve insanların 18 yıl Ezan-ı Muhammediye hasret kaldığını ifade eden Araştırmacı-Yazar Mustafa Armağan, bu dönem içinde minarelerden “Allahu ekber” yerine “Tanrı uludur” seslerinin yükseldiğini söyledi.

DİNDE REFORM YAPILMAK İSTENDİ

Din inkılâbı kapsamında dinde bir reform yapılmasının düşünüldüğünü ve yapıldığını belirten Armağan, “1924’te hilafetin kaldırılması sürecinde itibaren dinde reform hareketleri başladı. Tevhid-i Tedrisat kanunu ile medreseler kapatıldı, tekke ve zaviyeler kapatıldı, medeni hukuk kabul edildi, harf inkılâbıyla toplum Kur’an harflerinden uzaklaştırıldı ve neticede artık dinle ilgili de bir reform yapma sürecine girildi. Bunun için de ezanı Türkleştirelim dediler. Ve 1932 yılında Dolmabahçe Sarayı’na çağrılan 9 hafız tarafından ezan Türkçeleştirildi ve camilerde Ezan-ı Muhammediye Türkçe olarak okutulmaya başladı. Fakat Türkçe ezanla ilgili bir kanun çıkartılmıyor. Sadece Diyanet kanalıyla bir idari düzenleme olarak müezzin ve imamlara yönelik bir genelge yayınlatıyor ve ‘Bundan sonra ezan Türkçe okunacaktır’ deniliyor. Kanun ise İnönü iktidarında çıkıyor ve 1941’den 1950’ye kadar devam eden süreçte Türk Ceza Kanuna eklenen bir madde ile Türkçe ezan okuyanlar ağır cezalara çarptırılıyor.  Atatürk Türkçe ezanla ilgili kanun çıkartmadı çünkü devlet ve din işlerinin ayrılması anlamındaki laiklik, eğer devlet bir kanun ile ibadetin nasıl yapılacağını düzenlemeye kalkarsa çiğnenecekti. Laikliği ben koydum, ben çiğnedim, gibi abes bir durum ortaya çıkacaktı. Böyle bir duruma ise fırsat vermedi. Ancak Türkçe ezanla amaçlanan ise halktaki dinî hararetin soğutulmasıdır” dedi.

TÜRKÇE EZAN OKUNDU CAMİLER BOŞ KALDI

Türkçe ezanın, Ezan-ı Muhammediye’nin gerçek özü vermediğini dile getiren Armağan, şunları kaydetti: “Allahu ekber” yerine “Tanrı uludur” deniliyor. İyi ama biz tanrıya değil Allah’a inanıyoruz. Ezan’dan Allah kelimesini çıkardığınız an dindeki bütün sistem çöker. Biz Budist değiliz ki tütsü yakıp tanrıya ibadet edeceğiz. 18 yıl Müslüman bir millete

ezan yerine bu şarkıyı dinlettirdiler. İnsanları ezanın özüne hasret bıraktılar. Efendim Ezan Türkçe okunursa insanlar anlar, Allah’ı daha çok severler, camiler dolar, taşar’ dediler ama gerçek öyle olmadı. İnsanlar Hz. Peygamber’in sünneti bozuldu diye camiye gitmediler ibadetlerini evlerinde yaptılar. Zaten amaçlanan da buydu. İnsanları dinden soyutlamaktı. Ancak bu uygulamalarla insanları dinden uzaklaştırdıklarını sananlar yanıldı ve 18 yıl sonra bu millet Ezan-ı Muhammediye ile camileri doldurdu.

DİN GÖREVLİLERİ İSTİFA ETTİ

1941 yılında cezaların ağırlaşması ile Anadolu’da ezana hasret kalan insanlardan bazıları “nasıl olsa ceza almam” düşüncesiyle deli taklidi yapıp minarelerden Arapça ezen okuduğunu aktaran Armağan, deli numarası yapan insanların polis ve jandarmadan dayak yemesine rağmen ezanı gerçek özünde minarelerden okumaya devam ettiğini aktardı. Müezzin ve imamların büyük bölümünün ise Türkçe ezan okumamak için görevinden istifa ettiğini bir kısmının ise her şeye rağmen ezanı aslı gibi okuyup cezalara uğramayı göze aldığını dile getiren Armağan, “Türkiye bir dönem cenaze namazı kıldıracak imam dahi bulamadı. Belki de o yıllarda ilk defa cenazeler namaz kılınmadan defnedildi. Sultan Ahmet Camii dâhil birçok camiinin kapatıldı, ikinci dünya savaşı yıllarında camilerin gıda deposu, asker alma dairesi olarak kullanıldı. Bu şekilde de insanların camiye bile gitmesi engellendi” diye konuştu.   

1950’DE HALK ÖZLEDİĞİ EZANA KAVUŞUYOR

Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 1950 seçimlerinden sonra 16 Haziran 1950 tarihinin Türkiye için yeni bir dönemin başladığının işareti olduğunu ifade eden Armağan, “Adnan Menderes Aydın’da miting yaparken halka yollarınızı yapacağım, ziraatı kalkındıracağım demesine rağmen halk Türkçe ezanı kaldıracak mısın? Sorusunu yöneltti. Halktan gelen bu talebe olumlu cevap veren Menderes, ilk kanun olarak Türkçe ezan yasağını kaldırmaya karar verir. Bu duruma ise Celal Bayar karşı çıkar ve Menderes’e ‘Efendim isterseniz ezan işini ilk kanun olarak ele almayalım. CHP’liler kincidir ilk fırsatta bunun hesabını sorarlar’ diyor. Menderes ise millete söz verdiğini ve bu işi halledeceğini bildirir. Çünkü ne de olsa kendileri de CHP çizgisinden gelmektedir. 16 Haziran’da Meclis ezanı görüşmek üzere toplanır, halka meclisin etrafını sarar ve milletvekillerinin dışarıya çıkmasına izin vermez. Çünkü ertesi gün Ramazan ve millet Ramazan’a Ezan-ı Muhammediye ile girmek istiyor. Kanun teklifine CHP’li vekillerde lehte oy verir çünkü dışarıda bekleyen halkın isteklerini görmektedirler.  Ceza kanunundaki madde kaldırılır ve tüm illere telgraf çekilerek ezan yasağının kaldırıldığı bildirilir. O andan itibaren halk bayram yapar, kurbanlar kesilir, bazı camilerde 3–4 defa ezan okunur” dedi.

Türkiye’nin 18 yıl süren “Tanrı Uludur” sözleriyle dinin dışlandığı bir dönemi yaşadığını aktaran Mustafa Armağan, çeşitli şerh odakların 27 Mayıs 1960 ve 28 Şubat 1997 sürecinde olduğu gibi hazırda beklediklerini bu nedenle Müslümanların har zaman ezanlarına sahip çıkması gerektiğini sözlerine ekledi. Armağan’ın konuşmasının ardından o dönemleri yaşayan kişilere Türkçe ezanla ilgili hatıralarını anlatarak, o dönemlerin bir kez daha yaşanmaması temennisinde bulundular.

HABER MERKEZİ

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri