Çocuklar ev ödevini yapmaktan bazen zevk almazlar, hoşlanmazlar ve sıkıldıkları zamanlar görülür çocuk bazen ödevlerini zevkle yapar. Bu çocuğun o günkü duygusal durumuna da bağlı olduğu gibi ödevin ilgi ve istidadına uygunluğu da önemlidir..
Ev ödevlerinin miktarının çok, çocuğa ilgi ve istidadının dışında olması, çocukta istek uyandırmayışına bağlıda olabilir. Anne ve baba ev ödevi konusunda sürekli çocukları sıkboğaz etmeleri çocuğun ödeve karşı olumsuz tepkisi de geliştirmektedir. Aile ‘Oğlum kızım ödevini yap’ demekle baba ve anne okuldan gelir gelmez öğretmen rolüne soyunmakta anne ve baba çocuğun oyuna ve dinlenmeye zaman ayırmadan çocuğun okuldan nasıl geldiğini düşünmeden okuldaki vaktinin nasıl geçtiği sormadan ev ödevlerini sürekli üsteleyerek ödevi eğlenmeye ve dinlenmeye engel haline getirmektedir. Aile ile çocuk çatışmakta bu çok tekrar yaşandığında anne ve baba ile çocuk arasında iletişim gerginleşip hatta kopma noktasına gelmektedir.
Gazali ‘çocuk dersten sonra bir süre oyuna vakit ayırmaması durumunda çocuğun zekâsı dumura uğrar kalbi körelir’ demektedir.
Eğer okul çıkışından sonra hemen ödev yapması istenen çocuk, aile ile çatışmaya girecek hem de derslere hem de eğlenmesini önleyen aile ile çatışacaktır.
Öğretmenlerinde bu konuda payı olabilir. Çocuğu çok meşgul edecek can sıkıcı ve çevrede ulaşamayacağı kaynaklardan araştırılmasını istediği ödevleri vermesi öğrencinin ev ödevlerini sevmemesi ve yapmamsına yol açar. Hele hele ödev ceza olarak verildiyse bu öğrenciyi tamamen çileden çıkarmaktadır. Öğretmenin ödevleri aşırı titizlikle kontrol etmesi en ufak hatada dahi çocuğu rencide ve not kırma gibi uygulamaya girmesi çocuğu paniğe ve endişeye yöneltir. Çocuk ödev yapmayı sevmez. Hele öğretmen hiç kontrol etmez ev ödevlerini denetleme görevi anne babaya düşerse anne ve baba öğretmen rolüne girer ve aile ile çocuk ödev konusunda çatışır.
Çocuğun ödevlerini sevmesini sağlamak ilk önce öğretmenlere düşmektedir. Çocuğa görev şuuru ve sorumluluk duygusu ödevle başlar. Çocuklara sorumluluk duygusu kazandırmak ve davranış haline dönüştürmek öğretmenlerin çocuğun seviyesine çevre imkânlarına çocuğun ilgi istidadına kadar konuyla ilgili pekiştirici çalışma olup olmadığını düşünüp. Ev çalışmalarının bir görev ve sorumluluk alma üstlenme olduğu şuurunu öğrenciye kazandırmaktır.
Anne babaya bu konuda da görevler düşmektedir bir pervane anne baba olup ödevlerini kendisi yapması uygun değildir. Aman defterin kitabın ortadan kalksın getir şu defterini kitabını ödevini ben yapayım. Çocuk burada alışkanlık haline getirir hazırcılığa alışır. Öz güven duygusu da kazanmaz. Anne babanın yaptığı ödevlerin hiçbir öğretici değeri yok ve çocukta konuyla ilgili pekiştirici çalışma olmaz. Yâda öğretmen rolüne bürünüp çocuğun ödevlerini değerlendirmeye kalkmak baskıcı bir şekilde denetlemek çocukla hiç yok yere çatışmaya girme anne baba rolünü unutarak çocukla kurulan güven duygusu ve sevgi bağı zedelenmekte anne ve baba ile iletişimi hiç yok yerden koparmaktır.
Bütün iş yine anne ve babaya düşmektedir. Ödev yapmayı gündelik davranış haline getirmek anne ve babaların rehberlik amaçlı kızmadan çocuğu rencide etmeden yardımcı olmalıdır. Hatta çocuk ödev yaparken televizyonun kapatılması sağlanır. Çocuk kitap okurken anne babanın da onunla beraber kitap okuma çalışması yapması. Hem çocuğumuzla vakit geçirmiş oluruz hem de ona sorduğu suallere cevap vermiş oluruz. Anne baba televizyon seyrediyorsa çocuk ödev yapmada istekli olmaz. Ve onun için ödev sıkıcı olur. Bu çalışma çocuğun oyun saati ve zamanı ve ya uyku saatinin geldiği süre olamamasına dikkat edilmelidir. Çocuğa çalışma ortamını hazırlamak gerekir. Çocuk ödev yaparken anne baba çocukla beraber kitap okuması. Ve çocuğun anlayamadığı yerlerde yardımcı olması durumunda, Çocuk bu çalışma ortamında ve anne ve baba ile bir arada bulunmaktan onlarla birlikte vakit geçireceğinden haz alacaktır. Hatta hoşlanacak oyun oynamak gibi zevk alıp ödev çalışmalarını yapacaktır. Konuları pekiştirecek kendine öz güven duygusu gelecektir. Bunun yanında sorumluluk duygusu zamanla davranışa dönüşecek ileriki yıllarda çocuk ödevlerini kendi başına yapacaktır.
Ev ödevlerinin miktarının çok, çocuğa ilgi ve istidadının dışında olması, çocukta istek uyandırmayışına bağlıda olabilir. Anne ve baba ev ödevi konusunda sürekli çocukları sıkboğaz etmeleri çocuğun ödeve karşı olumsuz tepkisi de geliştirmektedir. Aile ‘Oğlum kızım ödevini yap’ demekle baba ve anne okuldan gelir gelmez öğretmen rolüne soyunmakta anne ve baba çocuğun oyuna ve dinlenmeye zaman ayırmadan çocuğun okuldan nasıl geldiğini düşünmeden okuldaki vaktinin nasıl geçtiği sormadan ev ödevlerini sürekli üsteleyerek ödevi eğlenmeye ve dinlenmeye engel haline getirmektedir. Aile ile çocuk çatışmakta bu çok tekrar yaşandığında anne ve baba ile çocuk arasında iletişim gerginleşip hatta kopma noktasına gelmektedir.
Gazali ‘çocuk dersten sonra bir süre oyuna vakit ayırmaması durumunda çocuğun zekâsı dumura uğrar kalbi körelir’ demektedir.
Eğer okul çıkışından sonra hemen ödev yapması istenen çocuk, aile ile çatışmaya girecek hem de derslere hem de eğlenmesini önleyen aile ile çatışacaktır.
Öğretmenlerinde bu konuda payı olabilir. Çocuğu çok meşgul edecek can sıkıcı ve çevrede ulaşamayacağı kaynaklardan araştırılmasını istediği ödevleri vermesi öğrencinin ev ödevlerini sevmemesi ve yapmamsına yol açar. Hele hele ödev ceza olarak verildiyse bu öğrenciyi tamamen çileden çıkarmaktadır. Öğretmenin ödevleri aşırı titizlikle kontrol etmesi en ufak hatada dahi çocuğu rencide ve not kırma gibi uygulamaya girmesi çocuğu paniğe ve endişeye yöneltir. Çocuk ödev yapmayı sevmez. Hele öğretmen hiç kontrol etmez ev ödevlerini denetleme görevi anne babaya düşerse anne ve baba öğretmen rolüne girer ve aile ile çocuk ödev konusunda çatışır.
Çocuğun ödevlerini sevmesini sağlamak ilk önce öğretmenlere düşmektedir. Çocuğa görev şuuru ve sorumluluk duygusu ödevle başlar. Çocuklara sorumluluk duygusu kazandırmak ve davranış haline dönüştürmek öğretmenlerin çocuğun seviyesine çevre imkânlarına çocuğun ilgi istidadına kadar konuyla ilgili pekiştirici çalışma olup olmadığını düşünüp. Ev çalışmalarının bir görev ve sorumluluk alma üstlenme olduğu şuurunu öğrenciye kazandırmaktır.
Anne babaya bu konuda da görevler düşmektedir bir pervane anne baba olup ödevlerini kendisi yapması uygun değildir. Aman defterin kitabın ortadan kalksın getir şu defterini kitabını ödevini ben yapayım. Çocuk burada alışkanlık haline getirir hazırcılığa alışır. Öz güven duygusu da kazanmaz. Anne babanın yaptığı ödevlerin hiçbir öğretici değeri yok ve çocukta konuyla ilgili pekiştirici çalışma olmaz. Yâda öğretmen rolüne bürünüp çocuğun ödevlerini değerlendirmeye kalkmak baskıcı bir şekilde denetlemek çocukla hiç yok yere çatışmaya girme anne baba rolünü unutarak çocukla kurulan güven duygusu ve sevgi bağı zedelenmekte anne ve baba ile iletişimi hiç yok yerden koparmaktır.
Bütün iş yine anne ve babaya düşmektedir. Ödev yapmayı gündelik davranış haline getirmek anne ve babaların rehberlik amaçlı kızmadan çocuğu rencide etmeden yardımcı olmalıdır. Hatta çocuk ödev yaparken televizyonun kapatılması sağlanır. Çocuk kitap okurken anne babanın da onunla beraber kitap okuma çalışması yapması. Hem çocuğumuzla vakit geçirmiş oluruz hem de ona sorduğu suallere cevap vermiş oluruz. Anne baba televizyon seyrediyorsa çocuk ödev yapmada istekli olmaz. Ve onun için ödev sıkıcı olur. Bu çalışma çocuğun oyun saati ve zamanı ve ya uyku saatinin geldiği süre olamamasına dikkat edilmelidir. Çocuğa çalışma ortamını hazırlamak gerekir. Çocuk ödev yaparken anne baba çocukla beraber kitap okuması. Ve çocuğun anlayamadığı yerlerde yardımcı olması durumunda, Çocuk bu çalışma ortamında ve anne ve baba ile bir arada bulunmaktan onlarla birlikte vakit geçireceğinden haz alacaktır. Hatta hoşlanacak oyun oynamak gibi zevk alıp ödev çalışmalarını yapacaktır. Konuları pekiştirecek kendine öz güven duygusu gelecektir. Bunun yanında sorumluluk duygusu zamanla davranışa dönüşecek ileriki yıllarda çocuk ödevlerini kendi başına yapacaktır.