Araştırmalara göre Türkiye genelinde işsiz gençlerin sayısı hızla artıyor. Bununla birlikte ev genci sayısı da artışa geçti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gençlere yönelik yapılan özellikle işgücü araştırmaları için 15-24 yaş arası nüfus dikkate alınıyor.
‘VERİLER GERÇEĞİ TAM YANSITMIYOR’
Türkiye’de zorunlu eğitimin 17 yaşına kadar devam etmesi bu araştırmaların yalnızca 15 yaş ile başlayan yaş grubuna değil, 18 yaş ile başlayan yaş grubu için de yapılması gerektiğine dikkat çeken Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul, Merhaba Gazetesi’ne açıklamalarda bulundu. Ertuğrul, “Bu tür bir araştırma gençlerin işgücü piyasasındaki durumunu anlamak açısından daha gerçekçi sonuçlar sunacaktır. Ayrıca ülkede yaşam süresi her yıl artmakta ve ortanca yaş yukarı çıkmaktadır. Bu nedenle ülkenin genç nüfusu için 29 ve 34 üst yaş sınırında da araştırmaların yapılması önemlidir. Sonuçta Birleşmiş Milletler’in genç nüfus olarak tanımladığı yaş grubunu temsil eden 15-24 yaş için yapılan hesaplama ve araştırmalar, alternatif yaş grupları için de yapılmalı, ülkenin sorunları doğru biçimde tespit edilip buna göre politikalar geliştirilmelidir.” diye konuştu.
'GENÇLER OKUMAKTAN VAZGEÇİYOR!'
Ekonomik imkansızlıklar ve eğitim alanına uygun bir işte çalışmanın güç hale gelmesiyle, diplomanın önüne geçen referans sorunun gençleri eğitimden kopardığına dikkat çeken Ertuğrul, şunları söyledi: “Ayrıca fayda maliyet analizine göre Türkiye’de gençler eğitim süresince katlandıkları maliyeti, eğitim sonrasında işe girdiklerinde elde ettikleri kazanç ile telafi edememektedir. Hem çok düşük ücret düzeyleri hem de mezuniyet alanına uygun olmayan işlerde çalışmaya mecbur bırakılan gençler, ilk önce eğitimden vazgeçmek durumunda kalmaktadır. TÜİK’in açıkladığı verilere göre Türkiye’de 2025 yılında 18-24 yaş arası yüzde 18 oranında lise altı eğitimli genç bulunmaktadır. Yani zorunlu eğitimini dahi tamamlayamamış olan bu gençlerin yüzde 4,1’i iş aramasına rağmen bulamamıştır. Lise altı eğitimli olan 18-24 yaş arası gençler içinde bir önceki yıla göre 2025 yılında iş bulabilenlerin oranı azalmış, çalışmak isteyen ama iş bulamayan yani işsizlerin oranı artmış, çalışmak istemeyenlerin oranı ise düşmüştür. Bu durum gençlerin eğitimden erken ayrılmasındaki önemli gerekçenin ekonomik yetersizlikler olduğunu göstermektedir. 2024 yılında İşgücü piyasasında gençler araştırması yapılmış, bu araştırmada da eğitimin erken terk edilme gerekçeleri içinde ilk sırada ekonomik imkansızlıklar yer almıştır. Sonuçta gençlerin eğitimden kopması bireysel bir tercihten değil, sistemin yetersizliklerinden kaynaklanmaktadır. En temel hak olan eğitime ulaşmak artık neredeyse imkânsız hale gelmiştir.”
ATAMA YOK, İŞ YOK, GELECEK YOK!
Eğitim-İş’in hazırladığı rapora göre Türkiye’de ekonomik yetersizlikler gençlere ne eğitim ne de iş imkânı sunuyor. Raporları referans alan Bahattin Ertuğrul, “Yapılan işsizlik tanımından ve yaş aralığının sınırlı olmasından kaynaklı olarak genç işsizlik oranı yüzde 15,3 gibi oldukça düşük bir düzeyde hesaplanmakta ve önceki yıla göre azalış eğilimi göstermektedir. Ayrıca genç işsizlik oranındaki bu düşüşe karşın ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin sayısındaki artış genç işsizlik gerçeğini görebilmek açısından önemli bir gösterge olmaktadır. Eğitimini tamamlamış sınavlara girmiş ancak sistemin liyakatsizliği nedeniyle atanmamış, ağırlıklı olarak ekonomik imkansızlıklar nedeniyle eğitimi terk etmiş ve çalışmak isteyip iş bulamamış birçok genç ile birlikte son dönemin en önemli sorunu olan ev genci sayısı artmaya devam etmiştir. 15-24 yaş için ev genci sayısı 5 bin, 15-29 yaş için 35 bin ve 15-34 yaş için 58 bin artış göstermiştir. Ülkede gençlerin işsizliği anlık iş arayıp bulamamanın ötesinde kalıcı bir duruma evrilmiştir” dedi.
‘GENÇLER İŞ BEĞENMİYOR MANİPÜLASYONU’
15-24 arası beş gençten biri, 15-29 yaş arası dört gençten biri ev genci olarak açıklandı. Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Ev gençlerinin yaş gruplarına göre oranları ise 15-24 yaş için yüzde 23,3, 15-29 yaş için ise yüzde 26,3, 15-34 yaş için ise yüzde 27,7’dir. Yani 15-24 arası beş gençten biri, 15-29 yaş arası dört gençten biri ev gencidir. Çoğunlukla iş bulma ümidini kaybettiği için iş aramayı bırakan gençleri ifade eden ev gençleri, genç işsizliğinin içine dahil edilmemektedir. Aslında gençlerin en verimli, en üretken oldukları yaşlarını ümitsizlik ve vazgeçiş ile geçirdiklerini, genç işsizliğinin yapısal bir sorun haline geldiğini gösteren bu tablo, ‘genç işsizlik azalıyor’ söyleminin gerçekten uzak olduğunu gözler önüne sermektedir. Gençlerine iş imkânı sunmayan, emekçisini açlığa yoksulluğa mahkûm eden ama konu çalışma hayatı olunca yüksek verim bekleyen zihniyet sömürünün, emeği değersizleştirmenin vücut bulmuş halidir. Gençlerin çoğu iş bulma sorunu yaşarken iş bulabilenler de ya düşük ücretlere ya da mezuniyetinden ve yeteneklerinden bağımsız işlerde çalışmaya mahkûm edilmektedir. Gençlerin (18-29 yaş arası) yüzde 29,6’sı yani dört gençten biri yaptığı iş sonucu elde ettiği kazançtan, 18-24 yaş arası gençlerin yüzde 7,5’i 18-29 yaş arası gençlerin ise yüzde 8,9’u çalıştığı işten memnun olmadığını ifade etmektedir. 2024 yılında yapılan araştırmada 15-34 yaş arası 2 milyon 449 bin genç, ‘becerilerinin işin gerektirdiği niteliklerden daha yüksek’ olduğunu belirtmiştir. Bu grubun içinde yer alan 654 bin genç üniversite mezunudur. Çalışma hayatında sunulan iş ile iş arayan gençlerin nitelikleri arasında uyumsuzluğun yaşanması nedeniyle işsiz olan ve bu duruma tepki gösteren gençler, siyasi iktidar tarafından, ‘gençler iş beğenmiyor’ şeklinde manipüle edilmektedir. Oysaki konu özellikle üniversite mezunu gençlerin mezuniyetinden bağımsız işyerlerinin işçi alımı yapması nedeniyle işsiz kalması ve kendi mesleklerini yapmak istemelerinden kaynaklı olarak buralara başvuru yapmıyor olmasıdır. İş beğenmemek için gençlerin iş bulamayan değil iş seçen durumda olması gerekir ancak bilindiği üzere bu durum Türkiye için hayalden ibarettir. Dünya mutluluk raporunda bile Türkiye’de gençlerin özellikle ekonomik güvensizlik, yalnızlık, sosyal destek eksikliği ve gelecek kaygısıyla yaşadığı belirtilmektedir. Sonuç olarak; Türkiye’de siyasi iktidar gençleri karamsarlığa, umutsuzluğa sürüklerken diğer taraftan bunu gizlemenin yollarını aramakta hatta gençleri iş bulamadıklarını söyledikleri için eleştirmektedir.”