Son yıllarda aileler çocuklarının evden çıkmaması, sosyal çevre kurmaması, çalışmaya veya sorumluluk almaya isteksiz olmasından dolayı endişe duyuyor.
Birçok aile, çocuklarının giderek içine kapanmasından dolayı endişeli. Aileler durumu nasıl aşacağını ise bilemiyor. Son yıllarda ailelerin en sık dile getirdiği kaygılardan biri şu: “Çocuğum evden çıkmak istemiyor, arkadaş edinmiyor, işe gitmiyor, sorumluluk almıyor, sürekli odasında vakit geçiriyor. Ne yapacağımızı bilemiyoruz.”
‘İŞE YARAMAZ DEĞİL, ANLAŞILMAYAN GENÇLER’
Son yıllarda ‘ev genci’ kavramının da sık sık gündeme geldiğine vurgu yapan Aile Danışmanı Özcan Dalgıç, “Eğitimde, istihdamda ya da sosyal yaşamın içinde aktif biçimde yer almayan, çoğu zaman evde kalmayı tercih eden, dış dünyayla ilişkisi zayıflamış gençler mevcut. Ancak burada çok önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekir. Ev genci olmak çoğu zaman bir tembellik meselesi değil; çoğu zaman görünmeyen bir ruhsal, ailevi, sosyal ve gelişimsel sıkışmışlığın sonucudur. Bu nedenle bu gençleri yalnızca “sorumsuz, rahatına düşkün, bilgisayar bağımlısı, işe yaramaz” gibi etiketlerle açıklamak hem meseleyi küçültür hem de gencin daha fazla içine kapanmasına yol açar” diye konuştu.
GENÇLER NEDEN EV GENCİ HALİNE GELİYOR?
‘Gençler neden ev genci haline geliyor’ sorusunun tek bir cevabı olmadığını dile getiren Dalgıç, “Çoğu zaman birden fazla etken üst üste geliyor. Bir gencin eve kapanması, aslında dışarıdaki hayata “ben hazır değilim”, “baş edemiyorum”, “güvende hissetmiyorum” ya da “zaten başaramayacağım” deme biçimi olabilir. Genç kendi dünyasında başarısızlık korkusu, kendini yetersiz hissetmesi, yapamam, beceremem duyguları genci kendi kabuğuna çekilmesine sebebiyet verir. Evin içinde kendini rahat ifade eden, girişken olan çocuk dış dünyaya açıldığında yapamayacağını, başkalarının kendini eleştirileceğini düşünerek sosyal kaygı yaşarlar. Bazı gençler ise ruhsal çöküntü, stres ve depresyonları nedeniyle evin dışına çıkmak istemezler. Buna da çoğu zaman ailenin eleştirel, baskıcı, kıyaslayıcı tutumları sebebiyet verebilir. Bazı ailelerin çocuklarını aşırı korumacı yaklaşım ile yetiştirmeleri çocukların kendi ayakları üzerinde durmasının önünde engel oluşturmaktadır. Aileler bu çocuklara sorumluluk vermeyerek her şeyi onun adına kendileri yaparlar. Ailenin çocuğunu yeterince takip etmemesiyle birlikte çocuk dijital dünyanın içinde kaybolabilir, oradan yoğun hazlar alabilir. Genç burada kurduğu dünyada mutlu ve rahat olabilir. Diğer tarafta gencin yaşadığı travmalar, uğradığı zorbalıklarda kendisini tamamen dış dünyadan koparmasına sebebiyet vermiş olabilir. Genç aynı zamanda kimliğini bulmakta zorlanıyor veya gelecek kaygısı yaşıyor olabilir. Bu korkular, kaygılar, endişeler zamanla genci hareketsizleştirir. Çünkü genç şunu düşünmeye başlar: “Denemezsem başarısız da olmam.” Genç zamanla kendi konforunda boğulabilir” ifadelerini kullandı.
AİLELER NEREDE HATA YAPIYOR?
“Ev genci meselesinde aileler çoğu zaman çaresizlikten bazı hatalara düşebiliyor” diyen Özcan Dalgıç, şunları söyledi: “Bu hatalar iyi niyetle yapılsa da gencin daha da içine kapanmasına yol açabiliyor. Genci düştüğü yerden kaldıracağız derken devamlı nasihat ediyoruz, onu anlamaya çalışmıyoruz. Bir noktadan sonra etiketlemelerimiz, bağırmalarımız, çağırmalarımız, tehditlerimiz, sözel ve fiziksel şiddetlerimiz devreye giriyor. Tam burası işi daha da zorlaştırıyor. İlk yapmamız gereken yanlış yaklaşımlarımızı bırakmak olmalı. Temel prensip bize yapılmasını istemediğimiz şeyleri kendi evladımıza yapmamak olmalı. Yani onu eleştirmeden, suçlamadan, kıyaslamadan anlamaya çalışmalıyız. Ne yaşadığını ne hissettiğini anlamak ve görmemiz problemin çözümünde ciddi avantaj sağlayacaktır. Kendinden utanç mı duyuyor, kaygıları mı var, sevilmediğini mi düşünüyor, kendini yetersiz mi hissediyor, bunu muhakkak çözümlememiz gerekiyor. Genci zorlamadan, utandırmadan ufak ufak sorumluluklar vermek, destek olmak, yardım istemek gencin harekete geçmesi açısından önemlidir. Hele böyle bir durumda kardeşiyle, arkadaşıyla, kuzeniyle kıyaslama yapıyorsanız hemen bunu terk edin. Eğer zamanında koymadığınız kurallar ve sınırlar varsa bunu karşılıklı konuşarak oluşturmaya, evin belli bir düzeninin olduğunu, onun da sorumluluklarını görmesini ve kabullenmesini sağlayın.”
NE ZAMAN PROFESYONEL DESTEK ALINMALI?
Aile Danışmanı Özcan Dalgıç, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Çocuğu yaşadığı konfor alanından veya sığındığı odadan, dünyadan çıkarmak için bazı durumlarda mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır. Genç uzun süredir evden çıkmıyorsa, okul/iş yaşamı tamamen durmuşsa, uyku düzeni ciddi bozulmuşsa, yoğun öfke patlamaları varsa, kendine değersizlik söylemleri artmışsa, umutsuzluk, hayattan kopma, “yaşamak istemiyorum” gibi ifadeler varsa, yoğun sosyal kaygı, panik, takıntı ya da depresyon belirtileri görülüyorsa, aile içi iletişim tamamen kilitlenmişse, teknoloji kullanımı bağımlılık boyutuna geldiyse. burada destek yalnızca genç için değil, çoğu zaman aile için de gereklidir. Çünkü aile ne kadar iyi niyetli olursa olsun, nasıl davranacağını bilemediğinde ya aşırı sertleşiyor ya da tamamen teslim oluyor. Uzman desteği bu dengeyi kurmaya yardımcı olur.”