Anne ve babası aslen Konyalı olan ve 18 yıldır resim sanatı ile iç içe olan Nilgün Karakaş, sanat hayatının neredeyse büyük bölümünü sema, semazen ve Mevlana konulu resimlere ayırdı.
“Beni derinlere götüren ve en çok mutlu eden sema, semazen ve derviş resimleri oldu” diyen Sanatçı Nilgün Karakaş, “Mevlana’ya olan aşkım, onun yolunda onun felsefesi doğrultusunda ilerledi. Onun güzel felsefesi gittikçe yozlaşan dünya insanındaki değişimlere karşın onun sevgisini, hoşgörüsünü ve tevazusunu bir yaşam felsefesi düşünerek bu yolda kendimi sanatıma adadım. Onun felsefesini yaşamıma sokarak bu resimlerimi oluşturuyorum” dedi.
‘Mana Aleminde Sema’ isimli Konya’da açtığı kişisel sergisinden büyük ilgi gördüğünü özellikle vurgulayan Karakaş, “Annem ve babam Konyalı olduğu için bu ilgi beni çok onore etti. Konya’da olmaktan ve Konya’da sergi açmaktan çok mutluyum. ‘Mana Aleminde Sema’ aslında hepimizin inançlarımız doğrultusunda Allah’a olan yakınlığımızı bütünlüğümüzle alakalı ve ona ulaşabilmemiz için yaptığımız bir zikirdir. Bu namazla olur, zikirle olur fakat benim zikrim ellerimdir. Ben yaptığım eserlerimle bu sevgimi ve ona olan aşkımı ifade etmeye çalışıyorum” diye konuştu.
Mevlana, sema ve semazen resimlerini yaparken ayrı bir huzur ve manevi sevgi hissettiğini belirten Karakaş, “Konya kökenli olmam, çok uzaklara yansıyan ata dedemlerinden gelen soyumdan olsa gerek bu aşkı, inancı ve sevgiyi her zaman yüreğimde hissettim. Fakat Konya’ya son yıllarda çok sıklıkla gelmem ve bu sevginin içinde olmam yaklaşık 14 yıldır sema resimlerime olan ilgimi artırdı ve sevgimi pekiştirdi. Ve kendimi tamamen bunun içerisinde buldum. Bunun artık evrensel boyutlarının dışına çıktığını aslında bunun içimizde büyüyen dünya ve aşk ile sarmalandığını hissettiğim zaman sema resimlerim çok fazla boyutlara gelmeye başladı. Mana aleminde bizi saran ve gerçekten inanmamız gereken bizi koruyan gözeten Allah’ın varlığını hissettiğimiz için bize bir işaret olduğun düşünerek sergimde bu tema ve isim üzerinde eserlerimi oluşturdum” dedi.
Eserlerinde yer alan semazenlerin ve sema figürlerinin yüz kısmının tamamen belirsiz olmasına özellikle dikkat ettiğini söyleyen Karakaş, “Resmini yaptığım ancak yüz şekli belirgin olmayan semazen veya derviş resimlerinde her zaman çok sevdiğim canları, gönül dostlarımı, arkadaşlarımı hatta kendimi görüyorum. Çünkü bu resimlere bakarken gönül gözü ile bakmak ve o anda yüreğinde hissettiğin kişiyi görüyorsun. Ben tüm eserlerimi gönül gözü ile görüyorum. Gönül gözü ile gördüğüm için asla onlarda bir şekil, bir seçim, saç, sakal, bıyık, yüz ve tebessüm olmamasına dikkat ettim. Allah aşkı ve ona vardığımı düşündüğüm noktada zaten her şeyin silindiğini ve onunla bir bütün olduğumu ve sarmalandığımı düşündüğüm için onda bir şekil bir biçim düşünmedim. Sema yapan dedemi bir şekle ve forma sokmadan sadece sikkesi ve tennuresi ile mana alemine yolcu ediyorum” derken eserlerindeki özelliği dile getirdi.
Eserlerinin büyük bölümünün dünya koleksiyonlarında yer aldığını ve kendisinin UNESCO’nun bir sanatçısı olduğunu söyleyen Nilgün Karakaş, Şu an bu sergimden de mevcut eserler Amerika ve yırt dışına gidecek. Bunun için eserlerin yapımında kesinlikle bir sınır yok. Her eserin arkasından yüzlercesini üretirim. İçimdeki ilahi aşk bunun sonsuz olduğunu ifade ediyor” dedi.
Konuşmasının sonunda özel hayatını de değerlendiren Karakaş, “Şu anda İstanbul Silivri de yaşıyorum. İki evladım iki gelinim var. Onlarla yaşıyorum. Ama yaşantımın bundan sonraki bölümünde Konyalı olmaya karar verdim Çünkü Konya da yapacağım iş ile ilgili gelişmeler var. Onun için yaşantımın büyük bölümü Konya’da geçecek. Buda beni çok mutlu ediyor. Ata dedelerimin memleketine geri dönüş yapıyorum. Konya’da gördüğüm ilgi çok farklı. Ben UNESCO ressamı olmama rağmen açtığım en güzel en hoş görülü en sıcacık en evrensel sergi Konya’da oldu. Konya zaten çok farklı idi benim gözümde. İnşallah Şeb-i Arus döneminde de burada olacağım. Bu vesile ile bana Konya’da desteği veren herkesi teşekkür ediyorum” diye konuştu.
ALİ SAİT ÖGE
“Beni derinlere götüren ve en çok mutlu eden sema, semazen ve derviş resimleri oldu” diyen Sanatçı Nilgün Karakaş, “Mevlana’ya olan aşkım, onun yolunda onun felsefesi doğrultusunda ilerledi. Onun güzel felsefesi gittikçe yozlaşan dünya insanındaki değişimlere karşın onun sevgisini, hoşgörüsünü ve tevazusunu bir yaşam felsefesi düşünerek bu yolda kendimi sanatıma adadım. Onun felsefesini yaşamıma sokarak bu resimlerimi oluşturuyorum” dedi.
‘Mana Aleminde Sema’ isimli Konya’da açtığı kişisel sergisinden büyük ilgi gördüğünü özellikle vurgulayan Karakaş, “Annem ve babam Konyalı olduğu için bu ilgi beni çok onore etti. Konya’da olmaktan ve Konya’da sergi açmaktan çok mutluyum. ‘Mana Aleminde Sema’ aslında hepimizin inançlarımız doğrultusunda Allah’a olan yakınlığımızı bütünlüğümüzle alakalı ve ona ulaşabilmemiz için yaptığımız bir zikirdir. Bu namazla olur, zikirle olur fakat benim zikrim ellerimdir. Ben yaptığım eserlerimle bu sevgimi ve ona olan aşkımı ifade etmeye çalışıyorum” diye konuştu.
Mevlana, sema ve semazen resimlerini yaparken ayrı bir huzur ve manevi sevgi hissettiğini belirten Karakaş, “Konya kökenli olmam, çok uzaklara yansıyan ata dedemlerinden gelen soyumdan olsa gerek bu aşkı, inancı ve sevgiyi her zaman yüreğimde hissettim. Fakat Konya’ya son yıllarda çok sıklıkla gelmem ve bu sevginin içinde olmam yaklaşık 14 yıldır sema resimlerime olan ilgimi artırdı ve sevgimi pekiştirdi. Ve kendimi tamamen bunun içerisinde buldum. Bunun artık evrensel boyutlarının dışına çıktığını aslında bunun içimizde büyüyen dünya ve aşk ile sarmalandığını hissettiğim zaman sema resimlerim çok fazla boyutlara gelmeye başladı. Mana aleminde bizi saran ve gerçekten inanmamız gereken bizi koruyan gözeten Allah’ın varlığını hissettiğimiz için bize bir işaret olduğun düşünerek sergimde bu tema ve isim üzerinde eserlerimi oluşturdum” dedi.
Eserlerinde yer alan semazenlerin ve sema figürlerinin yüz kısmının tamamen belirsiz olmasına özellikle dikkat ettiğini söyleyen Karakaş, “Resmini yaptığım ancak yüz şekli belirgin olmayan semazen veya derviş resimlerinde her zaman çok sevdiğim canları, gönül dostlarımı, arkadaşlarımı hatta kendimi görüyorum. Çünkü bu resimlere bakarken gönül gözü ile bakmak ve o anda yüreğinde hissettiğin kişiyi görüyorsun. Ben tüm eserlerimi gönül gözü ile görüyorum. Gönül gözü ile gördüğüm için asla onlarda bir şekil, bir seçim, saç, sakal, bıyık, yüz ve tebessüm olmamasına dikkat ettim. Allah aşkı ve ona vardığımı düşündüğüm noktada zaten her şeyin silindiğini ve onunla bir bütün olduğumu ve sarmalandığımı düşündüğüm için onda bir şekil bir biçim düşünmedim. Sema yapan dedemi bir şekle ve forma sokmadan sadece sikkesi ve tennuresi ile mana alemine yolcu ediyorum” derken eserlerindeki özelliği dile getirdi.
Eserlerinin büyük bölümünün dünya koleksiyonlarında yer aldığını ve kendisinin UNESCO’nun bir sanatçısı olduğunu söyleyen Nilgün Karakaş, Şu an bu sergimden de mevcut eserler Amerika ve yırt dışına gidecek. Bunun için eserlerin yapımında kesinlikle bir sınır yok. Her eserin arkasından yüzlercesini üretirim. İçimdeki ilahi aşk bunun sonsuz olduğunu ifade ediyor” dedi.
Konuşmasının sonunda özel hayatını de değerlendiren Karakaş, “Şu anda İstanbul Silivri de yaşıyorum. İki evladım iki gelinim var. Onlarla yaşıyorum. Ama yaşantımın bundan sonraki bölümünde Konyalı olmaya karar verdim Çünkü Konya da yapacağım iş ile ilgili gelişmeler var. Onun için yaşantımın büyük bölümü Konya’da geçecek. Buda beni çok mutlu ediyor. Ata dedelerimin memleketine geri dönüş yapıyorum. Konya’da gördüğüm ilgi çok farklı. Ben UNESCO ressamı olmama rağmen açtığım en güzel en hoş görülü en sıcacık en evrensel sergi Konya’da oldu. Konya zaten çok farklı idi benim gözümde. İnşallah Şeb-i Arus döneminde de burada olacağım. Bu vesile ile bana Konya’da desteği veren herkesi teşekkür ediyorum” diye konuştu.
ALİ SAİT ÖGE