Ermenileri Bolşevik Rusya Şımarttı!

.
Kars’ın düşman işgâlinden kurtuluşunun 50. yıldönümü nedeniyle “Kars Turizm ve Tanıtma Derneği” tarafından 1970 yılında bastırılan, Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim görevlisi Dr. Kırzıoğlu Fahrettin Erdoğan’ın yazdığı “Kars ili ve çevresinde Ermeni mezalimi” adlı kitapta yer alan bilgilere göre; 1807 ile Bolşevik ihtilâlinin gerçekleştiği 1917 arasında geçen 110 yılda 5 defa Türk-Rus savaşına sahne olan Kars’ın, bu nedenle 3 Rus işgali ve 3 Rus kıyımına uğrayıp, maddî ve mânevî açıdan çok büyük kayba uğradığı belirtiliyor. 3 Mart 1878 Yeşilköy Antlaşması ile savaş tazminatı yerine Çarlık Rusyasına bırakılan ve 3 Mart 1918’de Brest-Litowsk Antlaşması ile Bolşevik Rusya’dan geri alınan Kars ilinin, “Ruslar’ın şımarttığı” Ermenilerin 1905’ten itibaren “Büyük Ermenistan” hayâli ile başlattıkları tecavüzlerle karşı karşıya kaldığı kaydediliyor.
Bu cümleden olarak; 1917 yılında Bolşevik ihtilâli ile Lenin yanlısı konünistlerin Rusya’da idareye hâkim olması üzerine geniş bir silahlı teşkilât kuran Ermeniler, Türkiye’nin doğusunda mezâlim başlatarak halkı katledip, çoğunluğu ele geçirme gibi kanlı ve vahşi bir siyaset gütmeye başladılar. Erzincan’dan Ahılkelek ve Borçalı’ya kadar ki 1918 Ermeni mezâlimi sırasında Kars’ın başına gelen korkunç felâketler ile, 1919-1920 arasındaki birçok facia belgeleri ile bu kitapta gün ışığına çıkmış bulunuyor. Önsözünde “Su uyur, düşman uyumaz atasözünün her zaman için hatırda tutulması ve bilhassa 1945’ten beri Ermenistan Cumhuriyeti ile dünyanın dört bir yanında faaliyette olan Taşnak Komitesi mensubu Ermenilerin, Kars, Ardahan ve Doğu Türkiye illeri üzerindeki gülünç iddialarının da unutulmaması gerekir. Bu konuda emekli Tümgeneral Ahmet Hulki Saral’ın bu yıl (1970) basılan ‘Ermeni meselesi’ adlı kitabı da okunması gerekli eserler arasındadır” denilen kitapta Rus subayları ve müfettişleri tarafından tesbit edilmiş olan Ermeni katliamından insanın kanını donduran örnekler bulunuyor. Bunlardan Aksiğin Dairesi Müfettişi Dr. Khoreşenof’un raporundan bir bölüm şöyle:
“1917 Aralık ayından itibaren Mayıs 1918’e kadar Ermenilerin Ahılkelek Sancağı’nda Müslüman halka yaptıkları vahşetlerden gerek yerli Gürcüler’in bana anlattıkları, gerekse kendi gördüklerimi, gözlerim yaşla dolu olarak yazmaya başlıyorum:
1917 Aralık ortalarına doğru Akbaba bucağından 8 Müslüman, Rus kolonisi köylülerin oturduğu Ahılkelek’in güneyindeki Bogdanofka köyünde yaşayan Dukhoborlar’dan kuru ot satın almak için buraya gelmişlerdi. O sıralarda güvenlik zafiyeti olmadığı için Müslümanların üzerinde silah adına hiçbir nesne yoktu. Hocabek köyünün Ermenileri bunu haber alınca oraya gelerek 8 müslümandan dördünü hançerleyerek öldürdükten sonra, gözlerini oymuşlar ve dilleriyle öteki uzuvlarını da kesip vücutlarını parça parça yapmışlar, diğer dördünü de tüfekle vurarak öldürmüşlerdir. Bu katliamla yetinmeyenler dört cesedi ateşle yakıp, diğerlerini de Akbabalara verdiler.
Ermeniler 1918 Ocak ayından başlayıp, Müslümanların yaşadıkları köylere saldırmaya başladılar. Önce “Silahlarınızı teslim ederseniz sizlere asla dokunmayız” diye sözverdiler, ancak sözlerine inanan Müslümanların elinden silahlarını aldıktan sonra köylere saldırarak yakıp yıkmaya, onları öldürüp mallarını ve eşyalarını yağmalamaya başladılar. Böylece Khorenya, Kokıya, Vareban, Okam, Tog, Kulalıs, Patkana, Sagamo, Kuvaşa, Alaca ve Gümris köyleri yakıldı, bütün eşyalar ve hayvanları götürdüler, buralarda oturanların bir kısmını öldürüp, sağ kalan erkeklerle bütün kadınları tutsak olarak Ahılkelek kasabasındaki kampta topladılar. Kampta tutsak Müslümanlara 24 saatte 400 gr. ekmek ve sudan başka şey vermediler. Soğuktan açlık ve sağlığı bozucu şartlar altında tifo hastalığı çıktı, doktorların esirlerin daha iyi beslenmesi ve temiz tutulmalarını istedikleri hâlde Ermeniler buna kulak asmayıp, esirleri soğukta ve aç bırakmaya devam ettiler. Şartlara dayanamayan esirler ölmeye başlarken, Ermeniler yapılmak istenen yardımlara engel oldukları gibi, ziyarete gelenlerin kamplara yaklaşmalarına bile müsaate etmediler.
Bu durum dört aydan fazla sürerken 21 Mayıs 1918 günü Türk silahlı kuvvetleri Çıldır gölü kuzeyinde, bugün ortasından devlet sınırı geçen Khozapın/Kenarbel gölünün kuzey doğusundaki Karsak köyüne gelince Ermeniler kaçmaya başladılar. Kaçarken de akşam saat beşte Ahılkelek’teki Müslüman tutsakları hançer ve tüfekle öldürdükten sonra, evlerini üzerlerine yıkarak üzerlerine kireç döktükleri birçoklarını da çukurlara atıp, üzerlerine gazyağı dökerek yaktılar.
İşte 20. yüzyılın Ermenistan’ında yaşayan medeni (!) Ermenilerin Müslüman halka yaptıkları ve uyguladıkları vahşet”
Rusça hazırlanıp, Kemal Ortaylı’nın tercüme ettiği bu rapora eklenen, Ahılkelek civarındaki köylerde Ermenilerin taarruz ve katliamlarına uğrayan masum Müslüman ahaliden bir kısım şühedâyı gösteren yüzlerce cesetlik fotoğraf da ibret vesikası olarak eklenmiş bulunuyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri