Osmanlı Devleti’nin vatandaşlığa alarak yıllarca himaye ettiği, dün sayılabilecek tarihe kadar şehrimizde bile içimizden biri olarak yaşamlarını sürdüren Ermeni asıllı insanların Ermenistan’daki soyları gördükleri iyilikleri unutarak fırsat buldukça Türkiye aleyhine yaptıkları propagandalar tek kelime ile birer vefasızlık örneği. Osmanlının âsil torunları dostluk ellerini uz atıp, sempati ile yaklaştıkça, Erivan’daki kadir kıymet bilmezler biraz daha gemi azıya alıyor. Millet olarak ciddiye almaya değmez, ancak konu ile hiçbir ilgisi olmayan devletlerin bunların dümen suyunda gitmeleri insanı üzüyor. Türkiye’de yıllarca konserler verip, ekmeğimizi yiyerek suyumuzu içen, tertemiz havamızı teneffüs ederek, cebini dolduran Ermeni şarkıcı Charles Aznavuer ile geçmişte ecdadımızdan eman dileyen (Düşmandan korunması için yardım isteme) Napolyon’un Fransa’sı âdeta en azılı militan kesilmesinden sonra, Amerika Temsilciler Meclisi ve İsveç parlamentosu’nun “Ermeni Tasarısı” nı kabul etmeleri artık bardağı taşırmış bulunuyor.
Ermeni çetelerinin yıllarca yurt dışındaki elçilerimizi ve bürokratlarımızı öldürmelerine, bombalar patlatıp Türk kanı akıtmalarına rağmen Türkiye, şanına yakışır şekilde efendice davrandıkça Hınçak ve Taşnaklar kendilerini bir şey sanarak horozlanmayı sürdürüyorlar. Ermeni ve Yahudi soyundan gelen kendi insanına söz geçiremeyen Obama ve İsveç Başbakanı özür dileseler de göz boyamadan ibaret olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Nitekim, sabrı taşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Gerekirse ülkemizde kaçak olarak çalışan 100 bin Ermeni’yi sınır dışı ederiz” resti karşısında yelkenleri suya indirdiler. Baksanıza ABD Dışişleri Bakanı bayan Clinton, 12-13 Nisan’da yapılacak “Güvenlik Toplantısı”na Erdoğan’ı telefonla bizzat davet ettikten başka, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na Erdoğan’ın katılması ısrarda bulunması bu mahcubiyetin sonucu. Başbakan Erdoğan, katılsa bile gereken mesajı vermiş bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün millî maç vesilesiyle Erivan’a giderek yaptığı iyi niyet gösterisini bile takdirden aciz olan Ermeniler hâlâ atalarının 1915’te soykırıma uğradığı yalanını sürdürüyorlar. Soykırım uydurmasına rağmen, şehrimizde yüzyıllarca rahatça yaşayan Ermeniler, Orduevi önündeki yol açılmadan önce Arapoğlu Makası’ndaki Fransız Katolik Kilisesi’nin arkasında bulunan ve Orduevi önünden Zafer Meydanına giden yol açılırken yıkılan Ermeni Kilisesi’nde ibadet edebiliyorlardı. 60’lı yıllarda Konya’da sayıları 50’yi bulan 16 Ermeni ailesi yaşıyordu. Zaman içinde bir kısmı vefat etti, bir kısmı da İstanbul ve Ankara’ya göç etti. Son Ermeni asıllı vatandaşımız Kirkor Özararat, 3 yıl önce vefat etti, eşi de Ankara’ya akrabalarının yanına taşındı. Babası Artin usta, kardeşi Panos Özararat ve diğer Ermenilerin mezarları ise Musalla Mezarlığı’nın yanından Hazım Uluşahin İlköğretim Okulu’na giden yolun sağında bulunuyor.
İddiaların aksine Ermeniler’in Doğu illerinde yaptıkları katliamları ortaya koyan, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarih öğretim görevlisi Divriğili Piroğlu Dr. Fahrettin Erdoğan’ın 1954’te Ankara’da basılan “Türk ellerinde hatıralarım” adlı kitabında yer alan ve “Kars Turizm ve Tanıtma Derneği” nin “Kars ili ve çevresinde Ermeni mezâlimi” adı ile yayınladığı kitapta çarpıcı örnekler bulunuyor. “Mâverâyı-Kafkas Seym Hükümeti”nde Müslüman Fraksiyonu Başkanı olan Resûlzade Mehmed Emin Bey isimli Azeri Türkü, 1925’te İstanbul’da bastırdığı “Azerbaycan Cumhuriyeti” adlı kitapta Mart ve Nisan 1918’de Kars’ta meydana gelen olaylarla ilgili şu hatıralara yer veriyor:
“Kars ve Erivan illerindeki Müslümanların, Ermeniler tarafından kıyıma uğradıklarına ait Tiflis’te birbirinden korkunç haberler alınıyordu. Bir yandan Bolşevik Rusya’dan dönen silahlı Ermeni askerlerinin yaptığı Bâkü kıyımı, öte yandan Erivan ile Kars facialarına uğrayan güney Kafkas Müslümanlarının o günlerde geçirdiği korkunç kıyımlar üzerine biraz bilgi edinmek için 15 Nisan 1918 tarihli Müslüman Fraksiyonu Tutanağı’ndan satırlar alıyoruz:
Tiflis’e gelen Rum göçmenleri, Kars’taki Müslümanların durumunu şöyle anlatıyorlar: Erzurum’u kurtarıp ilerleyen Türk ordusu karşısında geri çekilen Ermeni askeri birlikleri ve silahlı Ermeni kaçkınları, yol üzerindeki Müslüman köylerini yeryüzünden silerek, herkesi kılıçtan geçirerek, her şeyi yakıyor, düşünülmesi bile imkânsız vahşet ve kıyıma uğratıyorlar. Ermeni ordusu, süt emer çocukları süngü ucuna takıyor, Müslüman kadınları çırıl çıplak soyunduruyorlar.
Rumların anlattıklarına göre, çıldırmış olan kadınlar ile çocukların yürekleri parçalayan çığlıkları, yaşlıların umutsuz ağlayışları karşısında insanüstü bir sinire sahip olmak gerekir. Sarıkamış’tan Arpaçayı’na kadar olan Kars Sancağı’ndaki 82 köyden çoğu, bu anlatılmaz yıkımlara uğramıştır. Zengin Kars ilinin, kaptan Mosesyan ile General Areşof’un yaptıkları kıyım ve vahşilikler, umumî harbin 1915 yılında Çıldır, Ardahan, Göle, Hanak ve Oltu ile Sarıkamış ve Kars’ta Rus Kaz akları tarafından üç ay boyunca yapılan faciaları unutturmuştur”
Uydurma Ermeni katliamı tasarısı ve bunu fırsat bilerek Türkiye aleyhine oynanan oyunlar gündemdeki yerini korurken, Kars Turizm ve Tanıtma Derneği’nin yayınladığı kitaptan Ermeni iddialarını yalanlayan örnekleri yayınlamaya devam edeceğiz.
Ermeni çetelerinin yıllarca yurt dışındaki elçilerimizi ve bürokratlarımızı öldürmelerine, bombalar patlatıp Türk kanı akıtmalarına rağmen Türkiye, şanına yakışır şekilde efendice davrandıkça Hınçak ve Taşnaklar kendilerini bir şey sanarak horozlanmayı sürdürüyorlar. Ermeni ve Yahudi soyundan gelen kendi insanına söz geçiremeyen Obama ve İsveç Başbakanı özür dileseler de göz boyamadan ibaret olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Nitekim, sabrı taşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Gerekirse ülkemizde kaçak olarak çalışan 100 bin Ermeni’yi sınır dışı ederiz” resti karşısında yelkenleri suya indirdiler. Baksanıza ABD Dışişleri Bakanı bayan Clinton, 12-13 Nisan’da yapılacak “Güvenlik Toplantısı”na Erdoğan’ı telefonla bizzat davet ettikten başka, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na Erdoğan’ın katılması ısrarda bulunması bu mahcubiyetin sonucu. Başbakan Erdoğan, katılsa bile gereken mesajı vermiş bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün millî maç vesilesiyle Erivan’a giderek yaptığı iyi niyet gösterisini bile takdirden aciz olan Ermeniler hâlâ atalarının 1915’te soykırıma uğradığı yalanını sürdürüyorlar. Soykırım uydurmasına rağmen, şehrimizde yüzyıllarca rahatça yaşayan Ermeniler, Orduevi önündeki yol açılmadan önce Arapoğlu Makası’ndaki Fransız Katolik Kilisesi’nin arkasında bulunan ve Orduevi önünden Zafer Meydanına giden yol açılırken yıkılan Ermeni Kilisesi’nde ibadet edebiliyorlardı. 60’lı yıllarda Konya’da sayıları 50’yi bulan 16 Ermeni ailesi yaşıyordu. Zaman içinde bir kısmı vefat etti, bir kısmı da İstanbul ve Ankara’ya göç etti. Son Ermeni asıllı vatandaşımız Kirkor Özararat, 3 yıl önce vefat etti, eşi de Ankara’ya akrabalarının yanına taşındı. Babası Artin usta, kardeşi Panos Özararat ve diğer Ermenilerin mezarları ise Musalla Mezarlığı’nın yanından Hazım Uluşahin İlköğretim Okulu’na giden yolun sağında bulunuyor.
İddiaların aksine Ermeniler’in Doğu illerinde yaptıkları katliamları ortaya koyan, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarih öğretim görevlisi Divriğili Piroğlu Dr. Fahrettin Erdoğan’ın 1954’te Ankara’da basılan “Türk ellerinde hatıralarım” adlı kitabında yer alan ve “Kars Turizm ve Tanıtma Derneği” nin “Kars ili ve çevresinde Ermeni mezâlimi” adı ile yayınladığı kitapta çarpıcı örnekler bulunuyor. “Mâverâyı-Kafkas Seym Hükümeti”nde Müslüman Fraksiyonu Başkanı olan Resûlzade Mehmed Emin Bey isimli Azeri Türkü, 1925’te İstanbul’da bastırdığı “Azerbaycan Cumhuriyeti” adlı kitapta Mart ve Nisan 1918’de Kars’ta meydana gelen olaylarla ilgili şu hatıralara yer veriyor:
“Kars ve Erivan illerindeki Müslümanların, Ermeniler tarafından kıyıma uğradıklarına ait Tiflis’te birbirinden korkunç haberler alınıyordu. Bir yandan Bolşevik Rusya’dan dönen silahlı Ermeni askerlerinin yaptığı Bâkü kıyımı, öte yandan Erivan ile Kars facialarına uğrayan güney Kafkas Müslümanlarının o günlerde geçirdiği korkunç kıyımlar üzerine biraz bilgi edinmek için 15 Nisan 1918 tarihli Müslüman Fraksiyonu Tutanağı’ndan satırlar alıyoruz:
Tiflis’e gelen Rum göçmenleri, Kars’taki Müslümanların durumunu şöyle anlatıyorlar: Erzurum’u kurtarıp ilerleyen Türk ordusu karşısında geri çekilen Ermeni askeri birlikleri ve silahlı Ermeni kaçkınları, yol üzerindeki Müslüman köylerini yeryüzünden silerek, herkesi kılıçtan geçirerek, her şeyi yakıyor, düşünülmesi bile imkânsız vahşet ve kıyıma uğratıyorlar. Ermeni ordusu, süt emer çocukları süngü ucuna takıyor, Müslüman kadınları çırıl çıplak soyunduruyorlar.
Rumların anlattıklarına göre, çıldırmış olan kadınlar ile çocukların yürekleri parçalayan çığlıkları, yaşlıların umutsuz ağlayışları karşısında insanüstü bir sinire sahip olmak gerekir. Sarıkamış’tan Arpaçayı’na kadar olan Kars Sancağı’ndaki 82 köyden çoğu, bu anlatılmaz yıkımlara uğramıştır. Zengin Kars ilinin, kaptan Mosesyan ile General Areşof’un yaptıkları kıyım ve vahşilikler, umumî harbin 1915 yılında Çıldır, Ardahan, Göle, Hanak ve Oltu ile Sarıkamış ve Kars’ta Rus Kaz akları tarafından üç ay boyunca yapılan faciaları unutturmuştur”
Uydurma Ermeni katliamı tasarısı ve bunu fırsat bilerek Türkiye aleyhine oynanan oyunlar gündemdeki yerini korurken, Kars Turizm ve Tanıtma Derneği’nin yayınladığı kitaptan Ermeni iddialarını yalanlayan örnekleri yayınlamaya devam edeceğiz.