Ermeni İddialarının Çürüklüğü! (2)

.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi eski Tarih Öğretim Görevlisi Dr. Kırzıoğlu M. Fahrettin Erdoğan’ın, 40 yıl önce kaleme aldığı “1918-1920 arasında Kars ili ve çevresinde Ermeni mezâlimi” isimli kitaptaki önsözden yaptığımız alıntının 2. bölümünü bugün yayınlıyoruz. Çarlık yönetimi “Erivan ili İstatistik Encümeni” tarafından 1906 yılında yapılan sayıma göre Erivan, Eçmiyadzin, Sürmeli, Şerür-Derelegez, Nahçıvan, Yeni Bayezit ve Gümrü (Leninakan) sancaklarının 1314 köyünde 452 bin Ermeni ve 343 bin Müslüman Türk nüfusun yaşadığını işaret eden Fahrettin Erdoğan, doğu illerinde yaptığı zulüm ve katliamla tanınan Ermeni Taşnak çetesi reisi Antranik’in adını taşıyan marşı söyleyen Ermeni çapulcuların millî ülkülerinin “Büyük Ermenistan” olduğunu ve yıllardır bu felsefeyi gerçekleştirmeye çalıştıklarını kaydediyor. Dr. Kırzıoğlu M. Fahrettin Bey’in, geçmişte “İntikam taburları” ndan kurdukları alaylarla Çarlık Rusyası ordularının yanında doğu Türk illerine saldıran Ermeniler, Sovyet Rusyası’nda da imtiyazlı millet olarak kabul edilerek çocuklarını yıllardır eğitim ve yayınlarla aynı amaç için büyütüp, yetiştirdiler.
Ermenistan’ın, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne dahil topraklar üzerinde kurulduğu yıllarda bile azınlıkta olduğuna dikkat çekerek, “1559’da Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzâde Bayezid ile Konyalı Turgutlu oymağından gelen Hanlar sülâlesi idaresindeki Revan Hanlığı, 1827’de Ruslar’ın eline geçmişti. Ruslar; Türkiye ve Azerbaycan’ın irtibatını kesmek için 1829 Edirne Antlaşması ile Türkiye ve İran’dan getirttikleri Ermenileri, Erivan bölgesine yerleştirerek 90 yılda ‘Ermenistan çekirdeği’ kurmaya çalıştılar” diyen Fahrettin Erdoğan, Ermenilerin İskenderun körfezine çıkmada alet olarak kullanmanın planlandığını, bunun sonucu olarak da 1907’de sâdece Yeni Bayezid, Eçmiyadzin ve Gümrü sancaklarında sun’i bir Ermeni çoğunluğu meydana getirildiğini belirterek, 1918-1920 arasında Erivan merkez, Şerir-Derelegez ve Nahçıvan’daki Türklerin kıyıma uğratıp, kaçırılarak bir Ermenistan meydana getirilip, bütün Türkçe yer adlarının değiştirilerek Ermenice isimler verildiğini ekleyerek şöyle devam ediyor:
“Ermeniler’in ‘Eski Armenya’ ve ‘Armenya Tarihi’ üzerindeki iddiaları da çürüktür ve buz üzerinde yapıya benzer. Bütün bu hususları, 1952’de dünya ansiklopedilerinde ve yayınlarda Ermeniler ve Armenya üzerine yazılanların ne olduğunu ortaya çıkardım. Gregoryen mezheptekilere, Ortodoks ‘Rum’ ve ‘Gürcü’lerden ayırt edilmeleri için ‘Ermeni’ denilmeye başlandığı; Katolik ve Protestan mezhebindekilerin, ‘Ermeni’ adını benimsemediği, hatta nefret ettiği bilinen gerçektir. Dili, folkloru, musikisi, sanatı öteden beri hep Türk tesirinde bulunan, hatta köylü ve şehirli Ermenilerin çoğunun Türkçe konuşup, ‘Ermenice’ yi hiç bilmeyen; eski yazma İncilleri, dua kitaplarını, halk hikâye ve destanlarını, Mesrop alfabesinin Türkçe baskısını okuyan Ermenilerin kökünün Samî, Hind-Av rupalı ve Turanlılar’a yakın Kafkas/Yafes soyundan oluşu ilim çevrelerinde münakaşa konusudur”
Dr. Kırzıoğlu M. Fahrettin Bey; son 100 yıldan beri Ermeni aydınları ve bilginlerinin de kendi atalarının kökünü; a) Van Gölü çevresinde yaşayan Khaldi/Urartu kavmine, b) XIV-XV. Yüzyıldan kalma Hitit belgelerinde Erzincan ile doğusunda gösterilen ve kendi kız kardeşleriyle evlenebilen Hayasa/Hayaşa hükümetini kuranlara, c) Eski Yunan kaynaklarında geçen Hind-Avrupalı ve Trakya’dan gelen Frigler’e, ç) Kızılırmak çevresinde kurulup, Fırat’ın batısındaki Anadolu kesimine hâkim olan Hititler’e bağlamakta ve bu uğurda birçok tezler ileri sürerek yayınlar yapmakta olduklarını, kısacası; kökü ve soyu-sopu belli olmayan Ermeniler’in, kendilerine eski medeniyete dayalı kavimlerden bir “Ata” uydurmaya çalıştıklarına dikkat çekerek, şunları ekliyor:
“Görülüyor ki, Romalıların ‘Armenya’ ve Arapların ‘Ermeniyye’ diye tanıdığı coğrafya bölgesinde 3 bin yıl öncesinden Selçukluların Anadolu’yu fethine kadar hâkim olanlar, asla ‘Ermeni’ soyundan gelmemiş ve Türk/Türkmen uyruğundan ve eski Oğuzlar olarak yaşamışlardır. Saka ve Arsaklılar ile Mamıkonlular’ın mezar taşları, Hıristiyanlık önce ve sonrası İslâmiyeti benimsedikten sonra da Koç/Koyun heykeli biçiminde ve Güney Sibirde, Orkun boyları ile Yenisey başlarında olduğu gibi devam edegelmiştir. Sivri Türk çadırı biçimindeki ‘Ermeni’ ve ‘Gürcü’ kiliselerinin kümbetleri de, Türkistan-Horasan örneğinde Arsaklı yapısı olarak yaşatılmıştır. Gerçekler böyle iken, ‘Ermeniler’, hangi ‘Ermeni tarihi’ nden ve ‘Tarih hakları’ndan bahsederek, yüzyıllar boyunca efendileri ve sipahi ruhlu komşuları Türkleri kırıp, yok ederek bir ‘Büyük Ermenistan’ kurma hayâli peşinde koşuyorlar ve bu uğurda Moskofluğa hizmet ediyorlar”
90 yıl önce doğu illerimizde meydana gelen olayları görgü şahitleri, o tarihlerde işgâlci ülkelerin subay ve tarafsız gözlemcilerin rapor hâline getirdikleri yazılmış kaynaklara dayanarak 1970 yılında kitap hâline getiren Dr. Kırzıoğlu Fahrettin Bey, Ermenilerin günümüzde de sürdürdükleri asılsız iddiaları çürütmesine rağmen, Hıristiyan âleminin Türkiye aleyhindeki tertiplerinin ardı arkası kesilmiyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri