Konya Mûsikî Derneği’nin konseri ve merhum Mustafa Mest’in vefatı ile ilgili yazı sebebiyle ara verdiğim “Ermeni katliamı” konusunda belge niteliği taşıyan yazılara devam ediyorum. Kars Turizm ve Tanıtma Derneği’nce 1970 yılında yayınlanan “Kars ili ve çevresinde Ermeni mezâlimi” isimli, Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi eski tarih öğretim görevlisi Dr. Kırzıoğlu M. Fahrettin Erdoğan tarafından kaleme alınan kitapta uluslar arası platformda sık sık gündeme getirilen Ermeni iddialarının asılsız olduğunu ortaya koyan tarihe ışık tutacak bilgi ve belgeler yer alıyor. Dr. Kırzıoğlu, 40 yıl önce kitabının sonunda yer verdiği önsözde, “Aziz Türk Milletinin başına gelenlerden, Ermeniler gibi eski ‘Millet-i Sâdıka’ mızın açtığı yaraların acısını ruhumun derinliklerinde duymuştum. Bundan sonraki kuşakların okuyup bilmeleri için bu kitabı yayına hazırlarken yine bu acılardan sarsıldığımı söylemeliyim. Memleketim Kars’ta ve çevresinde Ermeni vahşetlerinin ve mezâliminin tanıklarından sağ kalanlar mevcuttur” diyerek, şöyle diyor:
“1877 yılına girerken Kars’taki 24 bin Türk nüfusu, Nisan-Kasım arasındaki Moskof kavgalarında ordumuzla birlikte savaşanların ordumuzla Erzurum’a çekilmesi, gerek 1882’ye kadarki müddet içinde yeni sınırın ötesine göçmesi yüzünden 40 eve inmişti. Bunlar da 1882 baharı sonunda göçecek iken, Kars’a gelen ilk Türk Şehbenderi’nin (konsolos) İstanbul’da Şeyhülislâm’dan alıp getirdiği bir fetvâya uyarak yerlerinde kalmış ve ‘Din içinde din saklamak en büyük ibadettir’ diye, Rus Çarlık idaresinin esaretine katlanarak, ergeç kurtulacaklarını ümit etmişlerdi. 1914 Ekim ayı sonunda son Türk-Rus savaşı başlarken, şehirdeki eski 40 Türk evi, 57 aile olarak çoğalmıştı. Göçen Türklerin yerine Çarlık, Türkiye’den getirttiği Ermeni ve Rum göçmenleri ile 8-10 Rus ailesini yerleştirmişti. Rusların belirttiği resmi istatistiklere göre, Kars ile köylerinde çoğunluk yine Türklerde idi.
I. Cihan Savaşı’nda önce ‘İntikam Taburları’ na yazılıp, Rus Ordusu yanında Türkiye’deki silahsız halkı kırıp bitirme talimleri gören Ermeniler, 1914 Kasım ayı başında 4 alay hâlinde Kars ile Revan ilinden Türkiye sınırlarına saldırmışlardı. Bu sırada bir hafta içinde Kars’ta 75 köylü v e yolcu olan silâhsız Türk’ün ‘Canfida’ denilen Taşnak Komitesi’ne mensup Ermeni fedaileri tarafından öldürülmesi üzerine anılan 57 Türk evinin başlarını kurtarmaları için yol boyundan uzak olmayan İslâm köylerine hemen gitmeleri, Kars Müstahkem Mevkii Kumandanlığı’nda vazifeli Alman Von dem Baun ve 2 Kazanlı Tatar Çarlık subayı tarafından öğütlenip, şehirden çıkarıldı. Köylerdeki şehir halkı 25 Nisan 1918’de Kars’ın kurtuluşundan ancak 8-10 gün sonra döndüklerinde camileri, çarşıların, mahallelerin ve kendi evlerinin çoğunun yakıldığını gördükleri hâlde, yine de hâllerine şükredip, Al Bayrak altında hür yaşamanın sevinciyle yarmaya bakıyorlardı.
Kars ilindeki bütün eski yerli ve göçmen Ermeniler de vahşet ve kırgınlıklara katıldıkları için suçlu olduklarından toplu hâlde kaçıp, Arpaçayı doğusuna gitmişlerdi. Onlardan boşalan yerlere Revan ilinden kaçıp gelen perişan ve yoksul Türk aileleri yerleştiriliyordu. Yerli halkın deyimiyle Kars’ın kırk yıllık (1878-1918) kara günlerden kurtuluşunun sevinci çok uzun sürmedi. 30 Ekim 1918 günü imzalanan uğursuz Mondros Mütarekesi’ne göre ordumuz 1914 sınırı gerisine çekilmeye mecbur kaldı. Bu durum, Ermenistan Cumhuriyeti ile Gürcistan Cumhuriyeti’nin de, 1877’den önce Rus esareti altındaki Türk bölgeleri ile Artvin’i de içine alan Batum ve Kars illerinin birleşerek ‘Millî İslâm Şûrası’ adıyla bir hükümet kurmasına ve bu anılan Türk bölgelerinin birleşip, Ermeniler ve Gürcüler’e karşı yurtlarını korumasına yolaçtı.
13 Nisan 1919’da İngilizler’in hile ile bir baskın sonunda ‘Cenubîgarbî Kafkas Hükümeti’ merkezinin Kars’taki parlamento konağını basarak Ermenileri getirip yerleştirmesi Kars’ın 2. defa korkunç yıkım ve kıyıma uğramasına, hükümet erkânının Malta’ya sürgün edilmesine sebep olmuştur. 18 ay süren son Ermeni işgâlinin ve 1905’ten beri Ermeni çete ve asker sürülerinin işlediği vahşet ve mezâlimin belgeleri mevcuttur. Yerli ve yabancı araştırıcılar ile 1919 güzünde doğu Anadolu’yu ve Erivan bölgesini dolaşarak inceleyen General Harbord başkanlığındaki Amerikan heyetinin vardığı sonuçlar göstermiştir ki, Karadeniz-Irak arasındaki sınırlar dahil, Türkiye’nin hiçbir yerinde Ermeniler, öteden beri nüfus çokluğu teşkil etmemiştir. Bu yüzden Ermeni komiteci ve öncülerinin dünyaya yaydıkları propagandalarında öne sürdükleri ‘Türkiye Armenyası/Ermenistanı’ hep hayâlde kalmıştır. Bu gerçeği, Ermeniler de iyi bildiklerinden, komşuları ve yüzyıllar boyu efendileri olan Türkleri kırıp azaltarak, hatta yok ederek yapma bir ‘Ermenistan’ yaratmaya özendikleri için vahşi usûllerle kıyımlara girişmişler, sonunda da eski yuvalarından bile olmuşlardır. Bu gerçek, Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi hazırlığı sırasında Kars’ta Ermenilerin koro ile söyledikleri şu marşta da görülüyor: “Antranik kardeş, gidelim Türkiye’ye/Kıralım Türkleri, olsun Ermenistan”
(Devamı var)
Ermeni İddialarının Çürüklüğü! -1-
.
İlk yorum yazan siz olun