Epstein Olayının Görünen Yüzü

Epstein Olayının Görünen Yüzü

ABD Adalet Bakanlığı, Amerikalı finansör Jeffrey Epstein ve suç ortağı Ghislaine Maxwell ile ilgili altı milyon sayfa kanıt tespit etti. Şimdiye kadar, yaklaşık 180.000 görüntü ve 2.000 video da dahil olmak üzere yalnızca 3,5 milyon sayfayı yayınladı. Bunların ekseriyesi “mağdurlar” ile ilgili ve “failler” ile alâkalı kamuoyuna henüz bir şey açıklanmadı.

Buzdağının görünmeyen alt yüzünde nasıl pisliklerin olduğu bilinmiyor. Açılan Epstein Dosyası’nda siyaset, suikastler, cinayetler, ahlâksızlık, sapkınlık ve üst düzey kriminal tiplerin olduğu fakat bunlarla (faillerle) ilgili olarak dünya kamuoyunu tatmin edecek dosyaların henüz orta yere serilmediği de bir gerçek. Aysbergin altında bilinmeyen ne pislikler var. Bu olayda tiksindirici bir ikiyüzlülük söz konusu. Ben bu olayda, insanların yönlendirilerek algılarıyla oynandığı ve çok rahat güdülebildikleri ve “aptal” yerine konulduklarını rahat gözlemleyebiliyorum.

Sapkınlık nedir, hastalık nedir? Sorularına psikoloji ve psikiyatri bilim dalı bize cevap verebilir. Bir gazeteci olarak ben bu olayın siyasi tarafına bakarım. Hukukçu hukukî yanıyla, doktorlar da sapkın pedofoli, uyuşturucu ve fuhuş taraflarına. Freud öncesi ve Freud sonrası yazılan kitapların önemli bir kısmı bu tür sapkınlıkları, “ahlâksızlık olarak mı yoksa hastalık olarak mı görmeli” konusunda karar verememişler. Millî şairimiz, Batı Medeniyetinin öbür yüzünü “tek dişi kalmış canavar” olarak nitelendiriyor ya. Biz onların gerçek yüzünü Çanakkale’de, Bosna Hersek’te, Sreprenica’da, Doğu Türkistan’da, Filistin/Gazze’de gördük.

Bu tür vahşet ve sapkınlıkları batının nasıl gördüğü veya baktığıyla ilgili çevrilen Hollywood filmleri ve diziler ile yazılan kitaplara (roman, hikâye) bakılabilir. Çok tehlikeli bir kelime olan “sapık, sapkın ve sapkınlık”ları bugün güya artık ahlâkî yargılara dayanmıyor diyor. Ama ne yapıyor? Doğayı ahlâk hâline getiriyor. “İnsanın doğasında vardır bu” diyor ve kendi ahlâkî yargılarını o bilimsel tanıların içine sokuyor. Ama öyle değilmiş gibi kullanıyor.

Sapkınlık bir ahlâksızlık mıdır yoksa bir hastalık mıdır? Bir türlü karar veremiyorlar. Sekiz -dokuz yaşında reşit olmayan çocukla evlenmek normal midir, değil midir? Ahlâka uygun mudur, değil midir? Burada bilim insanları ne konuşacak? Hocalar ne diyecek? Hem bilim insanı hem doktor “dindar” ise ne yapacak? Şimdiye kadar yayımlanan Epstein videoların yüzde 90’ı uydurma ve müthiş bir algı yönetimi yapılıyor. “Sodom’un 120 Günü” adlı sapkın bir film çekilmiş 1975’te. Şiddet, sadizm, erotizm, pornografik kokan film “en rahatsız edici film” olarak nitelendirilerek pek çok ülkede yasaklanmasına rağmen İstanbul’da, 1992’de ve 2007’de Uluslararası Film Festivali’nde gösterilmiş. Bu filmi çeken de “1001 Gece Masalları”nın da yönetmeni ateist, komünist, eşcinsel bir kişiymiş. Bazıları, feci şekilde öldürülen bu şahsın çektiği bu filmi kendi sapkınlığının anlatımı olarak kabul etmişler.

Soru şu: Sapkın olmayan siyasetçiler normal kabul edilebilir mi? Şu Epstein’in ister “haz” deyin, ister “fuhuş” ve ister “günah adası”na giden zengin insanlar ile üst düzey siyasetçileri nereye koymak gerekiyor? Bu Epstein Adası’nda ne olup bittiğini doğru yorumlamak, yönlendirilmemek için olanı, olduğu gibi gören/görebilen bir bakış açısını geliştirmek zorunda değil miyiz? Ben bu insanların ne yaptığını anlamaya çalışıyorum. Ortada bir organ mafyası var. İnsanlar (çocuk bedenleri) uyutuluyor. Onların organları alınıyor ve genç kalmak, daha çok yaşamak isteyen para babası yaşlı hıyarların bedenleri için kullanılıyor. Bunlara dair bir sürü film ve haber var. İnsan bedenleri ve insan organları servet olmuş. Asıl bunları konuşmak lâzım. Hem dünyada hem Türkiye’de meydana gelen ve insanın kanını donduran olayların magazin tarafı beni pek ilgilendirmiyor. Biliniyor ki insanlar, ürktükleri ve korktukları şeyleri pek fazla deşeleyemezler. İşte korkusuz ve cesur gazeteciler çıkacak, yapacaklarsa ancak onlar yapacak, der.

Bakın Epstein olayını görünen yüzünde bilgi kirliliği var, algı var, yönlendirme var. Suçun olduğu yerde ceza ve hukuk hiç olmaz mı? Peki hukuk nerede? Uyuşturucunun olduğu yerde cinsellik, haz ve fuhuş ile her türlü sapkınlık olmaz olur mu? Bakın adamlar oteller ve evlerde seks partileri bile düzenlemişler. Antalya ve Bodrum’da geceliği 100-150 bin lira olan otellerin önünden bile geçemezsiniz.

Dünyada milyonlarca “Epstein” benzerleri var. Bu menfur olayın siyasi tarafı var. Kreminal güçler dünyanın ger tarafında aynı zaman da politik güçlerdir. Mafya gruplarının yükselmesi ve alçalmaları devletteki yansımalarıyla alâkalı. Hiçbir mafya grubu devletin/devletlerin kullanacağı şiddet ve aparatlarla mücadele edemezler. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Büyük Şeytan’la el sıkışmadıkça iktidar da olamazsın. Devlet yönetiminde doğrudan yüksek kademelerde ahlâk falan aranmaz.

Epstein olayında ortada bir suç var. Hukuk ve ceza ne zaman devreye girecek? Bunun ekonomik tarafı var. Bir sürü antlaşmalar var. Haz Adası veya Günah Adası’nın bir network ağı var. Eşşek kadar adamlar gencecik kızlar ile kız çocuklarının bedenleri üzerinden neler neler yapmışlar? Epistein denen adam bir aracı, bir pazarlamacı ve finansör. Hayatın tek amacı haz olduğunda şeytanlaşmama imkânı yok. Bu günah adasında hazz-ı nefsler bir araya gelmiş. Daha nerelerde günah adaları var, haberimiz olmuyor. Onlar da ortaya çıkacak. Bu buz dağının pek görünmeyen Türkiye ayağı da var. Daha henüz oralara girmedik.

“Eğer insan ömrü boyunca nefsine, söz vererek onun kumandasında yaşamak isterse hayvanî bir hayatın mahkûmu olur.” N. Topçu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri