Mustafa ARSLAN'ın
Danimarka İzlenimleri - 1-
Rüzgar enerjisinde dünyanın bir numarası sayılan Danimarka, toplu ulaşımda kullanılan araçların fosil kaynaklı yakıtlar tüketmesinin önüne geçilmesini planlıyor. Ülkede bisikletle ulaşım oranının daha da artırılmasına dönük çalışmalar yapılıyor.
“Yerel yayıncılık yaparken basketbol deyimi ile steps yapmamak –hatalı yürümemek- lazım” demiştim Ünal Tanık ve Serkan Kalemciler’e Rize’nin Ayder Yolu’nda.
İnternet yerel, yaygın basın kavramlarını aşarak evrensel basını getirdi koydu önümüze. Bozkır Soğucak Köyü’nü tanıtan bir internet sitesi, ne kadar bir köy sitesi ne kadar bir dünya sitesi? Daha da somutlaştıralım. www.merhabahaber.com ne kadar yerel ne kadar dünyalı?
Bu soruların elbette bir cevabı var bizde.
Hz. Mevlana’nın Pergel Metaforu’nda olduğu gibi bir ayağı neredeyse arşın dibine inecek kadar sağlam ve sabit, Konya’da, Konya-Selçuklu algısı etrafında biriken değerlerde, diğer ayağı ise kompleksiz, özgüvenle, duruşla dünyada olan bir yayıncılık.
Hedef bu.
Harbi, hasbi hedef. Hesabi olmayan, hesabı da ancak harbilik ve hasbiliğini muhafaza için olan bir hedef.
Son dönem mutadımız olmayan sıklıkta yurtdışı seyahatleri yaptık. ‘Seyahatta sıhhat’ın sırrını yaşadık şükür.
Konya’yı unutmadan, dünyaya açıldık bir nevi.
Almanya, Belçika, Hollanda ve Fransa’dan sonra yolumuz bir ay geçmeden Danimarka’ya düştü.
Kopenhag Kriterleri ile kafamıza kazınan, 2009 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na ev sahipliği yapmış ve iyi ki de aklını temiz enerjiye takmış bir ülkeye gidecektik.
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, AB Dönem Başkanı Danimarka’ya, enerji ve iklim öncelikli bir çalışma ziyareti düzenlemişti ve bizi de Türkiye’nin yerel ve yaygın basın organlarından davetlilerle birlikte 6-9 Haziran arasında Kopenhaga götürmek istiyordu. Biz de davete icabet ettik.
Toplam 23 gazeteci, 2 koordinatör ve 1 çevirmenle birlikte 6 Haziran’da Kopenhag’a uçtuk. Telefon görüşmemiz çok olan ancak hiç yüz yüze görüşmediğimiz Mersin’den Abdi Satıroğlu ile buluştuk önce ve sonra da ekibin diğer üyeleri ile...
Kopenhag’ta gördüğüm en ilginç otellerden birinde bizi misafir etti AB.
Otelin nitelikleri aslında AB’nin nasıl bir ekonomik kriz içinde olduğunu anlatıyordu bize.
Gezinin şahsen benim çok üzerinde durmadığım –o kadar da konformist değilimdir- en olumsuz tarafı idi otel.
İyi çalışılmış, iyi düşünülmüş bir program hazırlanmıştı. Nerede ise aksaksız icra edildi. Yağmurun azizliğine uğrayan BIG diye adlandırılan Superlinken ziyareti dışında.
Mesaiyi tabi bir iş olsaydı eğer gezi, çift mesai yazılması gerekirdi endişeniz olmasın. Böylesi yoğun bir program Danimarka algımızı ve özellikle de gezinin hedefi olan iklim ve temiz enerji konularında bilgilerimizi artırmamızı, görgümüzü geliştirmeyi sağladı.
Uçuşumuzun ve otele yerleşmemizin hemen akabinde Uluslararası Basın Merkezi Başkanı Annemarie Zinck ile bir hoşgeldin-program gözden geçirme toplantısı yaptık. Ertesi gün Dışişleri Bakanlığı’nda Dış Politikadan Sorumlu Müsteşar ve Büyükelçi Michael Zilmer ile görüşmemizde hazır bulunan Bakanlık Bölüm Şefi Chiristel Ann-Sophie Maertens de Başan Zinck’in ‘Tüm Türkiye hoşgeldiniz’ dediği gibi olmasa da bizi karşıladı.
Basın Merkezi Başkanı Zinck’ten Danimarka basını ile ilgili bilgi alma fırsatı da bulduk. Avrupa’nın pek çok ülkesinde olduğu gibi burada gazeteler tabloit boyda basılıyordu. Basın merkezinden gün içinde isteyen basın mensupları rahatlıkla yararlanabiliyordu.
Danimarka ziyaretimizin belki de en flaş haberi Roj Tv ile ilgili olanı.
Zira Roj Tv artık Danimarka tarafından, terörist mihrakların yayın organı olarak tanınmış durumda. Bu son derece önemli bir gelişme. Kapanma ve benzerlerinin klonlanarak açılmasının önüne geçecek düzenlemenin yıl sonuna yetişmesi bekleniyor. Kaynak belirtmeme konusunda söz verdik. Bu sözümüzü tutuyoruz. Bizim de ‘dışişleri kaynaklarının’ bu konuda gözümüzün içine bakarak ‘kapatıyoruz’ sözünü tutmalarını beklemek hakkımız olsa gerek.
İkinci günün sabahında Kopenhag Belediyesi’nde iklim yöneticisi Martha Katrihe Sorensen tarafından 2025 Kopenhag Sera Gazi Salınım Oranını Azaltma Planı’nı dinliyoruz.
Bayan Sorensen’in, ‘uygarlık göstergesi’ olarak gösterilen şehir ışıklarının uzaydan algılanma oranını, ‘kirlilik’ olarak nitelemesi etkileyici.
Kopenhag 2025 Planını hazırlamış ve sivil toplum, siyaset ve toplumun diğer katmanlarının katılımını da sağlamış.
Plan, ısı tüketimini yüzde 20, şirketlerin enerji tüketimini yüzde 20, hanelerdeki elektrik tüketimini yüzde 10 düşürmeyi hedefliyor. Yapılmakta olan binalar belli kriterlere göre yapılırken, eski binaların yalıtımı konusu da ciddi bir program dahilinde takip ediliyor. Şehrin büyük bir bölümü merkezi sistem ile ısıtılırken soğutma ihtiyacına dönük de aynı yaklaşım ortaya konuluyor.
Plan hazırlanırken, 200 değişik grubun katılımı, özel şirketlerin görüşleri sağlanmış. Siyasi irade tek taraflı dayatmacı bir yaklaşım ortaya koymadan ortak bir hedefin nasıl gerçekleşeceği konusunda toplumun tüm katmanlarının katılımını almış. Bu arama, bu çalışma biçimi bizim yerel yönetimlerimiz için de mutlaka söz konusu olmalı.
Planda yenilenebilir enerji kaynaklarından daha etkin istifade birinci öncelik olarak alınırken, rüzgar enerjisi ile birlikte –rüzgar enerjisi konusunda dünyanın bir numarası Danimarka denilse yanlış bir tespit olmaz- güneş panellerinden istifa de hedefleniyor. Toplu ulaşımda kullanılan araçların fosil kaynaklı yakıtlar tüketmesinin önüne geçilmesi planlanırken, bisikletle ulaşım oranının daha da artırılmasına dönük çalışmalar yapılıyor. Konya, Türkiye’nin en fazla bisiklet kullanılan şehirlerinden biri ifadesi doğru bir ifade. Kopenhang’la Konya’nın bu konuda karşılaştırılmasının dahi söz konusu olamayacağını ifade etmeliyim.
Dışişleri’nin resmi koridorlarında, ‘Danimarka’nın enerji stratejisinin milli bir strateji olmanın ötesinde Avrupa Stratejisi olması’ hedefine ne kadar yaklaşıldığı, Dönem Başkanlığı’nı gönül rahatlı ile Kıbrıs Rum Kesimi’ne devredip devretmeyeceklerinin, ‘Sorumluluk, dinamizm, çevreye saygı ve güvenlik’ başlıklı 4 temel hedeflerini dönem başkanlıkları sürecinde ne derece başardıklarını, Euro Bölgesi’ndeki kriz konusunda, ‘Zorlu suların üzerindeki köprü’ görevini yerine getirip getiremediklerinin cevabını arıyoruz.
Her taraf Danimarka bayrakları ile dolu. Yadırganacak kadar çok.
Belediye otobüsleri resmi binalar, kırmızı-beyaz ama haçlı Danimarka bayrakları ile donatılmış. Sebebini soruyoruz. Biraz da gülerek kraliyet ailesinin doğum günü olabileceği ifade ediliyor. Bakıyoruz 5 Haziran Danimarka’da Anayasa Günü imiş. Buna yoruyoruz. Ertesi gün o kadar yoğunlukta olmasa da Danimarkalılar’ın bayraklarını çok sevdikleri kanaatimiz devam ediyor.
Sonra da her şakada bir gerçek vardır deyişinden hareketle geleceğin Başbakan adayı İklim ve Enerji Bakanı Martin Lidegaard ile görüşmek üzere bu bakanlığı hareket ediyoruz. Bakanlık görüşmemizi yarına bırakarak Danimarka’daki kardeşlerimiz konusu üzerinde duralım.
Danimarka’da yaşayan yabancıların sayıca en fazla olanı biz Türkler.
55-60 bin civarında Türk yaşıyor bu güneşi az, yağmuru çok, adası bol, günü uzun ülkede.
Çoğu Başkent’te yerleşik. Köylere inecek kadar dernekleşmiş durumdalar. Havaalanı için taksisine misafir olduğumuz Cihanbeylili Taksici Mustafa, “Hıdrellez’de biraraya geldik en son. Yılda en az iki defa toplanırız” diyor.
En kalabalık yabancı grubu Türkler ya en kalabalıkları da Konyalılar.
Türkleri Pakistanlı ve eski Yugoslavyalılar takip ederken, Konyalıları Sivaslılar izliyor.
Danimarkalılar’ın erkekleri ortalama 77.3 ve kadınları da 81.6 yıl yaşıyor. Emeklilik yaşı ise 67.
Emeklilik yaşının bu kadar ileri olması bizimkileri tercihe zorlayan etkenlerden biri. Hangi tercih?
Avrupa’nın yaşamakta olduğu ekonomik kriz, gurbetçilerimizi köklü kararlar almaya zorluyor. Danimarka kesin dönüşleri teşvik ediyor. Tüm Avrupa, 2. Dünya Savaşı sonrası inşa süreçleri, sanayileri ve ağır işleri için getirttiği vatandaşlarımızı şimdi ne yapacağını düşünüyor. Hoş, onlar sokak temizlemekten patronluğa, Almanya Gezi notlarımızda belirttiğimiz gibi avukat, bilim adamlığına doğru giderken, ilan edilen-edilmeyen bir rahatsızlığın da kaynağı oluyor. Maden işçiliğinden alperenliğe giden süreç ‘Türkler geliyor’ genetik kompleksini depreştiriyor Avrupalı’nın.
Taksici Mustafa, “Birinci kuşak uçak kanadında döndü. 50 yaşın üzeri ile 18 yaş altı da dönmekten yana” tespitinde bulunurken, havaalanında karşılaştığımız Sivaslı ablamız, uyuşturucu müptelası olan yavrularımızdan duyduğu endişeyi anlatıyor bize.
Danimarka Hükümeti kesin dönüş için 10 yıl çalışmış olmayı, 50 yaşın üzerinde olmayı şart olarak getirirken, 130 bin kron ve aylık 1000 lirayı da garanti ediyor.
Sivaslı hanımefendi, oğlunun uçak teknisyeni iken nasıl türlü bahanelerle işe alınmadığını anlatırken gözleri doluyor, “İlk kuşak eğitimsizdi. Ama şimdi yavrularımız eğitim aldı. Bilinçlendi. Temizlik yapacak adam arıyorlar. Ama bizimkiler o niteliği çoktan aştı” diyor gururla. Başörtüsü konusunda başlarda hiç bir sıkıntı çekmezlerken şimdi bone talepleri ile karşılaştıklarını anlatırken hüznü bir kat dana artıyor.
KOPENHAG KRİTERLERİ NEDİR?
22 Haziran 1993 tarihinde yapılan Kopenhag Zirvesi’nde, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği’nin genişlemesinin Merkezi Doğu Avrupa Ülkelerini kapsayacağını kabul etmiş ve aynı zamanda adaylık için başvuruda bulunan ülkelerin tam üyeliğe kabul edilmeden önce karşılaması gereken kriterleri de belirtmiştir. Bu kriterler siyasi, ekonomik ve topluluk mevzuatının benimsenmesi olmak üzere üç grupta toplanmıştır.
SİYASİ KRİTER:
Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve azınlık haklarını güvence altına alan kurumların varlığı.
EKONOMİK KRİTER:
İşleyen ve aynı zamanda Birlik içinde rekabetçi baskılara ve diğer serbest piyasa güçlerine dayanabilecek bir serbest piyasa ekonomisinin varlığı.
TOPLULUK MEVZUATININ BENİMSENMESİ:
Siyasi, ekonomik ve parasal birliğin hedeflerine bağlı kalmak üzere üyelik için gerekli yükümlülükleri yerine getirebilme kapasitesine sahip olmak.
AVRUPA BİRLİĞİ 1993 KOPENHAG ZİRVESİ’NDE KABUL EDİLEN TAM ÜYELİK KISTASLARI
Siyasi Kıstas: Ülkede demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına ve azınlık haklarına saygıyı teminat altına alan istikrarlı kurumların varlığı.
Ekonomik Kıstas: (1) İstikrarlı piyasa ekonomisinin mevcudiyeti; (2) Başta AB olmak üzere dış dünya rekabetine dayanma kapasitesi.
Uyum Kıstası: Siyasi Birlik ile Ekonomik ve Parasal Birlik de dahil olmak üzere, AB’nin müktesebatına uyum kapasitesi.
GEZİYE KATILAN GAZETECİLER
ADANA Yusuf TOPRAK
ANKARA Meltem ÖZGENÇ
ANTALYA Mehmet ÇINAR
BURSA Hikmet TUNÇEL
DENİZLİ Mustafa ÇİFTÇİ
DİYARBAKIR Adnan ŞİMŞEK
EDİRNE Emre SEDEF
ESKİŞEHİR Murat ATİKEL
ERZURUM Orkun CİZMALİ
GAZİANTEP Ahmet Eray ÜNVER
İZMİR Murat ŞAHİN
KAYSERİ Hamdi ALTUNTAŞ
KOCAELİ Cemalettin ÖZTÜRK
KONYA Mustafa ARSLAN
MERSİN Abdi SATIROĞLU
SAMSUN Mustafa ÇAKIR
ŞANLIURFA İbrahim Cemil AYHAN
TRABZON Rabia UZUN
VAN Erdal PERİHAN
ANKARA Mesut Hasan BENLİ
ANKARA Burcu ÇALIK
ANKARA Gözde Nur DONAT
ISTANBUL Emre ERGÜL
SAMSUN Müberra GENÇ (Koordinatör)
ANKARA Banu Nazife BUYURGAN (Koordinatör)
ANKARA Hatice Hande ÇULPAN (Tercüman)
.:: Devam Edecek ::.
---------------------------
YOĞUN BİR MAYIS SONU HAZİRAN BAŞI
Mayıs Ayı başı ve ortalarında yaşadığımız yoğunluk Mayıs sonu ve Haziran başında da devam etti. Bu süreçte çok yol kat ettik. Doğrusu çok da yorulduk. Temenni ederim hayırlı sonuçlara vesile olur.
BASIN İLAN KURUMU GENEL KURULU
Basın İlan Kurumu Genel Kurulu 3 aylık periyotlarla toplanıp, yazılı basının sorunları ve çözüm yolları üzerine verimli çalışmalar gerçekleştirir. Genel Kurul, gündemine yönetimin çalışıp getirdiği konularla birlikte üyelerin önerilerini de tartışır. Her yıl Şubat, Mayıs Ağustos ve Kasım genel kurullarında alınan kararlar sektörün düzenlenip, denetlenmesi ve teşvikini de beraberinde getirir. 2012 Şubat Genel Kurulu tarihi denilebilecek kararlara imza atılan bir genel kurul olmuştu. 23-25 Mayıs tarihleri arasında yapılan genel kurul ise Şubat’a oranla daha düşük yoğunluklu ama verimli çalışmaların yapıldığı bir genel kurul olarak dikkat çekti. Bir gün önce de yönetim kurulu toplantısı yaptığımız toplantıya Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk ilk defa katıldı. Bir önceki genel kurula da Başbakanlık’ın 3. Temsilcisi olarak 96-97’de Ankara’da birlikte çalıştığımız Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Kasım Davas ilk defa iştirak etmişti. Özellikle bakanlıkların yeniden yapılanması nedeni ile Hükümet Grubu’nda sık hareketliliklerin yaşandığı bir dönemi yaşıyoruz. Toplantı öncesinde, kısmı rahatsızlıklar geçiren Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Abdi Pehlivan ve Denetleme Kurulu Üyemiz Bülent Şimşek ile toplantı sonrasında rahatsızlandığını üzülerek haber aldığımız Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Kavaklı Hocamıza da bu vesile ile acil şifalar diliyoruz.
KARADENIZ SEFERI
Daha ayağımızın tozu dökülmeden bize bir de Karadeniz Seferi çıktı. Cuma Günü döndüğümüz Konya’dan Pazar Günü Trabzon üzerinden Rize’ye gitmek üzere tekrar hareket ettik. İstanbul Trabzon arası uluslararası uçuş kadar süren bir yolculuk aslında. Akşam saatlerinde indiğimiz Trabzon’dan karayolu ile Rize’ye geçtik. İnsan, şehrinden, bölgesinden bir Başbakan çıkmasını istemiyor değil. Delinen dağlar, ‘kaymak’ gibi asfalttan Rize’ye ulaştık. Sabah bizi oldukça yoğun bir program bekliyordu. Basın İlan Kurumu ile birlikte İnternet Medya ve Bilişim Federasyonu (İMEF) ile Rize İli’nde Üniversite Geliştirme Derneği- Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği İnternet ve Yeni Medya Konferansı’na katıldık.
Programda İnternet Medyası’nın Sosyal Etkilerini tanıdık bir isim sundu; Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah Koçak. Haber61.net sahibi Tanju Akıncıoğlu pratiğe ilişkin bir sunum yaparken, İnternet Medyası’nda Telif Hakları ve Kişilik Hakları İhlalleri’ne ilişkin sunumu sektörün dikkat çekici isimlerinden ensonhaber.com’un sahibi Serkan Kalemciler yaptı. Hepinizin bir şekilde tanıdığı ya da ismini duyduğu rotahaber.com’un sahibi –ki rotahaberi de çocuğu gibi görüyor kendisi- Ünal Tanık, İnternet Medyası ve Dünyadaki Gelişmeleri anlattı. Nihayet Medya Koçluğu ve Mentorluk başlıklı ilginç sunum/şovu da Leyla Bilen gerçekleştirdi.
Programa BİK ekibi olarak yönetim kurulu üyeleri bendeniz ve Prof. Yusuf Karakoç, Genel Müdür Mehmet Atalay, Genel Müdür Yardımcısı Cem Elçin, Muhasebe Müdürü Furkan Demircioğlu, Hukuk Müdürü Gökhan Türkoğlu tek kale maç yapacak çoğunluğa erişmiş bulunan basın müşavirliği ekibinden arkadaşlar Yaşar Durukan ve diğer arkadaşlar hazır bulundu. İMEF Genel Başkanı Nizamettin Bilici, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Yılmaz ve ev sahibimiz İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Seyfullah Hacımüftüoğlu birer açış konuşması yaptı. Seyfullah Bey, Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı görevinden Rize Valiliği’ne atanmıştı. Aynı zamanda BİK Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı da yürütüyordu o sırada. 2 yıl sonra eski yönetim kurulu başkanına ziyaret ve program birlikte düşünülürken, İçişleri Müsteşarlığı’na yapılan atama haberi geldi. İşte Vali-Müsteşar Seyfullah Bey’in veda turlarına rast gelen bir vasatta biz de misafiri olduk.
Program vesilesi ile dostlarımız Giresun Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bekir Bayram, Bayburt Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yaşar Yıldız, Artvin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Tolga Gül, Samsun Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İsmail Temiz, Gümüşhane Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Hayati Yalçın, Rize Gazeteciler ve Muhabirler Derneği Başkanı Mustafa Bayrak ve Rize Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Faik Bakoğlu ile de kucaklaşma imkanı bulduk. Trabzon, Tokat, Ordu ve diğer bölge illerinden gazeteci dostlarımızla da sohbet fırsatı yakaladık.
.:: DEVAM EDECEK ::.