Enerji Güvenliği, Egemenliği ve Dayanışması

Enerji Güvenliği, Egemenliği ve Dayanışması

Daniel Yergin, petrolün tarihini anlatan The Prize kitabıyla Pulitzer Ödülü almış bir yazar. “Ensuring Energy Security” (Enerji Güvenliğini Sağlamak) başlıklı makalesi, 2006'nın mart-nisan sayısında Foreign Affairs dergisinde yayımlandı.

Makalenin yazıldığı dönemde petrol fiyatları üç yılda iki katına çıkmıştı. 2006'nın başında Rusya ile Ukrayna arasındaki gaz anlaşmazlığı Avrupa'ya giden gazı geçici olarak kesmişti. Bir yıl önce ABD'yi vuran Katrina ve Rita kasırgaları ise petrol, gaz ve elektriği aynı anda durdurmuştu.

Yergin yukarıda adı geçen makalesine Churchill'in bir kararıyla başlıyor. Birinci Dünya Savaşı'ndan hemen önce İngiliz donanması kömürden petrole geçiyor. Donanma hızlanıyor ama artık kendi topraklarındaki güvenilir İrlanda kömürüne değil, uzaktaki İran petrolüne bel bağlanıyor. Churchill bu riske kaynak çeşitliliğiyle cevap veriyor.

Yergin, elde edilen deneyimlerden çıkan dört ilkeyi şöyle sıralıyor:

- Tek kaynağa bağlı kalmamak. Kaynak sayısı arttıkça birinden gelen kesintinin etkisi azalır.

- Yedek tutmak. Stoklar, depolar, yedek üretim kapasitesi ve önceden hazırlanmış kriz planları bir “güvenlik marjı” oluşturur.

- Tek bir dünya piyasası olduğunu kabul etmek. Yergin'e göre petrolde tek bir küresel piyasa vardır ve hiçbir ülke bu piyasadan ayrılarak güvenlik sağlayamaz.

- Doğru bilgi. Kriz anlarında söylentiler paniğe yol açar. Hükümetler ve şirketler zamanında, güvenilir bilgi paylaşmalıdır.

Yergin bu ilkelere iki başlık daha ekliyor. Birincisi Çin ve Hindistan'ın küresel enerji sistemine dahil edilmesi. İkincisi kuyudan elektrik hattına kadar bütün zincirin korunması. Bu zincirin zayıf noktaları arasında Hürmüz Boğazı, Süveyş Kanalı, Babülmendep, Malakka Boğazı ve Rus ve Hazar petrolünün ana çıkış yolu olarak İstanbul Boğazı'nı sayıyor.

Yergin'e göre enerji güvenliği her ülke için farklı bir anlam taşıyor. İhracatçı ülkeler satışlarının sürmesini, yani “talep güvenliğini” önemsiyor. Rusya stratejik kaynaklar ve boru hatları üzerinde devlet denetimini yeniden kurmak istiyor. Avrupa ise ithal gaza bağımlılığını nasıl yöneteceğini tartışıyor. Yazar makaleyi şu cümleyle bağlıyor: Enerji güvenliği, ülkelerin birbirleriyle ilişkilerini nasıl yönettiğine bağlıdır.

LaBelle: “Karşılıklı bağımlılık dönemi bitti”

Enerji krizlerinin gündemden düşmediği şu günlerde; enerji güvenliği, enerji egemenliği ve enerji dayanışması gibi kavramları yakın zamanda yeniden ele alan ve Yergin’in ele aldığı konuya paralel bir başka makale kaleme alan diğer bir isim ise Michael C. LaBelle.

Viyana'daki Central European University'de öğretim üyesi olan LaBelle’nin makalesi 2024'te Energy Strategy Reviews dergisinde yayımlandı. Başlığı, Avrupa'da enerji karşılıklı bağımlılığı döneminin sona erdiğini söylüyor.

LaBelle, hikâyeyi 1970'lerden başlatıyor. Petrol krizlerinden sonra Batı Avrupa, Sovyetler Birliği'nden ve ardından Rusya'dan gaz almaya yöneldi. Beklenti, karşılıklı ticaretin iki tarafı da birbirine bağlayacağı ve istikrar getireceğiydi.

Makalenin merkezinde Almanya ile Polonya var. 2012'de açılan Kuzey Akım boru hattı Rus gazını Baltık Denizi'nin altından doğrudan Almanya'ya taşıdı. Almanya bunu transit ülkelerdeki riskten kurtulmak olarak gördü. Polonya ise hattın kendisini devre dışı bıraktığını söyledi. Polonya'nın açtığı dava 2021'de AB Adalet Divanı'nda sonuçlandı. Mahkeme, enerji dayanışmasının bütün üye ülkeler için bağlayıcı bir ilke olduğuna hükmetti.

Aynı yıl Gazprom Avrupa'ya giden gazı kıstı ve fiyatlar yükseldi. Şubat 2022'de Rusya Ukrayna'yı işgal etti. AB bunun ardından Rusya'ya yaptırımlar uyguladı, Rus petrolüne tavan fiyat getirdi ve üye ülkeler için ortak gaz alım platformunu kurdu. Makaledeki verilere göre Avrupa'nın Rus gazı ithalatı 2020'de yüzde 40 iken Ocak 2023'te yüzde 10'un altına indi. Rusya'nın petrol ve gaz gelirleri ise bir yılda yüzde 46 azaldı.

LaBelle bu süreci üç kavramla anlatıyor:

-Enerji güvenliği: Enerjinin bulunabilir ve ucuz olmasının yanında, kimden ve hangi koşullarla geldiği.

-Enerji egemenliği: Bir ülkenin enerji kararlarını kendisinin verebilmesi. Enerji konulu dış tehdit çarpanlarının iç siyaseti etkilememesi.

-Enerji dayanışması: Üye ülkelerin birbirinin enerji güvenliğine zarar vermemesi ve zor günde birlikte hareket etmesi.

Yazara göre dayanışma, ülkelerin enerji egemenliklerinin bir kısmını ortak bir havuzda toplamasıyla ortaya çıkıyor. LaBelle'in makalenin sonunda vardığı sonuç ise şu: Ortak değerler olmadığında karşılıklı bağımlılık, bir bağımlılığa dönüşüyor.

İki makalenin buluştuğu yer

LaBelle makalesinde Yergin'e birkaç kez atıf yapıyor. İki yazar arasındaki bağlantı tek bir cümlede görülüyor. Yergin 2006'da hiçbir ülkenin küresel piyasadan ayrılarak güvenlik sağlayamayacağını savunurken, LaBelle ise 2024'te, AB ile Rusya'nın bu ayrılığı fiilen yaşadığını ve yeni bir döneme geçildiğini vurguluyor.

Yergin 2006'da Rusya'nın kaynakları ve boru hatları üzerinde devlet denetimini hedeflediğini not ederken, LaBelle aynı ilişkinin 2021-2022'de bir kopuşla sonuçlanmasını anlatıyor.

Bu köşede bir sonraki yazıda bu kavramlarla işin bizi daha yakından ilgilendiren kısımlarına bakacağız. Avrasya'ya ve Türk dünyası ekseninde; çeşitlendirme, güvenlik marjı, karşılıklı bağımlılık, egemenlik ve dayanışma….

Yararlanılan kaynaklar

Bu yazıda iki temel metinden faydalanılmıştır: Daniel Yergin, “Ensuring Energy Security”, Foreign Affairs, Cilt 85, Sayı 2 (Mart/Nisan 2006), s. 69–82 ve Michael C. LaBelle, “Breaking the era of energy interdependence in Europe: A multidimensional reframing of energy security, sovereignty, and solidarity”, Energy Strategy Reviews, Cilt 52 (2024), makale no. 101314. Makalelerin içeriği, yazarların kendi verileri ve atıflarıyla aktarılmıştır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri