Enerji Artık Milli Güvenlik Meselesi

Enerji Artık Milli Güvenlik Meselesi

ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları devam ediyor. Ortadoğu’da yaşanan sıcak gelişmeler yalnızca bölgeyi etkilemiyor, Türkiye ve birçok Avrupa ülkesi de yaşanan gerilimden dolayı olumsuz etkileniyor. Özellikle de enerji darboğazının yaşanması ülkeleri de kritik sorunlarla karşılaştırıyor.

Türkiye olarak yalnızca sınırları korumak görevimiz olmamalı. Enerji hatlarını da sınırlarımız gibi savunup korumalıyız. Çünkü enerji artık milli güvenlik meselesi oldu.

Enerji altyapılarının güvenliği hayati önem taşıyor. Her türlü fiyat baskısına hazırlıklı olmalıyız. Savaşın sonu görünmüyor ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar sürüyor. Bu durumda birçok kalem zarar görüyor. ‘Biz savaşın içinde değiliz’ mantığı yanlış bir yaklaşım. Fiyat baskısı, ürün tedariki, deniz ticareti, petrol fiyatları gibi birçok unsur savaşla beraber karşımıza çıkıyor. Bu yalnızca ülkeler arasında olan bir çatışma değil, enerji hatlarında kurulmak istenilen üstünlük durumu.

ABD Başkanı Donald Trump, her geçen gün yeni bir açıklamasıyla skandala imza atıyor. Trump, Hürmüz Boğazı'nı açması için İran'a 48 saat süre verdi ve aksi takdirde ülkenin enerji altyapısını hedef alma tehdidinde bulundu. İran'ın enerji santrallerine yönelik bir saldırı olması durumunda da Körfez'deki ABD üslerine elektrik sağlayan enerji santrallerine misilleme yapacağı açıklandı. Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapatılacağı da duyuruldu.

Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle özellikle Körfez ülkelerinden yapılan petrol ihracatı azaldı. Petrol ve doğal gaz gelirlerinde ciddi kayıplar yaşandı. Hürmüz’ün kapalı kalması, yalnızca askerî bir krizle sınırlı kalmadı. ABD yönetimi bir yandan boğazda geçiş güvenliğini sağlamaya dönük askerî seçenekleri tartışırken, bir yandan da bölgeye ek deniz piyadesi ve savaş gemileri göndererek baskıyı artırıyor. Bu şekilde, müzakereci görünüp tehdit etmek gibi bir durum ortaya çıkıyor. Şu an ise Hürmüz’den geçiş kısıtlı durumda. Trump, yaptığı açıklamada, İran’daki enerji tesislerine yönelik planlanan saldırıların beş günlüğüne askıya alındığını duyurdu. Sürece göre uzlaşma olabileceği öne sürüldü. Ama aba altından sopa göstermek deyimi vardır ya, Trump’ın dengesiz tavırları da buna tam olarak uydu. Uzlaşma gündeme gelirken aksi olursa askeri seçeneklerin devrede kalacağı da konuşuldu. Trump’ın açıklamalarına ise İran’dan yanıt geldi. Herhangi bir müzakerenin sağlanmadığı öne sürüldü.

Savaşın bir başka boyuta da tarım oldu. Dünyadaki üre ihracatının yaklaşık üçte biri Hürmüz Boğazı üzerinden yapılırken, fosfatlı gübre üretiminde kritik ham madde olan küresel kükürt ihracatının yüzde 45'i de bu stratejik su yolu üzerinden sevk ediliyor. Lojistik aksamalar nedeniyle son 2 haftada ihraç edilmesi planlanan 2,1 milyon tondan fazla üre stokunun yaklaşık yarısı gemilere yüklenemedi. Hürmüz Boğazı rotası, sadece enerji sevkiyatı değil, üre ve amonyak gibi stratejik ham maddelerin dünya pazarlarına ulaştırılmasında da dünyanın en önemli hattı konumunda bulunuyor. Bu tür aksaklıklar devam ettikçe birçok ülkede tarım rekoltelerinde düşüşler yaşanabilir. Enerji maliyetleriyle de üretim büyük bir darbe alabilir. Tam kapanma olmasa bile gemilerin beklemesi bile ticaret yolunda aksaklığa neden oluyor. Kısacası bugünkü hasarı dert edindiğimiz kadar yarın karşılaşacağımız riske de önlem almalıyız. Kriz kapıdayken değil, kapıya gelmeden tedbiri sağlamalıyız. Mesele sadece enerji değil bağımsızlık, üretim ve gelecek meselesi.

Kalın sağlıcakla…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri