Emperyalistlerin Zihnimize Attığı Pençe

.
İlkçağ; Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesi ve Batı Roma’nın yıkılmasıyla sona ermiştir. Bu dönemde, Roma İmparatorluğu’nun varlığından bir Hintli’nin, bir Tuva Türk’ünün, bir Çinli’nin haberi yoktu. Bunun nedeni olarak; bu dönemde gazete, televizyon, radyo gibi iletişim araçlarının yokluğunu gösterebiliriz.
Avrupalılar kendileri için önemli olan olaylarla, çağları sona erdirip başlatıyor ve bunu bütün insanlığa mal ediyorlar. İnsanlığın hafızasını teslim alıyorlar. Bir milletin geçmişi teslim alındıktan sonra, geleceği istenildiği gibi şekillenir. Bu bir kuraldır. Bu konu ile ilgili olarak rahmetli Cengiz Aytmatov’un “Mankurt” tiplemesi iyi bir örnektir.
Bizim millet olarak tarihimizi iyi bildiğimiz söylenemez. Acı ama gerçek, kendi tarihimizi çoğunlukla yabancılardan öğrendik ve öğrenmeye devam ediyoruz. İlim yapmak için bazı temel eserlere ihtiyacımız var. Yabancıların yazdığı tarih kitaplarına ne kadar güvenebiliriz? Tarihi belgelerin orijinalinin doğru tercüme edildiğine ne kadar güvenebiliriz?
    Bir televizyon programında, bir tarihçi diyor ki; “Baltacı, sarayda odun yaran adama verilen unvandır!” diyor ve devam ediyor: “Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde de liyakat asıldır. Hayatın neresinden başlanırsa başlansın, yeteneği onu en yüksek mevkilere götürebilir!” diye ilave ediyor. Yani kendi tarihini bilgi eksikliği ile karalıyor, ABD’yi yüceltiyor.
    Şahsen ben branşım olmamasına rağmen, âcizane araştırmacı sıfatımla biliyorum ki; devlet hayatında “baltacı” odun yaran adam değildir. “Saray muhafızı” demektir. Baltacılık mevkiinde bulunup da, “Baltacı” lakabını taşımamakla beraber birçok sadrazam buradan gelmiştir. Bizim yabancı zihniyetli tarihçimiz bunu bilse, “Baltacı’ya, sarayda odun yaran adam” demez!
Tarih ile ilgili söylenen en büyük yalanlardan biri de “Harem” meselesidir. “Harem” Devlet başkanlarının doğup büyüdüğü yerdir. Bu kadar önemli olan “harem” ile ilgili yalanlar, yıpratmak için Batılılar tarafından uydurulmuş, uzun yıllar bu milletin çocukları kandırılmıştır.
Bizi tarihimizden soğutmaya, ecdadımızdan koparmaya dair uydurulan bu yalanlara karşı mücadele veren aydınlarımızdan sayın Can Alpgüvenç, “Hayırda Yarışan Hanım Sultanlar' adında bir kitap yayınladı. Harem konusuna da değindiği bu eserinde vakıf kurup halka hizmet eden padişah analarını, kızlarını güzel bir üslupla, tarihî gerçeklere uygun olarak anlatmaktadır. Tabhanelerden, kervansaraylardan, imarethanelerden, darüşşifalardan uzun uzun bahsetmektedir. Eserinde bilhassa tabhaneler dikkat çekiyor. Darüşşifalarda yani hastanelerde tedavi edilenler, sağlıklarına kavuştukları halde cemiyete karışacak derecede enerjileri yoksa buralarda bakılırlardı. Bugün bile sosyal yönüyle iftihar eden hiçbir devlette böyle bir kurum yoktur.
Osmanlı medeniyeti, sadece insanlara merhamet gösteren bir medeniyet değildi. Kanadı kırık kuşlar için bile vakıflar vardı. Osmanlı döneminde nalsız at, katır ve eşek kullanmak yasaktı. Hatta daha da ayrıntısı, bir inekte buzağının içeceği süt bırakılmaz ise, inek sahibi uyarılırdı. Şayet inek sahibi bu uyarıyı dikkate almazsa, inek elinden alınırdı.
Osmanlı medeniyetinin; hem insanlara, hem de diğer canlılara gösterilen bir merhamete dayandığını, kendi tarihi verilerimize dayanan eserlerden öğrenmek mümkündür. Bunun en iyi örneği “Hayırda Yarışan Hanımlar” isimli eserdir. Bu eseri bütün gençlerimizin mutlaka okuması gerekir.
Bizim toplum olarak, kendi tarihimizi doğru olarak ele alan yazarlara ve onların eserlerine ihtiyacımız vardır Bu konuda Avrupalı, Amerikalı yazarlara ihtiyacımız yok. Biz köklü bir milletin, köklü bir devlet geleneği olan milletin torunlarıyız. Batı’ya medeniyeti öğreten bizim atalarımızdır.
Her alanda olduğu gibi, tarih alanında da, gerçek tarihi belgelerimize dayalı eserlere, her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Millet olarak, bu alanda emperyalist zihniyetin pençesindeyiz. Emperyalistlerin zihnimize attıkları pençeden kurtulmak için, bizim tarihimizi doğru anlatan eserleri okumalı, özellikle gençlerimize okutmalıyız.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri