Ekonomik yazılar serisi: İşsizlik Çığ Bibi Büyüyor

Nevzat Laleli
Mutluluk ve saadetin en önemli ölçülerinden birisi, insanın evine ve çocuklarına onların ihtiyaçlarını giderecek bir şeyler götürebilmesidir. Eğer bir baba bir işte çalışıyor ve aldığı ücretiyle evine bir şeyler götürebiliyorsa ailesinde, çevresinde ve ülkesinde mutluluğa ait önemli hususu yakalamış demektir. En asgariden ( en azından) yaşamaları için yiyecek, soğuktan korunmak giyecek, barınmak için bir ev, çocukların eğitim ve öğrenimi ile sağlık harcamalarının karşılanmasını sağlayacak bir gelirin olması gerekmektedir.

Eğer baba böyle bir gelirden mahrumsa yani işi yoksa veya bugün gülünç düzeydeki asgari ücretle yaşamaya çalışmaktaysa bu durum babayı da, aileyi de ve o ailenin bulunduğu milleti de büyük bir huzursuzluğun içerisine sokacak demektir. Atalarımız bu zor ve sıkıntılı durum için; “aç tavuk, buğday ambarını deler” demişlerdir.

Düşünebiliyor musunuz? Evinize ekmek götüremiyor, yağmur ve çamurda ayakkabısından ayağına su geçen, çamur geçen evladınıza elbise ve ayakkabı alamıyorsunuz. Hastalanan yavrunuzu doktora götüremiyor ona ilaç alamıyorsunuz. Açlık, hastalık ve eğitimsizlik içerisinde çırpınan ailenizin ve evladınızın yanında düşeceğiniz manevi sıkıntıları tahmin edebiliyor musunuz? Ailenizin veya evladınızın çığlıklarına ne kadar dayanabilirsiniz? Kaç gün, kaç hafta veya kaç ay?

Bu sebeplerden dolayı toplumu idare edenler, hükümetler; kendi toplumlarında aç ve açıkta kimsenin kalmamasına, işsizliği önlemeye azami (en çok) gayret etmelidirler. Bu yöneticilere anayasanın emrettiği ve topluma karşı en başta gelen görevlerindendir.

NÜFUSUMUZ ARTIYOR

Allah’a (c.c) şükürler olsun ki nüfusumuz artmaktadır. Çünkü nüfusu artan toplumlar yaş ortalaması genç olan toplumdur. Örneğin Avrupa’da nüfusları artmadığı hatta azaldığı için yaş ortalamaları yükselmekte, ülke yaşlı insanlar ülkesi haline gelmektedir.

Hükümetler, artan nüfusumuz için iş yerleri hazırlamalıdırlar. Hem de nüfus artış oranı yüzdesi ile istihdam (iş yerleri) artış oranı aynı olmalı, her iki konunun trendi paralel olarak artış göstermelidir.

2002 yılında 368 milletvekilliği kazanarak iktidara gelen AKP bu önemli hususta neler yapmış, artan nüfusumuz için hangi iş yerlerini hazırlamıştır. İşte yeni bir seçime gidiyoruz. Her ne kadar bu seçim bir mahalli seçim ise de 29.Mart.2009 seçimlerinin ana gündemi bu olmalıydı. Ancak bu önemli konu “milletin gündemi” olduğu halde, ne iktidar partisinin ne de ana muhalefet partisinin bu konuda üzerinde durmadıkları, daha çok oy alabilmek için kendi uydurduklar yapay gündemlerle insanımızı boşu boşuna meşgul ettikleri gözlemlenmiştir.

Başbakan Recep Tayip Erdoğan, iktidara geldiklerinin daha ilk aylarında, bir toplantıda kalabalıklar arasında kendinden evladı için iş isteyen bir babaya; “Kimse iş için bana gelmesin” buyurarak (!), daha baştan hükümetin iş konusunda ne bir fikir ve ne de çalışması olmadığının mesajını vermişti. Bir başka topluluktan bir kişi hasta annesi için yardımcı olunmasını istediğinde de aynı başbakan; “…ananı da al da git” diyerek hakarete varan sözler söylemişti.

BUGÜN İŞSİZLİĞİN BOYUTLARI

2006 yılı sonu itibariyle işsizlik rakamı büyük boyutlara erişmiş, resmi rakamlara göre 2002 yılı sonunda yani AKP hükümetinin iktidara geldiği zaman 3.484.000 olan işsiz sayısını, 2006 yılı sonunda 837.000 kişi daha artırarak 4.321.000 kişiye çıkarmıştır.

Şimdi 2009’yız ve küresel kriz veya ülkemizdeki kriz sebebiyle birçok işyeri kapandı ve milyonlarca insanımız işsiz kaldı. Takriben 900.000 kişiyi bulan bu işsizler rakamını da mevcut rakama eklersek 5.221.000 kişiye çıkar. AKP, Anayasayı değiştirecek bir güçle geldiği halde (Cumhuriyet tarihimizin en güçlü iktidarı) kendi iktidarında, mevcut işsizliği azaltmamış bilakis bunlara yeni işsizleri de eklemiştir.

Yukarıda verilen işsizler ordusu rakamları “İş ve İşçi Bulma kurumuna başvuran” insanlardır. Ve işsizlerin önemli bir bölümü yüksek öğrenim yapan geçlerdir. Elinde zanaatı, cebinde diploması olduğu halde işsizdirler, aç ve açıkta kalmışlardır.

Hâlbuki ülkemizin kârlı ve stratejik kuruluşları (POAŞ- Petrol Ofisi, Ereğli Demir Çelik ve TELEKOM gibi) “Özelleştirme” adıyla birer birer yabancılara satılmış, onlar da mevcut işçileri bile çıkartarak yeni işsizlerin oluşmasını sağlamışlardır. Ayrıca “tüketim toplumunda bilhassa ithale dayalı ticaret rejimimizde” yerli işyerleri birer birer kapanarak işsizler ordusunun sayısı artırılmıştır. 2002 yılında kapanan şirket sayısı 3.495 iken 2006 yılında kapanan şirket sayısı rekor seviyeye ulaşmış ve rakam 8.996’ya yükselmiştir. 2009 yılı başı itibariyle kapanan işyeri sayısı 15.000’i geçmiştir. İşsiz sayısı % 25’lere çıkmış her dört kişiden birisi ülkemde işsiz kalmıştır.

İŞSİZLİK NASIL ÖNLENİR

İşsizliğin artmasındaki en büyük pay, AKP’nin hükümet programında “Üretimi artırıcı önlemler” almamasıdır. Fabrikalar, yatırımlar, her sahadaki üretimler ile ihracat teşvik edilmeli, üreten insanlara en büyük ödüller verilmeliydi. Üretimin ülkemizde bir değeri olduğu görülmeli ve her kes üretime yönelmeliydi. Çiftçinin, besicinin ürettiği mallar hükümetin sağlayacağı organizasyonlarla pazara ulaştırılmalı ve satışı temin edilmeliydi. Böylece yeni istihdam alanları meydana gelmeli ve işsizlik azalmalıydı. Tabii bunun için önce “Sanayileşme ve kalkınmaya inanmak lazım, aşk lazım ve gayretle çalışmak lazımdır

Bu satırları yazan kardeşinizin bir makine mühendisi olduğunu ve 1975 yılında ülkemizde başlatılan “Ağır Sanayi hamlesinde” Sanayi ve Ticaret bakanı Bakan müşaviri olarak görev yapmış bir kişi olduğunu söylemeliyim. “Milli Görüş’ün yarım yamalak iktidarında” 200 Ağır sanayi fabrikasının (her birinde binlerce yönetici ve işçinin çalışacağı fabrika yapan fabrikalar; Motor, Traktör, Uçak, Silah, Elektronik, Elektromekanik gibi, fabrikalar) yapılmasına çalışılmış, 1977’de “Güneş motel oyunlarıyla” hükümet yıkılırken, bu fabrikalardan 70 tanesi işletmeye açılmış, 130 tanesi de programına uygun olarak zaman içerisinde açılacağı var sayılmıştır.

Milletimiz; kendinin ve evladının bir işe kavuşmasını ve bu vatanda insanca yaşamasının istiyorsa, “testiyi dolduranla, kıranı ayırmalı” ve “emanetini” testiyi doldurana vermelidir.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.